eğitim haber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eğitim haber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Aralık 2012 Cumartesi

Polis ve Askeri Öğrencilerde mi üniformayı atıyor?


İlkpkul ve liselere kıyafet serbestiyeti getirildiği açıklayan Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer'in ardından bir açıklamada Bekir Bozdağ'dan geldi.Sivilleşmeyi iyice önemseyen hükümet, Başbakan yardımcısı Bozdağ'ın "artık sivilleşme zamanı diyerek polis ve askeri öğrencilerin de üniforma yerine sivilleşeceği sinyali verdi.

 İşte haber;

 

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, askeri okullar ile polis okullarında da sivilleşme sinyali verdi.

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, askeri ve polis okullarında üniformalı öğrenciler olduğunu belirterek, ''Artık sivilleşme k zamanıdır. Üniformalı dönemlerin sona ermesi lazım'' dedi.
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Boğazlıyan Kaymakamı Ömer Faruk Çelik'i ziyaretinde yaptığı açıklamada, okullarda kıyafet serbestliğiyle, öğrencilere hangi kıyafetle rahat ediyorsa onu giyebilme imkanının getirildiğini söyledi.

KILIÇDAROĞLU'NUN TORUNUNA DA HÜRRİYET VERDİK
Askeri ve polis okullarında üniformalı öğrenciler olduğunu anlatan Bozdağ, ''Devlet okulları ve özel okullara baktığımızda da orada da üniformalı öğrencilerimiz var. Artık sivilleşmek zamanıdır. Üniformalı dönemlerin sona ermesi lazım.
Artık tek tipçiliğin savunucusu olan Kılıçdaroğlu ve arkadaşları buna alışmalıdır. Eminim Sayın Kılıçdaroğlu torunları için daha güzel kıyafetler seçme imkanı bulacaktır. Ona da hürriyet verdik'' diye konuştu.

internethaber

28 Kasım 2012 Çarşamba

Bakan'dan bir "müjde" daha okullar artist yetiştirecek

Bakan'dan bir "müjde" daha saçları uzatmak serbest bir küpe kaldı
Milli Eğitim Bakanı Dinçer, okullarda serbest kıyafet uygulamasına ilişkin Cihan Haber Ajansı'na (Cihan) açıklamada bulundu.

Dinçer, bu değişikliğe ihtiyaç duymalarındaki başlıca sebebin Türkiye'deki demokratikleşmenin gelişmesi ve yaygınlaşması olduğunu belirtti.

Milli Eğitim Bakanı, "Türkiye'de otoriter yapıdan demokrasiye doğru ilerleyen süreç içerisinde biz de eğitim sisteminde demokratikleşme yapmaya çalışıyoruz." dedi.

Ömer Dinçer, ikinci olarak ise tüm dünyada eğitim sisteminin giderek daha esnek hale geldiğini ve daha önce var olan arz odaklı eğitim anlayışından talep odaklı bir eğitim anlayşına doğru bir evrimleşme söz konusu olduğuna dikkat çekti.

"Eğitim sistemimizde buna paralel olarak esneklik sağlamaya, biraz zenginleştirmeye, çeşitlendirmeye çalışıyorduk hatırlarsanız." diyen Dinçer, okul kıyafetlerinin serbestleşmesinin bu iki gelişmeyi pekiştiren ve bunlara paralel bir gelişme olduğunu vurguladı.

Dinçer, bu yeni uygulamayı çok önemsediğini, çünkü bu eğitim sistemimizin daha demokratik ve esnek olduğuna dair bir sembolü ortaya koyacağını ifade etti.

Dinçer, "Siz temel değerler olarak demokratikleşiyorken otoriter bir anlayışı sembolize eden tek tip elbiseyi uygulamaya devam ettiğinizde, bu birbiriyle çok uyumlu görünmüyordu." diye konuştu.

Uygulamada esas olan şey çocukların okula serbest kıyafetle gelmesini sağlamak olduğunu kaydeden Dinçer, "Tabi bunun dışında istisnalar var, bunları belirledik. Mesela lise çağındaki çocuklarımız sakal ve bıyık bırakamayacak, kızlarımız makyaj yapamayacak. Zaten bunlar önceki yönetmeliklerde de vardı. Yine kızlarımız diz üstü veya derin yırtmaçlı etek, vücut hatlarını belli eden tayt veya şeffaf elbiseler giyemeyecekler." dedi.

Bunların dışında öğrencilerin serbestçe giyinebileceğini belirten Milli Eğitim Bakanı, bakımlı ve temiz olmak şartıyla öğrencilerin saçlarını uzatabileceğini kaydetti.

Bu konuda en çok eleştiri yapılan noktanın zengin-fakir arasında eşitsizliği arttırmayacak mı konusu geldiğini aktaran Dinçer, bunun doğru bir eleştiri olmadığını ve bu konunun birkaç boyutu bulunduğunu belirtti.

Tek tip kıyafetten bahsedildiğinde aslında iki farklı şeyden bahsedildiğini ve bunlardan birinin önlük olduğunu söyleyen Dinçer sözlerini şöyle sürdürdü: "Önlük artık şehirlerde çok kullanılmıyor. Daha çok kırsal çevrelerde kullanılıyor. Bu, o bölgede veli için zaten maliyet demek. Şehir merkezlerinde ise daha çok okul forması var. Sizler de biliyorsunuz okul yönetimi belirli bir mağazayla belirli bir ücret üzerinden anlaşıyor ve velileri oraya yönlendiriyorlar. Bu da ciddi bir maliyeti beraberinde getiriyor. Halbuki çocuklar günlük kıyafetlerini giyip geldiklerinde bu maliyet olmayacak."

"TARTIŞMALARIN MEVCUT STATÜKOYA ÇOK ALIŞMIŞ OLMAMIZDAN KAYNAKLANIYOR"

Ayrıca çocukların okul çıkışında aynı arkadaşlarıyla oynamaya devam ettiğine dikkat çeken Dinçer, "Eğer kıyafetler okul dışında sorun olmuyorsa okulda da olmayacak diyorum. Başlangıçta yadırganabilir ancak zaman içinde alışılacağını düşünüyorum." diye konuştu.

Dinçer, kıyafet farklılığı gerçekten sorun olacaksa, bunun halihazırda ayakkabı markası veya pantolon üzerinden de yapılabileceğini belirtti.

Milli Eğitim Bakanı, "Tartışmaların mevcut statükoya çok alışmış olmamızdan ve alışkanlıklarımızı terketmenin verdiği tedirginlikten kaynaklandığını düşünüyorum. Yeni uygulamayla birlikte bu endişeler ortadan kalkar umarım." diye konuştu.

Okullarda başörtüsünün serbest olmasına ilişkin ise Dinçer, "Kur'an-ı Kerim derslerinde başörtüsü takılabileceğine yönelik bir düzenleme yaptık. İleride neler olur, o konuda birşey söylemem zor." dedi.

"Önümüzdeki günlerde eğitim sisteminde farklı yenilikler görecek miyiz?" şeklindeki soruya Milli Eğitim Bakanı Dinçer, gülümseyerek "Onu önümüzdeki günlerde konuşsak olmaz mı?" şeklinde cevapladı.
Milli Eğitim Bakanı Dinçer, okullarda serbest kıyafet uygulamasına ilişkin Cihan Haber Ajansı'na (Cihan) açıklamada bulundu.

Dinçer, bu değişikliğe ihtiyaç duymalarındaki başlıca sebebin Türkiye'deki demokratikleşmenin gelişmesi ve yaygınlaşması olduğunu belirtti.

Milli Eğitim Bakanı, "Türkiye'de otoriter yapıdan demokrasiye doğru ilerleyen süreç içerisinde biz de eğitim sisteminde demokratikleşme yapmaya çalışıyoruz." dedi.

Ömer Dinçer, ikinci olarak ise tüm dünyada eğitim sisteminin giderek daha esnek hale geldiğini ve daha önce var olan arz odaklı eğitim anlayışından talep odaklı bir eğitim anlayşına doğru bir evrimleşme söz konusu olduğuna dikkat çekti.

"Eğitim sistemimizde buna paralel olarak esneklik sağlamaya, biraz zenginleştirmeye, çeşitlendirmeye çalışıyorduk hatırlarsanız." diyen Dinçer, okul kıyafetlerinin serbestleşmesinin bu iki gelişmeyi pekiştiren ve bunlara paralel bir gelişme olduğunu vurguladı.

Dinçer, bu yeni uygulamayı çok önemsediğini, çünkü bu eğitim sistemimizin daha demokratik ve esnek olduğuna dair bir sembolü ortaya koyacağını ifade etti.

Dinçer, "Siz temel değerler olarak demokratikleşiyorken otoriter bir anlayışı sembolize eden tek tip elbiseyi uygulamaya devam ettiğinizde, bu birbiriyle çok uyumlu görünmüyordu." diye konuştu.

Uygulamada esas olan şey çocukların okula serbest kıyafetle gelmesini sağlamak olduğunu kaydeden Dinçer, "Tabi bunun dışında istisnalar var, bunları belirledik. Mesela lise çağındaki çocuklarımız sakal ve bıyık bırakamayacak, kızlarımız makyaj yapamayacak. Zaten bunlar önceki yönetmeliklerde de vardı. Yine kızlarımız diz üstü veya derin yırtmaçlı etek, vücut hatlarını belli eden tayt veya şeffaf elbiseler giyemeyecekler." dedi.

Bunların dışında öğrencilerin serbestçe giyinebileceğini belirten Milli Eğitim Bakanı, bakımlı ve temiz olmak şartıyla öğrencilerin saçlarını uzatabileceğini kaydetti.

Bu konuda en çok eleştiri yapılan noktanın zengin-fakir arasında eşitsizliği arttırmayacak mı konusu geldiğini aktaran Dinçer, bunun doğru bir eleştiri olmadığını ve bu konunun birkaç boyutu bulunduğunu belirtti.

Tek tip kıyafetten bahsedildiğinde aslında iki farklı şeyden bahsedildiğini ve bunlardan birinin önlük olduğunu söyleyen Dinçer sözlerini şöyle sürdürdü: "Önlük artık şehirlerde çok kullanılmıyor. Daha çok kırsal çevrelerde kullanılıyor. Bu, o bölgede veli için zaten maliyet demek. Şehir merkezlerinde ise daha çok okul forması var. Sizler de biliyorsunuz okul yönetimi belirli bir mağazayla belirli bir ücret üzerinden anlaşıyor ve velileri oraya yönlendiriyorlar. Bu da ciddi bir maliyeti beraberinde getiriyor. Halbuki çocuklar günlük kıyafetlerini giyip geldiklerinde bu maliyet olmayacak."

"TARTIŞMALARIN MEVCUT STATÜKOYA ÇOK ALIŞMIŞ OLMAMIZDAN KAYNAKLANIYOR"

Ayrıca çocukların okul çıkışında aynı arkadaşlarıyla oynamaya devam ettiğine dikkat çeken Dinçer, "Eğer kıyafetler okul dışında sorun olmuyorsa okulda da olmayacak diyorum. Başlangıçta yadırganabilir ancak zaman içinde alışılacağını düşünüyorum." diye konuştu.

Dinçer, kıyafet farklılığı gerçekten sorun olacaksa, bunun halihazırda ayakkabı markası veya pantolon üzerinden de yapılabileceğini belirtti.

Milli Eğitim Bakanı, "Tartışmaların mevcut statükoya çok alışmış olmamızdan ve alışkanlıklarımızı terketmenin verdiği tedirginlikten kaynaklandığını düşünüyorum. Yeni uygulamayla birlikte bu endişeler ortadan kalkar umarım." diye konuştu.

Okullarda başörtüsünün serbest olmasına ilişkin ise Dinçer, "Kur'an-ı Kerim derslerinde başörtüsü takılabileceğine yönelik bir düzenleme yaptık. İleride neler olur, o konuda birşey söylemem zor." dedi.

"Önümüzdeki günlerde eğitim sisteminde farklı yenilikler görecek miyiz?" şeklindeki soruya Milli Eğitim Bakanı Dinçer, gülümseyerek "Onu önümüzdeki günlerde konuşsak olmaz mı?" şeklinde cevapladı.
Milli Eğitim Bakanı Dinçer, okullarda serbest kıyafet uygulamasına ilişkin Cihan Haber Ajansı'na (Cihan) açıklamada bulundu.

Dinçer, bu değişikliğe ihtiyaç duymalarındaki başlıca sebebin Türkiye'deki demokratikleşmenin gelişmesi ve yaygınlaşması olduğunu belirtti.

Milli Eğitim Bakanı, "Türkiye'de otoriter yapıdan demokrasiye doğru ilerleyen süreç içerisinde biz de eğitim sisteminde demokratikleşme yapmaya çalışıyoruz." dedi.

Ömer Dinçer, ikinci olarak ise tüm dünyada eğitim sisteminin giderek daha esnek hale geldiğini ve daha önce var olan arz odaklı eğitim anlayışından talep odaklı bir eğitim anlayşına doğru bir evrimleşme söz konusu olduğuna dikkat çekti.

"Eğitim sistemimizde buna paralel olarak esneklik sağlamaya, biraz zenginleştirmeye, çeşitlendirmeye çalışıyorduk hatırlarsanız." diyen Dinçer, okul kıyafetlerinin serbestleşmesinin bu iki gelişmeyi pekiştiren ve bunlara paralel bir gelişme olduğunu vurguladı.

Dinçer, bu yeni uygulamayı çok önemsediğini, çünkü bu eğitim sistemimizin daha demokratik ve esnek olduğuna dair bir sembolü ortaya koyacağını ifade etti.

Dinçer, "Siz temel değerler olarak demokratikleşiyorken otoriter bir anlayışı sembolize eden tek tip elbiseyi uygulamaya devam ettiğinizde, bu birbiriyle çok uyumlu görünmüyordu." diye konuştu.

Uygulamada esas olan şey çocukların okula serbest kıyafetle gelmesini sağlamak olduğunu kaydeden Dinçer, "Tabi bunun dışında istisnalar var, bunları belirledik. Mesela lise çağındaki çocuklarımız sakal ve bıyık bırakamayacak, kızlarımız makyaj yapamayacak. Zaten bunlar önceki yönetmeliklerde de vardı. Yine kızlarımız diz üstü veya derin yırtmaçlı etek, vücut hatlarını belli eden tayt veya şeffaf elbiseler giyemeyecekler." dedi.

Bunların dışında öğrencilerin serbestçe giyinebileceğini belirten Milli Eğitim Bakanı, bakımlı ve temiz olmak şartıyla öğrencilerin saçlarını uzatabileceğini kaydetti.

Bu konuda en çok eleştiri yapılan noktanın zengin-fakir arasında eşitsizliği arttırmayacak mı konusu geldiğini aktaran Dinçer, bunun doğru bir eleştiri olmadığını ve bu konunun birkaç boyutu bulunduğunu belirtti.

Tek tip kıyafetten bahsedildiğinde aslında iki farklı şeyden bahsedildiğini ve bunlardan birinin önlük olduğunu söyleyen Dinçer sözlerini şöyle sürdürdü: "Önlük artık şehirlerde çok kullanılmıyor. Daha çok kırsal çevrelerde kullanılıyor. Bu, o bölgede veli için zaten maliyet demek. Şehir merkezlerinde ise daha çok okul forması var. Sizler de biliyorsunuz okul yönetimi belirli bir mağazayla belirli bir ücret üzerinden anlaşıyor ve velileri oraya yönlendiriyorlar. Bu da ciddi bir maliyeti beraberinde getiriyor. Halbuki çocuklar günlük kıyafetlerini giyip geldiklerinde bu maliyet olmayacak."

"TARTIŞMALARIN MEVCUT STATÜKOYA ÇOK ALIŞMIŞ OLMAMIZDAN KAYNAKLANIYOR"

Ayrıca çocukların okul çıkışında aynı arkadaşlarıyla oynamaya devam ettiğine dikkat çeken Dinçer, "Eğer kıyafetler okul dışında sorun olmuyorsa okulda da olmayacak diyorum. Başlangıçta yadırganabilir ancak zaman içinde alışılacağını düşünüyorum." diye konuştu.

Dinçer, kıyafet farklılığı gerçekten sorun olacaksa, bunun halihazırda ayakkabı markası veya pantolon üzerinden de yapılabileceğini belirtti.

Milli Eğitim Bakanı, "Tartışmaların mevcut statükoya çok alışmış olmamızdan ve alışkanlıklarımızı terketmenin verdiği tedirginlikten kaynaklandığını düşünüyorum. Yeni uygulamayla birlikte bu endişeler ortadan kalkar umarım." diye konuştu.

Okullarda başörtüsünün serbest olmasına ilişkin ise Dinçer, "Kur'an-ı Kerim derslerinde başörtüsü takılabileceğine yönelik bir düzenleme yaptık. İleride neler olur, o konuda birşey söylemem zor." dedi.

"Önümüzdeki günlerde eğitim sisteminde farklı yenilikler görecek miyiz?" şeklindeki soruya Milli Eğitim Bakanı Dinçer, gülümseyerek "Onu önümüzdeki günlerde konuşsak olmaz mı?" şeklinde cevapladı.

27 Kasım 2012 Salı

Okullarda tek kıyafet zorunluluğu kalkıyor

Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okullarda, belirli koşullarda öğrencilerin kılık kıyafetlerinin serbest olmasına ilişkin yönetmelik yayımlandı.

 Yönetmeliğe göre, öğrenciler, okul, sınıf ve şubelerde tek tip kıyafet giymeye zorlanamayacak.

Uygulama 2013 - 2014 öğretim yılında başlayacak.
"Milli Eğitim Bakanlığı'na Bağlı Okul Öğrencilerinin Kılık ve Kıyafetlerine Dair Yönetmelik" Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı. Belli sınırlamalar hariç okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve liselerde kılık ve kıyafetin serbest bırakıldığı ifade edilen yönetmelikte, öğrencilerin okul, sınıf ve şubelerde tek tip kıyafet giymeye zorlanamayacağı belirtildi.
Bakanlığa bağlı özel kurumlarda ise öğrenci velilerinin yüzde 60'nın isteğine bağlı olarak okul yönetimi öğrencilere yönelik kıyafet belirleyebilecek.

HANGİ DERSLERİ KAPSIYOR?
Yönetmelikte imam-hatip ortaokul ve liseleri ile çok programlı liselerin imam-hatip programlarında okuyan kız öğrencilerin tüm derslerde, seçmeli Kur'an-ı Kerim derslerinin yer aldığı diğer ortaokul ve liselerde ise sadece Kuran-ı Kerim dersinde başlarını örtebilecekleri belirtildi.
Yine yönetmeliğe göre, öğrencilerin yaş grubu özelliklerine uygun, temiz ve düzenli bir kıyafet giyecekleri, öğrenim gördükleri programın özelliğine göre atölye, işlik ve laboratuarlarda önlük veya tulum, işyerlerinde ise yapılan işin özelliğine uygun kıyafet giyecekleri; beden eğitimi ve spor derslerinde eşofman, diğer spor etkinliklerinde ise etkinliğin özelliğine uygun kıyafet giyecekleri ifade edildi. Öğrencilerin tek tip eşofman veya spor kıyafeti giymeye zorlanamayacağı belirtildi.
Sağlık özrü bulunan ve bu durumu belgelendiren öğrencilerin özürlerinin gerektirdiği şekilde giyinmelerine izin verilecek. Özel gün, hafta ve kutlamalarda ders içi ve ders dışı faaliyetlerde kullanılmak üzere veliye malî yük getirecek özel kıyafet aldırılamayacak.

SINIRLAMALAR ŞUNLAR
Yönetmelikte kılık ve kıyafetle ilgili getirilen sınırlamalar ise şöyle; "Öğrenciler, öğrenim gördükleri okulun arması ve rozeti dışında nişan, arma, sembol, rozet ve benzeri takıları takamaz. İnsan sağlığını olumsuz yönde etkileyen ve mevsim şartlarına uygun olmayan kıyafetler giyemeyez, yırtık veya delikli kıyafetler ile şeffaf kıyafetler giyemez.
Vücut hatlarını belli eden şort, tayt gibi kıyafetler ile diz üstü etek, derin yırtmaçlı etek, kısa pantolon, kolsuz tişört ve kolsuz gömlek giyemeyez. Siyasî sembol içeren simge, şekil ve yazıların yer aldığı fular, bere, şapka, çanta ve benzeri materyalleri kullanamaz ve giysileri giyemez. Okul içinde baş açık, saçlar temiz ve boyasız olarak bulunur, makyaj yapamaz, bıyık ve sakal bırakamaz."
Kurallara uymayan öğrenciler ve okul yönetimleri hakkında disiplin hükümlerinin uygulanacağı belirtilen yönetmelikte, 22/7/1981 tarihli ve 8/3349 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan "Milli Eğitim Bakanlığı ile Diğer Bakanlıklara Bağlı Okullardaki Görevlilerle Öğrencilerin Kılık Kıyafetlerine İlişkin Yönetmelik" ile 16/7/1982 tarihli ve 8/5105 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan "Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Çalışan Personelin Kılık ve Kıyafetine Dair Yönetmeliğin 14 üncü maddesinde yer alan "ile 22/7/1981 tarihli ve 8/3349 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına bağlı "Milli Eğitim Bakanlığı ile Bakanlıklara Bağlı Okullardaki Görevlilerle Öğrencilerin Kılık Kıyafetlerine İlişkin Yönetmelik hükümleri" ibaresinin yürürlükten kaldırıldığı dile getirildi.
2012-2013 öğretim yılının sonuna kadar kaldırılan yönetmelik hükümleri uygulanmaya devam edecek. 2013-2014 öğretim yılında ise sadece isteyen öğrenciler daha önceki yıllarda okul yönetimince belirlenen önlük ve okul üniformalarını giyebilecek. ,
AA

22 Kasım 2012 Perşembe

MEB'ten Okullara Pratik Web Sitesi Projesi

MEB'in kendi resmi sitesinde yayınladığı 55 bin okula hizmet verecek 'Okul Web Sitesi Yönetim Paneli' uygulamasını hayata geçirdi. Bu uygulamayla hiçbir kod bilmeden kendi web sitenizi kolayca yapabileceksiniz...

Bu proje sayesinde, okul yöneticileri tek bir satır kod bilmeye gerek kalmaksızın, okulların web sayfasını düzenleyebilecek.
Okul yönetimlerinin bir an öce bu ortak projeye dahil olması gerekmektedir. Bu sistem sayesinde okullar tasarım ve sunucu gibi masraflardan da kurtulmuş olacak.
SİSTEM NASIL İŞLEYECEK?
Millî Eğitim Bakanlığına bağlı tüm okulların kurumsallaşması adına Bilgi İşlem Grup Başkanlığı tarafından ortak tasarım çalışması yapılmıştır. Çalışmanın amacı tüm kurumlarımızın standart bir web sayfasına sahip olmalarını sağlamaktır. Buşekilde son kullanıcılar sürekli aynı sayfada dolaşıyor gibi olacak ve kullanılabilirlik arttırılacaktır.
Sisteme giriş yapmak için TIKLAYIN...

OKUL WEB SİTESİ YÖNETİM PANELİ KULLANIMI ESASLARI
1. Okul Web Sitesi Yönetim Paneli Millî Eğitim Bakanlığına bağlı tüm okullar tarafından kullanılmasıgereken bir uygulamadır.

2. Özellikle güvenlik ile ilgili yapılan çalışmalar ve alınan tedbirler nedeniyle okul web sayfalarının bakanlık sunucularında barındırılması zorunludur.

3. Millî Eğitim Bakanlığına bağlı tüm okulların kurumsallaşması adına ortak tasarım çalışması yapılmıştır.

4. Okul Web Sitesi Yönetim Paneline kurumunuza ait olan meb.k12.tr uzantılı web adresinizin sonuna /mebpanel yazarak erişebilirsiniz.


(Örnek: http://ornek.meb.k12.tr/mebpanel)

5. Ana sayfa üst bölümü tüm okullarda standart olacaktır. Ana sayfa ve alt sayfalarda üst bölümün tasarımı değiştirilemez.

6. Kurum menüsü sayfanın sol bölümünde yer alan menü yapısıdır.

7. Haberler bölümünde kurum tarafından uygun görülen haberler yer alacaktır. Haber resmi, başlığı ve özet bilgiden oluşacaktır.

8. İstatistikî bilgilerin altında öğrenci sayısı, öğretmen sayısı ve derslik sayısı yer alacaktır.

9. Kısayollar bölümünde değiştirilemez alanların dışında kuruma ait eğitimle ilgili özel bir web uygulaması varsa bu bölüme eklenecektir.

10. Projeler bölümü kurum tarafından değiştirilebilir bir alandır. Bu bölüme eğitimle ilgili projeleryerleştirilecektir.

11. Duyurular bölümü ise kurumun kendisi ile ilgili duyuruları koyabileceği bölümdür.

12. İdari Kadro bölümünden teşkilat şeması oluşturulacaktır. Burada yazılacak olan e-posta adresine sistem üzerinden e-posta gönderileceği için geçerli bir e-posta adresi girilmesi önemlidir.

13. Daha önceden meb.k12.tr uzantılı web adresi almamış okullar mutlak suretle http://www.meb.k12.tradresinden “Yönetim Paneline” girerek web sitelerini oluşturacaklardır.

14. Daha öncesinde Millî Eğitim Bakanlığı web barındırma hizmetinden faydalanarak meb.k12.tr uzantılı web adresi olan okullar sisteme ilk girişlerinde kurumsal e-posta adreslerini ve eski FTP şifrelerini kullanacaklardır.
15. İletişim bölümünde istenen bilgiler girildikten sonra burada bulunan harita üzerinde kurumun bulunduğu konumun işaretlemesi gerekmektedir.

16. Okul Web Sitesi Yönetim Paneli ile ilgili teknik destek almak için Yönetim Panelinde bulunan Destek bölümü kullanılmalıdır.

17. Yönetim Paneline yeni bir kullanıcı eklenmek istendiğinde, Yeni Kullanıcı Ekle butonu kullanılır. Yönetici veya editör yetkisinde kullanıcı açılır.

18. Okulların hazırlayacakları sitelerin kapsamında; haberlerin, okuldaki çeşitli faaliyetlere ait duyuruların, öğrencilerin özgün proje çalışmaları ile sanat çalışmalarının, öğrenci ve velilere yönelik eğitici içeriklerin yer alması gerekmektedir.

19. WEB sitesi hazırlayan okullarda; Okul Müdürü, Müdür Yardımcısı, BT Rehber Öğretmeni (yoksa Bilgisayar Öğretmeni), Türkçe Öğretmeni, Rehber Öğretmen, varsa ilgili kulüp sorumlu öğretmeninden oluşacak bir WEB Yayın Ekibi kurulması gerektiği, bu ekibin görevi;

* Sitede yayınlanacak bilgilerin Atatürk İlke ve İnkılâplarına ve genel ahlâk kurallarına uygun olmasını,

* T.C. Anayasası'nın 14. maddesinde yer alan “Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, devletin bir kişi veya zümre tarafından yönetilmesini veya sosyal bir sınıfın diğer sosyal sınıflar üzerinde egemenliğini sağlamak veya dil, ırk, din ve mezhep ayrımı yaratmak veya sair herhangi bir yoldan bu kavram ve görüşlere dayanan bir devlet düzenini kurmak amacıyla kullanılamazlar…” ilkesine aykırı yayın bulunmamasını,

* Site kapsamında Türkçe' nin düzgün kullanımını,

* Sitenin bireyselleştirilmemesini,

* İçeriğin sürekli güncellenmesini,

sağlamak olacaktır.

20. Okulların web sitesine reklam alınması yasaktır.

21. Okul WEB sitelerinin oluşturulmasında ve işletiminde yukarda belirtilen açıklamalara uyulması gereklidir. Aksi takdirde meydana gelebilecek olumsuzluklardan “Okul Müdürü ile Okul WEB Yayın Ekibi” sorumlu olacaktır.

22. Okul Web Sitesi Yönetim Paneli ile bakanlığa bağlı tüm kurumların web sitelerinin aynı standartta olma süreci 15 Kasım 2012 tarihinde başlayıp 31 Aralık 2012 tarihinde sona erecektir. 01.01.2013 tarihi itibariyle FTP erişimleri sona erdirilecektir. Bu nedenle kurumlar tarafından site yedeklerinin alınması gerekmektedir.

20 Kasım 2012 Salı

CHP'li Köse;"Dersanelerin kaldırılması fakir çocukları vurur"

CHP Çorum Milletvekili Tufan Köse, Türk eğitim sistemindeki tek sorunun dershaneler olmadığını belirterek, eğitim sistemini tepeden tırnağa yeniden organize etmek yerine adeta dershaneleri ‘günah keçisi’ göstererek takınılan ‘kapat kurtul’ mantığının yanlış olduğunu açıkladı.

POPÜLİST SİYASET

Tufan Köse, “Dershaneleri kapatmak için önce ciddi bir altyapı hazırlamak gerekir. Bunun dışında popülist siyaset yaparak ‘dershaneleri kapacağız’ demek doğru değildir. Bunu söylerken dershanelerin kapatılmasının ne getirip ne götüreceğini iyi hesap etmek ve ona göre de altını doldurmak gerekir’’ ifadesini kullandı.

Köse, Çorum Özel Dershaneler Birliği (ÇÖZDEBİR) yöneticileriyle partisinin il binasında bir araya geldi. Hüseyin Çetin başkanlığındaki ÇÖZDEBİR yöneticilerini dinleyen milletvekili Köse, eğitim sisteminde yaşanan sorunların sadece dershanelerin kapatılmasıyla giderilmeyeceğini dile getirdi.

Eğitim sisteminin artık içinden çıkılamaz bir hal aldığını anlatan Tufan Köse, dershanelerinbir ihtiyaçtan ortaya çıktığını, belirtilenlerinaksine dershanelerin birçok toplumsal ve sosyal faydalarının bulunduğunu belirtti.

Köse, dershanelerinkapatılması durumunda dar ve orta gelirli ailelerin çocuklarının özel eğitime daha zor ulaşacaklarını savundu. Köse, dershanelerin ancak eğitim sisteminde yapılacak ciddi bir çalışma sonunda bir ihtiyaç olmaktan çıkartıldığı zaman kapatılıp kapatılmaması gerektiğinin tartışılabileceğini ifade ederek, “Dershaneler ne zaman ihtiyaç olmaktan çıkar, işte o zaman zaten kendiliğinden kapanacaktır. Bunun için devletin dershaneleri kapatmak yerine dershaneleri ihtiyaç olmaktan çıkartmalıdır. Aksi halde dershanelerin bu şekilde kapatılması ‘merdiven altı’ diyebileceğimiz özel dersleri teşvik edecek, pahalı olduğu için dar ve orta gelirli vatandaşların özel ders almaları ekonomik anlamda çok daha zorlaştıracaktır”’ dedi.

SOSYAL ADALETİN ARAÇLARI

ÇÖZDEBİR Başkanı Hüseyin Çetin, dershanelerin bir ihtiyaç olduğunu ifade ederek, “Sanıldığının aksine başvurularının tamamının bir üst okula yerleştirildiği ülkeler dahil başta ABD olmak üzere İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Portekiz, Japonya gibi gelişmiş ülkelerde bile farklı isimler altında özel dershanecilik yapılmaktadır’’ dedi. Dünyada dershaneciliğin yasaklandığı herhangi bir ülkenin olmadığını vurgulayan Çetin, “Ülkemizdeki 4 bine yakın özel dershane, genellikle özel okula gidemeyen, özel ders alamayan 1 buçukmilyon dar gelirli ve orta halli ailenin çocuğuna hizmet vermektedir. Dershaneler, 50 binden fazlası öğretmen olmak üzere 100 bini aşkın çalışanıyla öğrencilerimize eğitim öğretim hizmeti verirken, önemli bir istihdam da sağlamaktadır. Dershaneler yurdun büyük bir bölümünde ders saati 4-5 lira gibi düşük bedellerle hizmet vererek toplumda sosyal adaletin sağlanmasına da büyük katkı sunuyor. Dar gelirli ve orta halli ailelerin çocukları Anadolu’dan gelerek ODTÜ, Boğaziçi, Hacettepe gibi üniversitelerde eğitim alabiliyorlarsa bu sonuca merkezi sınavlar ve dershaneler sayesinde ulaşılmaktadır” diye konuştu.

Devletler bu küçük dehaların peşinde

ABD, İngiltere ve israil, Türkiye'nin süper beyinli çocuklarının peşine düştü.

BİLSEM'lerde okuyan çocukların velilerine bu üç ülkedeki bazı derneklerden mail atılarak 'burslu eğitim' teklif ediliyor. Derneklerin maddi durumu iyi olmayan velilere de iş teklifinde bulunduğu belirlendi.

Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı Bilim ve Sanat Merkezlerinde (BİLSEM) okuyan 11 bin üstün zekalı çocuk dünya devlerinin takibinde. ABD, İsrail ve İngiltere gibi ülkelerdeki çeşitli dernekler, her birinin zeka düzeyi 130 ile 165 arasında değişen deha çocukları transfer etmek için girişimlere başladı.

BUGÜN'e konuşan bazı çocukların velileri ABD, İsrail ve İngiltere'deki derneklerden, çocuklarını okullarında okutmak istediklerine ilişkin sürekli mailler geldiğini ifade etti.

ONLAR MİLLİ SERVETİMİZ

Çocuklarını yabancı ülke veya okullara göndermek istemediklerini belirten veliler, "Bize sürekli mail atarak 'Çocuklarınıza dünyanın en iyi okullarında ve üniversitelerinde eğitim verelim, onları en iyi şekilde yetiştirelim ve okullarımızda burslu okutalım' diyorlar. Bu çocuklar bizim milli servetimiz. Devletin çocuklarımıza sahip çıkmasını istiyoruz" diye konuştular.

BÜYÜK YARDIMLARA İHTİYAÇ VAR

Tüm Üstün Zekalılar Derneği (TÜZDER) Başkanı Mehmet Hilmi Eren, velilerin dile getirdiği durumu doğruladı. Özellikle derneğe de birçok velinin bu şikâyetle geldiğini aktaran Eren şöyle konuştu: "Beyin göçü herkesin yakından bildiği bir kavramdır. İsviçre Cern'de yapılan deneyde Türk bilim insanlarının payı çok büyüktür. Beyin göçünün yaşanmasında iki faktör vardır: Türkiye'de yönetimden yüz bulamayıp küsüp gidenler var. Bir de Türkiye de herhangi bir destek bulamadıkları için gidenler var. Dahi çocuklarımızın ise büyük maddi yardımlara ihtiyaçları var. Yabancı ülkeler, dernek ve vakıf yolları ile çocuklarımıza ulaşmaya çalışıyorlar."

Maddi durumları iyi değil

Bugün gazetesine konuşan veliler, çocuklarına üstün zeka teşhisi koyularak BİLSEM okullarında okuduklarını anlatırken, "Müdürler okulda 'şunu almamız lazım, bunu almamız lazım' diye sürekli bağış istiyorlar. Biz de elimizden geldiği kadar yardım etmeye çalışıyoruz. Fakat bizim ödediğimiz miktar çok yetersiz. Çoğu veli bunu bile ödeyemeyecek durumda. Dolayısıyla bu durumu gören ülkeler 'çocuklarınıza biz sahip çıkalım' teklifinde bulunuyor" dediler.

Bugün

16 Kasım 2012 Cuma

Çinli Öğrenciler Adana'da Kur'an Öğreniyor


Adana'da Çin'den gelen 18 öğrenciye, Kuran-ı Kerim, Arapça ve Türkçe eğitimi veriliyor. Çin'in çeşitli eyaletlerinden Adana Müftülüğü'nün daveti üzerine gelen öğrenciler, 3 senelik eğitimin ardından ülkelerine dönerek oradaki çocuklara Kuran-ı Kerim ve Türkçe öğretmeyi hedefliyor.

"2 AYDA TÜRKÇE KONUŞMAYA BAŞLADILAR"

Çin Halk Cumhuriyeti'nden gelen çekik gözlü öğrenciler, Adana'nın Sarıçam ilçesi Baklalı Kur'an Kursu'nda eğitim görüyor. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından görevlendirilen öğretmenler tarafından Türkçe eğitimi verilen öğrenciler, yaklaşık 2 ayda Türkçe konuşmaya başladı. Bir süre Türkçe eğitimi alan öğrencilere daha sonra ise temel Arapça, temel dini bilgiler ve Kur'an-ı Kerim okuma eğitimi verilmeye başladı.

KUR'AN KURSLARINDA EĞİTİM ALIYORLAR

Adana Müftüsü Arif Gökçe, Çin Halk Cumhuriyeti'nin değişik eyaletlerinden gelerek Adana'da eğitim ve öğretim gören 20'ye yakın öğrenci bulunduğunu söyledi. Bu öğrencilerin oradaki altyapının yetersiz olması nedeniyle Türkiye'yi tercih ettiğini vurgulayan Gökçe, koordinatör görevliler ve Türkiye'den giden sivil toplum kuruluşlarının ortaklaşa yardımlaşmalarıyla bu öğrencilerin Diyanet İşleri Başkanlığı'na bağlı Kur'an kurslarında eğitim aldıklarını dile getirdi.

Öğrencilerin 2,5 ay önce Türkiye'ye geldiğini belirten Gökçe, "Öncelikle bu kardeşlerimize Milli Eğitim Bakanlığımızın Türkçe öğretmenlerinden katkı alarak Türk dilini öğretiyoruz. Ardından Kur'an eğitimini, temel Arapçaya giriş ve temel dini bilgilere giriş bilgileri veriyoruz." ifadelerini kullandı.

"17 ÖĞRENCİ DAHA ADANA'YA GELECEK"

Çinli öğrencilerin ilk aşamada 1 yıllığına Türkiye'ye geldiğinin altını çizen Müftü Gökçe, "Eğitimlerini, hafızlıklarını ilerletmek isterlerse 3 yıla kadar burada misafir edeceğiz, ağırlayacağız. 20'ye yakın öğrenci gelmişti ama bunlardan 2'si havamıza suyumuza alışamayıp geri döndü. Önümüzdeki günlerde 17 öğrenci daha Adana'ya gelecek. Ayrıca 3 de bayan öğrenci gelme hazırlığı yapıyor. İnşallah bu yavrularımız Türkiyemizde, Adanamızda eğitimlerini alacaklar." diye konuştu.

"ÇİN İLE ARAMIZDA BİR KÖPRÜ KURMUŞ OLACAĞIZ"

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın dünyanın dört bir yanından eğitim için öğrenci getirdiğini hatırlatan Gökçe, "Afrika'dan Balkanlardan, Türkî cumhuriyetlerden ve bu iş Çin'e kadar dayanmış oldu. Biz kardeşlerimizi, Müslüman kardeşlerimiz olarak bağrımıza basmış bulunuyoruz. En güzel şekilde onlara maddi manevi katkılarımızı aktaracağız, kültürümüzü, dilimizi, kardeşliğimizi aktaracağız. İnşallah Türkiye'de bu dini ilimlerdeki yetkinliği kazanan yavrularımız kendi bölgelerine döndüklerinde orada din hizmetini sunabilme konusunda burada aldıkları bilgileri oralara ulaştıracaklar ve bu Türkiye'nin maddi manevi hem kültürünün hem dostluğunun bir nişanesi olarak Çin ile aramızda böyle bir köprü kurulmuş olacak." dedi.

"İLİMİN VATANI YOKTUR"

Hz. Peygamber (sav)'in "İlim Çin'de de olsa gidip alınız." şeklinde hadisini hatırlatan Müftü Gökçe, şöyle devam etti: "İlmin vatanı yoktur. İlim ama Çin'de ama Maçin'de ama Türkiye'de, dünyanın neresinde olursa olsun Müslüman'ın yitiğidir, Müslüman onu nerede bulursa oradan alır. Biz Çin'e gidemedik ama Çinli kardeşlerimiz bizi kucaklamaya bize kadar geldiler ve Peygamberimiz (sav)'in hadisi şerifi bu sefer Türkiye'de tecelli etmeye başladı. İnşallah bunun devamı gelsin deriz. Bizim de Çin'den alacağımız varsa biz de gider almakta tereddüt etmeyiz."

"ÇİN'DE BAŞKA ÇOCUKLARA KUR'AN-I KERİM ÖĞRETECEĞİZ"

Öğrencilerden Ma Wei Guo ise yaklaşık 2 aydır Adana'da olduklarını söyleyerek, "Sizler bizi Çin'den davet ettiniz. Kur'an-ı Kerim ve Türkçe öğrenmeye davet ettiniz. Türkçe ve Türkiye çok güzel, biz çok seviyoruz. Hocalar bize çok yardımcı oluyorlar. Kalpten teşekkür ediyoruz. İnşallah Çin ve Türkiye kardeş ülke olacaklar. Çin'de başka çocuklara Türkçe ve Kur'an-ı Kerim öğreteceğiz." diye konuştu.
He Ying Min de Baklalı Kur'an Kursu'nda Türkçe, Kur'an-ı Kerim ve tecvit okuduklarını dile getirerek şöyle dedi: "Hocalar da bize en güzel şekilde öğretiyorlar. Yemekler çok güzel. Çin yemeklerini biraz özlüyoruz. Makarnayı özlüyorum. Müftülere teşekkür ediyorum, dünya ahiret Allah razı olsun. Burada 3 yıl okuyacağız, ondan sonra Çin'deki küçük çocuklara Allah için Türkçe ve Arapça, Kuran-ı Kerim öğreteceğiz."

ensonhaber

13 Kasım 2012 Salı

Çığlığa rağmen Hükümet sağır sultanı oynamaktan çekinmiyor

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, dershanelerin kapatılacağını yineledi.Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, dershanelerin kapatılması konusunda kararlı olduklarını yineledi. Bakan Dinçer, dün twitter'daki dershanelerin kapatılmaması yönündeki #dersanemolmasaydı başlığı altındaki kampanyaya rağmen dershanelerin önümüzdeki yıl kapatılması için hukuki ve diğer boyutlarının araştırılmasının yılbaşında tamamlanacağını söyledi.

“Türkiye’de Hayat Boyu Öğrenmenin Geliştirilmesi Projesi, Uluslararası Hayat Boyu Öğrenme Konferansı” öncesi Bakan Dinçer gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, 2013-2014 eğitim öğretim yılından itibaren SBS’yi kaldıracaklarını yineledi, Kürtçe dersini seçmeli alanların sayısının 18 bine indiğini açıkladı.


“DERSHANE SEKTÖRÜ DARALIYOR”

Dershanelerle ilgili bu işin iktisadi, eğitim ve hukuk boyutu var. 3894 dershane var. Son 2,5 yıllık süresinde 360 dershane kapandı. Giderek o sektörde daralma var. Doğrudan SBS’ye hazırlayan dershane sayısı 800 civarında. SBS’yi kaldırırsak ya başka hizmet vermeye başlayacak, ya da piyasadan çıkacak.

“233 BİN ÖĞRENCİ”

1000 civarı doğrudan doğruya üniversite hazırlık kursu var. Ayrıca KPSS, SBS ve üniversite hazırlık gibi çoklu program sunanlar da bulunuyor. Normal liseye devam ederken aynı zamanda üniversite kurslarına giden öğrenci sayısı aşağı yukarı 233 bin civarında. Liseden mezun olmuş, üniversiteye girememiş, tekrar kurs alarak daha iyi bölümü kazanmayı hedefleyen öğrenci sayısı 240-250 bin. Üniversite imtihanında özellikle YGS’yi birden çok yaptığımızda 240 bin civarında öğrenci daralma olduğunu varsayıyoruz. Üniversite hazırlıkla ilgili düzenlemenin farklı boyutları var. Lisede okutulan bütün konuların, derslerin üniversite imtihanının konusu haline getirmeyi tartışıyoruz. Belki sınav zamanı ile ilgili düzenlemeler yapılabilir. Böyle bir kararımız yok, ancak tartışıyoruz.
Ortaöğretim programlarını ders miktarı ve içeriklerini gözden geçiriyoruz. Talebin olduğu yerde arz olacak. Bizim için öncelikli olan talebin daraltılmasıdır. Hukuki tarafı ile ilgili henüz karar vermedik, tartışıyoruz. Karşımızda tek tip dershane yok. Sürücü kursları, İngilizce hazırlık, KPSS ve TUS gibi sınavları yapanlar var. Birden çok tür dershane var. Bunların her birisinin durumu göz önüne alarak hukuki düzenleme yapmak gerekiyor, tartışıyoruz. Ayrıca toplumu rahatsız etmeden, dershane mağdur etmeden bir formül bulacağız.

"BAŞBAKANIN ÖNGÖRDÜĞÜ TARİH BİZİM İÇİN HEDEF TARİHTİR"

-Sorun imtihan değil, önceki eğitim sistemini ve çocuğun bütün hayatını etkiliyor olması. Anadolu liselerine fen liselerine sosyal bilgiler lisesine giden yüzde 30 arttığı halde, boş kontenjan miktarında farklılık olmadı, yüzde 30 artırdık, çok daha etkin şekilde yerleştirme yaptık, gelecek yıl bunun daha fazla düşeceğini tahmin ediyoruz. Yarısı bile boş kalsa belirlediğimiz politikayı değiştirmeyeceğiz.
-Öğretmen ve idari personelle 68 bin kişi çalışıyor. Başbakanın öngördüğü tarih bizim için hedef tarihtir. Başbakanın söyledikleri ile benim söylediklerim arasında bir fark yok. Onunla ilgili ayrıntılı meseleyi sizinle paylaşmış oluruz. Onların hepsinin kararını yıl sonuna doğru vereceğiz.

Aktifhaber

Dersaneler Toplumsal İhtiyaç

1 Eylül'den bu yana atılan tweet'ler incelendiğinde, dershane öğrencilerinin hafta sonlarında paylaştığı twitter mesajları nedeniyle genelde Cumartesi ve Pazar günleri Twitter'da dershane gündeminin yoğunlaştığı görülmekte. Deshanelerin geleceği belirsizliğini korurken Twitter kullanıcılarının #dershanemolmasaydı hashtag etiketiyle yaptığı paylaşımlar toplumdaki dershane ihtiyacını da net biçimde ortaya koyuyor.

Twitter kullanıcılarının üniversiteye giriş hikâyelerini ve kişisel gelişimlerini de ifade eden twitter mesajları içerisinde eğitimde rekabet ve kalitenin dershanelerin sağladığı katkı ile yükseldiğine dikkat çekiliyor. Anadolu'nun en küçük ilçelerine kadar uzanan dershanelerin eğitim sistemindeki boşluğu doldururken eğitim kalitesindeki çıtayı da yükseltmiş olmasından övgüyle söz ediliyor.

Dershane lerin eğitim sistemine sağladığı katkı ile ilgili en çok Retweet edilen dikkat çekici Twitter mesajları:

Sokak Tweetcisi @SokakTweetcisi
Dershanelerin kalkması herşeyin çözüleceği anlamına gelmez. Sadece özel ders veren hocaların cebi biraz daha kabarır. #dershanemolmasaydı

Final Dershaneleri ‏@finaldershanesi
#dershanemolmasaydı yüz binlerce öğrenci okul dışındaki zamanını bu kadar disiplinli, programlı ve dolu geçirebilir miydi?

Nazlı Ilıcak @Notredamedesion

#dersanemolmasaydı imkân sahibi gençlerle yarışmak mümkün olmazdı.
#dershanemolmasaydı ozel okulda okuyan,devlet okulunda okuyanı kolayca geçer, özel hoca da tutarak en iyi lise ya da üniversiteye yerleşirdi.
#dershanemolmasaydı imtihanlara hazırlıkta eşitlik sağlanamazdı. Zira zengin özel hoca tutar, diğerleri yaya kalırdı

Adem Cabalak @_cabalak

#dershanemolmasaydı, eğitimimize bugünkü kaliteyi getiren rekabet ortamı hiçbir zaman oluşmazdı.

Ergün Demir @ergundemir
@Notredamedesion #dershanemolmasaydı bir görme engelli olan ben okulumu bitirip Batmanın köylerinde öğretmenlik yapamazdım.

mehmet ergen @mathsam71

#dershanemolmasaydı hakkariden, muştan, vandan üni okuyan kaç genç çıkacak diye merak ederdim

Töder @Toder2002

#dershanemolmasaydı bügün bir cok kimse köyünde kasabasında olacaktı genc beyinler nasıl burs alacaktı ?

Sınav Dershaneleri @sinav_dershane

#dershanemolmasaydı Öğrenciler büro köşelerinde ve evde özel derse muhtaç olur, bir çoğu da bu desteğe hiç güç yetiremezdi.

Rehberlik @rehberhoca
#dershanemolmasaydı bu vatan evlatlarına gercek REHBERLİĞİ kim yapacaktı?

Uğur Işılak @ugur_isilak

#dershanemolmasaydı Anadolu'nun masum ve mağdur çocukları, mağrur olanlara dersini veremeyecekti...

Emre Uslu @EmreUslu

Zenginler nasılsa çocuklarını bir yol bulur okuturdu (yurt dışı vs) ama #dershanemolmasaydı bizler üniversite kazanamazdık bu kadar NET.

Uğur dershanesi @DershaneUgur

#dershanemolmasaydı ..... olurdu? Ya sizin? Dershaneniz olmasaydı ne olurdu? Boşlukları doldurmak için söz sizde!

Atalay Demirci @AtalayDemirci1

#dershanemolmasaydı eğitim sistemimiz mükemmel olsaydı ya da en azından her yıl değişmeseydi o zaman dershenelere ihtiyac olmazdı rüyamı:)

Ertem Şener @_ertemsener

#dershanemolmasaydı buralarda olmazdım !!!

Erhan Başyurt @erhan_basyurt

#dershanemolmasaydı Malatya Lisesi'nden mezun olup Boğaziçi Uluslararası İlişkiler bölümünü kazanmam herhalde mümkün olmazdı...

Suat Kartal @kartal_suat
Tunceli'deki #dershanemolmasaydı Mühendis değil dağda terörist olurdum...

Twitter'da dershanelere destek mesajlarının yoğunlaşmasıyla birlikte dershane ve eğitim sistemine yönelik eleştiriler de gündeme geldi. Türkiye'deki sınav sisteminin ve üniversite kontenjanlarının yetersizliği tartışılırken dershane sistemine yönelik eleştiriler de dile getirildi.

KAÇAK VE KORSAN EĞİTİM FAALİYETLERİ ARTAR

Dershanelerin kapatılması gündeme geldiğinde sektördeki kuruluşların çatısını oluşturan derneklerin de görüşleri medyaya yansımıştı. Sektör temsilcilerinin de çözüm önerilerini içeren görüşler eğitim camiasının gündemini oluşturmuştu.

Sektörün tamamını temsil eden Özel Dershaneler Birliği Derneği (ÖZ-DE-BİR), Güven Dershane Sahipleri Derneği (GÜVENDER) ve Tüm Özel Öğretim Kurumları Derneği (TÖDER), ortak basın açıklamasında dershanelerin okula alternatif olmadığı belirtilmişti. Sektör temsilcileri dershanelerin, özel ders imkânı bulunmayan, dar ve orta gelir düzeyindeki ailelere hizmet sunduğunu ifade etmişti. Dünyanın birçok ülkesinde bu tür kurumların yaygın olduğu, gelişme hızı yüksek olan ülkelerde yüzde 50 olan dershaneye gitme oranının bizde yüzde 8 olduğu bilgisine yer verilerek 4 bine yakın dershanenin 50 bini öğretmen 100 bine yakın personele istihdam sağladığına dikkat çekilmişti.

ÖZ-DE-BİR, GÜVENDER ve TÖDER'in ortak açıklamasına göre dershaneler, okul dışı zamanın kontrollü ortamlarda geçirilmesini sağlıyor. Bu kurumların kapatılması, kaçak/korsan eğitim faaliyetlerinin artması demek. Bu bakımdan dershaneleri sistem dışına çıkarmak yerine, 'Eğitim birikiminden nasıl yararlanabiliriz?' sorusuna cevap aranmalı. Dershanelere, gösterdikleri yüksek performans ve sundukları eğitim hizmeti ile zaman zaman okulu da aşan bir teveccüh gösteriliyor. Ancak işini çok iyi yapan bu kurumları 'okula alternatif' diye kapatmayı düşünmek, ortaya maddi ve manevi büyük sıkıntıların çıkmasına sebep olabilir.

SEKTÖR TEMSİLCİLERİNİN MEDYAYA YANSIYAN GÖRÜŞLERİ

Eğitimde dershanelerin katkısı ve gerekliliği, AB tarafından kabul edilmiş bir gerçektir.

Bu tür bir uygulama, durumları zaten zor olan öğrencileri daha da zor bir durumda bırakacaktır, eğitimde başarılı olma şanslarını tamamen ortadan kaldıracaktır. En önemlisi eğitimde eşitlik ilkesini ihlal etmiş olacaktır. Türkiye'de dershanelerin kapatılması düşüncesi, bütün dünyada var olan eğitim özgürlüğü prensibine aykırıdır. (George Hagitegas – AVRUPA DERSHANELER BİRLİĞİ BAŞKANI)

Dershane meselesinin eğitim kalitesini artırarak çözüme kavuşturacağına inanıyorum.

Durumu iyi olanlar zaten çocuklarına özel öğretmen tutuyor. Ama özel ders alamayacak olanlar ne yazık ki okulda alamadıkları eğitimi, dershanelerle kapatmaya çalışıyor. (Murat Yalçıntaş – İTÖ BAŞKANI)

Dershaneler, eğitim sistemindeki okullara rakip değil, farklı işleve sahip bir modeldir.

Başından beri yasal statüleriyle Milli Eğitim sistemimiz içinde yer alan dershanelerin kurucuları olarak biz de ülkemizin yararını, menfaatlerini, eğitimize faydalı olanı, her şeyin önünde tuttuk; yine tutarız. (ÖZ-DE-BİR, GÜVENDER, TÖDER)

Dershaneler olmazsa evde özel dersler artar.

Öyle bir dönem gelir de isteyen öğrenci istediği okula, istediği üniversiteye, istediği bölüme yerleşecek imkanlara kavuşursa o zaman dershaneler sınava öğrenci hazırlayan kurumlar olmak yerine, öğrencilerin okuldaki derslerine katkı yapan çalışmalara devam edebilir, diye düşünüyorum. Bu hizmeti verecek, devletin denetim ve gözetimindeki dershaneler gibi kurumlar olmazsa bu ihtiyacı evlerde özel derslerle karşılama gibi bir yol açılır ki bu da sakıncalıdır. (Fuat Köprülü – ÖZ-DE-BİR YÖNETİM KURULU BAŞKANI)

Dershaneler hiçbir ülkede kalkmadı ki...

Üniversite sınavı kalkabilir, üniversiteler öğrencilerini kendileri seçebilir. Sınavlar bu şekliyle kalkabilir ancak dershaneler kalkmaz. İşlevi değişir. Dünyanın hiçbir ülkesinde kalkmadı ki bizde kalksın. Çünkü insanlar okul dışında bale müzik, resim, İngilizce dersleri alıyor. Eksiklerini tamamlamak için matematik, sosyal dersi alıyor. Bunun adı bir yerde kurs bir yerde dershane. Dershanelerin fiziksel anlamda okula dönüşmesi de mümkün değil. Dershane işletmecileri okullarını da açıyorlar. (Enver Yüce – TÖDER BAŞKANI)

Twitter'da #dersanemolmasaydı etiketi sosyal medyayı salladı

1 Eylül – 31 Ekim arasında 181 bin twitter kullanıcısı toplam 622 bin tweet paylaştığı tespit edildi. 1-11 Kasım tarihleri arasında ise 133 bin 533 kişi dershanelerle ilgili 225 bin 783 yorum paylaştı.

Son günlerde dershane mezunlarının yoğun şekilde paylaşım yaptığı gözlenirken 12 Kasım Pazartesi akşamı rekor sayıda tweet atıldı. Sosyalmedya.in Sosyal Medya Takip Sistemi tarafından 187 bin 362 kişinin dershaneler hakkında attığı 1.249.477 tweet arşivlendi. Twitter API kodlarının yoğunluğu kaldıramaması nedeniyle 423 bin tweet ise arşivlenemedi.

Her derbi maçında Twitter rekorunun kırılmasına alışan Türk Twitter kullanıcıları, #dershanemolmasaydı etiketiyle bu rekoru dörde katladı. Derbi maçlarında bir başlık altında en fazla 450 bin tweet atılırken dershaneyle ilgili etiketin hatalı yazılan versiyonlarıyla birlikte 2 milyon tweet paylaşılmış oldu.(samanyoluhaber)


Hürriyet ise Şu Şekilde verdi


Başbakan’ın ‘kapatılacak’ sözleriyle başlayan, dershanelerin kapatılması tartışması sosyal medyada devam ediyor. Dershaneciler, öğretmenler ve öğrenciler yorumlarını twitter’da paylaşıyor

TÖDER ve GÜVENDER’in de destek verdiği ‘DershanemOlmasaydı’ eylemi dün akşam 19.00-20.30 saatleri arasında yapıldı. Katılımcılar ‘#DershanemOlmasaydı’ etiketini Twitter'da trend topic yaptı.

Ayrıca baz öğrencilere tweet atmaları halinde hediye verilceği vaat edildiği iddiaa etti

Hürriyet'in haberi için tıkla

12 Kasım 2012 Pazartesi

Öğrenim Bursu ve Kredisi bu tarihte açıklanıyor

Yeni eğitim yılında burs ve öğrenim kredisi almak üzere müracaatta bulunan öğrencilerin değerlendirme sonuçları 26 Kasım tarihinde açıklanacak.


Başvuru yapan 661 bin 742 üniversite öğrencisi, Kredi Yurtlar Kurumu(YURTKUR)'nun www.kyk.gov.tr internet sitesinden T.C. kimlik numaralarını girerek sonucu öğrenilebilecek.
Öğrenciler taahhüt senetlerini, 28 Kasım-30 Aralık tarihleri arasında herhangi bir noterde vergi, resim ve harç ödemeksizin tanzim ve tasdik ettirdikten sonra, 30 Aralık tarihi mesai saati bitimine kadar YURTKUR'un bölge veya yurt müdürlüklerine teslim edecek.
Bölge veya yurt müdürlüğü bulunmayan yerlerde ise 'Söğütözü Mah. 2176. Sokak No:25 Çankaya/Ankara' adresindeki Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü'ne posta ile gönderecek veya elden teslim edecek.

Senetlerini belirtilen tarihte YURTKUR'a teslim eden öğrencilerin burs veya öğrenim kredisi ödemeleri 7 Ocak tarihinde Ziraat Bankası'nın ilgili şubelerinden yapılacak

Tezsiz Yüksek Lisans İçin Ales Zorunluluğu Kalkacak

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Gökhan Çetinsaya, eğitim muhabirleriyle bir araya geldi, gündemdeki konuları değerlendirdi. YÖK Başkanı, tezsiz yüksek lisans için Akademik Personel ve Lisansüstü Giriş Sınavı (ALES) puanının kullanılmayacağını açıkladı, “40 yaşına gelmiş birinde, tezsiz yüksek lisans için ALES şartı aramak doğru değildi.
‘Hayat Boyu Öğrenme’ kapsamında üniversitelerin belirlediği kriterleri yerine getiren herkes Tezsiz Yüksek Lisans yapabilecek.” dedi. Çetinsaya, 4 milyon üniversite öğrencisinin İngilizce öğrenmelerine imkân tanıyacak yeni bir projeyi hayata geçireceklerini söyledi.
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Gökhan Çetinsaya, başkanlığını yaptığı kurulla ilgili gündemdeki konuları, eğitim muhabirleriyle bir araya geldiği sohbet toplantısında değerlendirdi. Yeni YÖK yasa tasarısına ilişkin soruları cevaplayan Çetinsaya, taslağın hazırlık sürecinde öğrenciden rektöre, üniversitenin idari personelinden eğitim muhabirleri ve editörlerine, kamu kurum ve kuruluşlarından sivil toplum örgütlerinin temsilcilerine kadar tüm tarafların görüşlerine başvurduklarını hatırlattı. Kurulu her platformda eleştiren eylemci öğrencilerle görüş alışverişinde bulunabileceklerini ifade eden Çetinsaya, son eylemlerin olaysız bitmesinden duyduğu sevinci dile getirdi. YÖK Başkanı, “Protestoların barışçıl geçmesine en çok ben sevindim. Tepkilerini dile getiriyorlar. YÖK karşıtı hareketin, YÖK’ün ara rejimlerdeki rolü dolayısıyla bir tepki olduğunu düşünüyorum. Şiddet içermedikçe her türlü öğrenci eylemi meşrudur, yapılmalıdır da.” şeklinde konuştu.
YÖK Başkanı’nın verdiği bilgiye göre bütün öğrencilerin her türlü şikâyet ve sorunlarını dile getirip bilgi alabilecekleri ‘Alo YÖK’ hattı kurulacak. Çağrı merkezini öğrencilerin yanı sıra öğretim üyeleri başta olmak üzere üniversite ile ilgili sorun yaşayan ya da bilgi almak isteyen herkes arayabilecek. YÖK’ün, telefonların açılmadığı, evrakların kaybolduğu bir kurum olarak öne çıktığını hatırlatan Başkan Çetinsaya, “Denklikten tutun da bütünlemeye kadar öğrenci ve öğretim üyeleri artık bu çağrı merkezi üzerinden sorularına cevap bulabilecek. Bu devrim niteliğinde bir proje olacak.” dedi. Elektronik Belge Takip Sistemi’ni de devreye sokacaklarını kaydeden Çetinsaya, şöyle konuştu: “YÖK’te evrakların kaybolduğu yönünde şikâyetler geliyordu. Gelen ve giden evrakların takip edilebildiği bir sistemi hayata geçiyoruz. Ayrıca kâğıdı tamamen ortadan kaldıracak olan elektronik imza projesini başlatacağız. Bu sayede evrakların kaybolması söz konusu bile olmayacak.”

ALES’SİZ YÜKSEK LİSANS YAPILABİLECEK
Tezsiz yüksek lisans için ALES gibi merkezi bir sınavın artık kullanılmayacağını açıklayan YÖK Başkanı Çetinsaya, “40 yaşına gelmiş bir kişiden tezsiz yüksek lisans için ALES şartı aramak doğru değildi. Hayat boyu öğrenme kapsamında üniversitelerin belirlediği kriterleri yerine getiren herkes tezsiz yüksek lisans yapabilecek. ALES’siz olacak olması kalitesiz olacağı anlamına gelmeyecek.” dedi. Çetinsaya, üniversitelerin şartları belirleyeceğini, adayların da bu şartları yerine getireceğine dikkat çekti.

Dil öğrenimi konusundaki yetersizlik de YÖK’ü harekete geçirdi. 4 milyona yakın üniversiteliye İngilizce öğrenmelerine imkân tanıyacak yeni bir proje hayata geçiriliyor. Projeye göre her öğrenciye bir internet şifresi verilecek. Bu şifre ile internet üzerinden her öğrenci kendi dil seviyesinde kurslara katılabilecek. İngilizce pratik yapabilecek. Dinleme, okuma, yazma pratikleri yaparak İngilizcesini evinde geliştirecek. Çetinsaya, projeyi İngilizcenin yanı sıra Fransızca ve Almanca gibi diğer dillere de yaymayı hedeflediklerini kaydetti.

8 Kasım 2012 Perşembe

Başbakan'dan öğrencilere kredi müjdesi

Başbakan Erdoğan, üniversite öğrencilerine yurt, kredi, burs ve internet konularında müjde verdi...

Başbakan Erdoğan, Voleybol Federasyonu Başkent Spor Salonu'ndaki törende, Gençlik ve Spor Bakanlığı'na bağlı 53 yurdun toplu açılış törenine katıldı.

ÜNİVERSİTE SAYISINI ARTIRDIK
Başbakan Erdoğan, 2002 yılında 53'ü devlet üniversitesi olmak üzere toplam 76 üniversite bulunduğunu ve üniversiteye girmek isteyen gençlerden onda birinin üniversiteye girebildiğine değinerek, ''Geçtiğimiz 10 yılda 50'si devlet, 42'si vakıf üniversitesi olmak üzere 92 yeni üniversite açarak, ülkemizdeki üniversite sayısını 168'e ulaştırdık. Artık üniversiteye giriş oranını yüzde 50'nin üzerine çıkarıyoruz.'' diye konuştu...

BURS VE KREDİLER

Erdoğan, ''Ülkemizin ilk modern üniversitesi Darül Fünun-i Osmani'den beri tam 142 yıldır üniversite öğrencilerinden alınan öğrenim harcını kaldırmak da bize nasip oldu'' dedi. Üniversite öğrencilerine yönelik sosyal katkıların da AK Parti iktidarında katlanarak arttığına işaret eden Başbakan Erdoğan, 2002'de 451 bin 550 öğrenciye burs-öğrenim kredisi verilirken, bu rakamın 2012'de 1 milyon 173 bin 452'ye ulaştığını ifade etti.

Başbakan Erdoğan, ''Artık müracaat eden bir öğrencimiz ya burs alır ya da kredi alır. Geri döndürmek yok. Kredi ve Yurtlar Kurumu ya burs verecek ya da kredi. Üstelik bu kredi miktarı 2002'deki gibi 45 lira değil. Şu anda lisans öğrencilerimize ayda 260 TL burs-kredi veriyoruz, 180 lira beslenme yardımı veriyoruz, toplam 440 lira. Tabii yılbaşı itibarıyla yeni bir düzenlemeyi getireceğiz. Her yıl olduğu gibi ocakta bu düzenlemeyi yapacağız'' diye konuştu.

Yurtlarda kalan öğrencilerin internete ulaşması konusundaki sorunun çözüldüğünü ifade eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Bundan böyle tüm yurtlarımızda internet ücretsiz olacak. Sizlere bir hizmet bazında verilecektir'' dedi...

9 Ekim 2012 Salı

"Salla başı al maaşı" devri bitiyor

Bundan böyle "salla başı al maaşı" dönemi bitiyor. Yeni düzenlemeleri Faruk Çelik canlı yayında anlattı.
Yeni kamu personel rejiminde en temel düzenleme olarak "verimlilik" ilkesi getirilecek. Çalışma Bakanı Faruk Çelik "salla başı al maaşı döneminin" biteceğini canlı yayında anlattı.
Yeni personel rejiminde memur için kötü haber "işten çıkarmalara" maruz kalacaklarıyla ilgili...
İşte yeni düzenleme;
-Memurun iş güvencesi ortadan kaldırılacak. Böylece memurların da işçiler gibi işten çıkarılmaları mümkün olacak.
-Memur maaşları da sadece "katsayı-gösterge", "derece-kademe" sisteminden ibaret olmayacak. Yeni sistemde memurların maaşlarında da performans kriteri geçerli kılınacak.
 
ÇOK ÇALIŞANA ÇOK AZ ÇALIŞANA AZ
Memurun verimliliği ölçülerek çok çalışanın çok, az çalışanın az maaş alması sağlanacak.
Yeni sistemde idarenin görevden alma ve görev yeri değiştirme insiyatifini kullanma şartları genişletilirken, görev yeri değiştirilen bürokratın mahkeme kararıyla geri dönmesinin yolu sınırlandırılacak.
Hükümetlerin kendi kadrosuyla çalışabilmesi için "sözleşmeli" uygulaması da yaygınlaştırılacak.
 
CANLI YAYINDA ANLATTI
Yeni kamu personel rejiminin ilk sinyalleri Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik tarafından Bursa'da katıldığı bir yerel TV programında verildi. Çelik yeni sistemin ana hatlarını şöyle anlattı:
 
OTURARAK MAAŞ ALMA BİTİYOR
"Verimli kamu çalışanlarından oluşan bir yapı kuracağız. Verimli personelle verimsiz personel arasında bir fark getireceğiz. Soruyorum size, bir personel, 8 saat boyunca nefes almadan çalışacak, bir diğeri de oturarak aynı maaşı alacak. Bu işten ne anladık biz?"
 
NİTELİKLİ DAĞILIM
"Nitelikli memur hep İstanbul'da Ankara'da ve Bursa'da mı olsun? Neden Edirne'de, Diyarbakır'da veya Erzurum'da olmasın? Bu ciddi sorun. Mevcut yasa, bölgeler arası hizmet farklılıkları doğuruyor. Ayrıca bir diğer sorun da üst düzey bürokraside. Mesela ben bakan olarak, istediğim genel müdür veya müsteşarla çalışamayacak mıyım?"
 
DEVLETE KAPAĞI ATTIK DEVRİ BİTİYOR
"Şimdi siz kamu çalışanısınız diyelim ve nasıl olsa devlete kapağı attık anlayışındasınız. 25 yılınız da garanti olduğu için suya sabuna hiç dokunmadan idare edelim düşüncesindesiniz. Dünyanın neresinde üretmeyen bir insanı çalıştırırlar? Ha devlette çalıştıralım diyorlar. Oysa ki biz devleti batırmak için değil var etmek için varız. Biz verimliliği esas alan sistemin çalışmasını yapıyoruz. 3 milyon memurdan daha fazla verim almanın yollarını arayacağız. Hani çok maaş istiyoruz veya maaş az diyoruz ya. İşte öyle bir sistem getireceğiz ki çok üretene çok maaş üretmeyene de düşük maaş alsın istiyoruz."

8 Ekim 2012 Pazartesi

Dersaneler Birliklerinden Dersane Bildiri

Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın dershanelerin özel okul yapılabileceğini açıkladı. Bu açıklamanın üzerine ÖZ‐DE‐BİR, GÜVENDER, TÖDER ortak bir açıklama yaptı. İşte o açıklama:
Sayın Başbakanımızın son olarak “Üniversite sınavlarına yönelik faaliyet gösteren dershanelerden şartları uygun olanların özel okullara dönüşmesini istiyoruz.” biçiminde ifade ettikleri özel dershaneler konusu gündemdeki sıcaklığını koruyor.
Kamuoyunda “dershaneler kapanacak” olarak algılanan konunun; özellikle Sayın Başbakanımız tarafından, milli eğitimimize önemli katkılar sunan dershane sektörünü inciten, haklılığı tartışılır ifadelerle dile getirilmesini, ülkemiz ve halkımız açısından da üzücü bir olay olarak görüyoruz.
Özel dershane sektörünü temsil eden dernekler (ÖZ‐DE‐BİR, GÜVENDER, TÖDER) olarak 21 Eylül 2012’de konu hakkında kamuoyunu bilgilendirmeyi ve konunun farklı boyutlarına dikkat çekmeyi amaçlayan ortak basın açıklaması yaptık. Bu açıklamada “Milli eğitim sistemimiz içinde yer alan dershanelerin kurucuları olarak ülkemizin yararını, menfaatlerini, eğitimimize faydalı olanı her şeyin önünde tuttuğumuzu, tutacağımızı; özel dershaneler konusunun sektörle, eğitim yöneticileriyle tartışılmasının ülkemizin ve herkesin yararına uygun yeni seçenekler sağlayacağını” belirterek bu konuda başta Sayın Başbakanımız olmak üzere konuya taraf yöneticilerimizin bizlere kapılarını kapamayacaklarına inancımızı” dile getirmiştik.
Bu bağlamda Sektör temsilcileri olarak Sayın Başbakanımızdan randevu talebimiz bulunmaktadır.Konu hakkında genel görüşlerimizi kamuoyuyla paylaşıyoruz, paylaşmaya devam edeceğiz.
Bu vesileyle konuyla ilgili birkaç hususu tekrarlamak istiyoruz: 


7 Ekim 2012 Pazar

Dersahaneler Özel Okul mu oluyor?

Başbakan'dan dershanelerin dönüşümü ile ilgili açıklama geldi. Erdoğan: ''Altyapısı uygun dersaneler özel okula dönüşecek. İsteyen dersaneler birleşerek bu dönüşümü sağlayacak. Sen yatırımı yap biz sana öğrenci de göndeririz. Devlet millet el ele başarıyı yakalarız'' dedi

Sağlıkta gelinen noktayı anlatan Başbakan Erdoğan, Vatandaşına en kaliteli eğitim, sağlık hizmetini sunamayan bir devlet, görevini hakkıyla yerine getiremiyor demektir"dedi.

Dershaneler özel okul olacak

"Biz bazıları para kazansın diye Anadolu'daki vatandaşlarının daha çok sömürülmesine izin vermeyeceğiz. Altyapısı uygun dersaneler özel okula dönüşecek. İsteyen dersaneler birleşerek bu dönüşümü sağlayacak. Sen yatırımı yap biz sana öğrenci de göndeririz. Devlet millet el ele başarıyı yakalarız. Hem de insanımızın yokluğa mahkum olmasını engellemiş oluruz. Bu adımın da hazırlıklarını yapıyoruz. 2012-13 eğitim yıldönümünde inşallah bunu başaracağız.

Yatırımcılara çok geniş alanda teşvik desteği veriyoruz. Güneydoğu, Doğu Anadolu'da vergi muafiyeti, ücretsiz arsa tahsisi gerçekleştiriyoruz. Hizmete giren her tesisi Türkiye hedeflerine biraz daha yaklaşması olarak görüyoruz."

DGS Ek Yerleştirme Başvuruları için son tarih


Dikey Geçiş Sınavı (DGS) ek yerleştirme başvuruları 9 Ekim Salı günü başlayacak. Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi'den (ÖSYM) yapılan açıklamaya göre, DGS ek yerleştirme tercihleri 9-12 Ekim tarihleri arasında alınacak. Tercihler aday tarafından, bireysel olarak internet aracılığıyla TC kimlik numarası ve şifre kullanılarak elektronik ortamda yapılacak.

İNTERNET SAYFASINDAN YAYIMLANACAK
2012-DGS ek yerleştirmeyle ilgili tablolar ve diğer bilgiler, 9 Ekim'den itibaren ÖSYM'nin internet sayfasından yayımlanacak. 2012-DGS ek yerleştirme için ayrıca bir kılavuz hazırlanmayacak.
Ek yerleştirmede, 2012-DGS kılavuzunda ve 2012-DGS tercih kılavuzunda ve ek yerleştirmeyle ilgili açıklamalar metninde yer alan ilke ve kurallarla yükseköğretim programlarının koşul ve açıklamaları geçerli olacak.
Adayların yükseköğretim programlarını tercihleri arasında gösterebilmeleri için bu programların koşullarını karşılamaları gerekiyor.


AA

Polis Akademi'sinden Ayrılma Tazminatı

Polis Akademisi'nden ayrılanların, kendilerine yapılmış öğretim masraflarının dört katını tazminat olarak ödeyeceğine ilişkin kanunda değişiklik...

Akademi'den ayrılan tazminat ödemeyecek.
Anayasa Mahkemesi, Polis Akademisi'nden ayrılanların, kendilerine yapılmış öğretim masraflarının dört katını tazminat olarak ödeyeceğine ilişkin Polis Yüksek Öğretim Kanunu hükmünü iptal etti.
Kırıkkale İdare Mahkemesi, baktığı bir davada, 4652 sayılı Polis Yüksek Öğretim Kanunu'ndaki, tazminat miktarına ilişkin hükmü Anayasa'ya aykırı bularak, iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu.
Yüksek Mahkeme de polis öğrencilerinden, mezun olup olmadığına bakılmaksızın mecburi hizmetle yükümlü olduğu süre içinde ilişiği kesilen ya da sağlık sebebi hariç ayrılanların, kendilerine yapılan öğretim masraflarının ''dört katını'' tazminat olarak ödemek zorunda olmalarına ilişkin hükmü iptal etti.
İptal hükmü, karar Resmi Gazete'de yayımlandıktan 6 ay sonra yürürlüğe girecek.
AA

6 Ekim 2012 Cumartesi

AÖF Kayıt Tarihi

Ek yerleştirme ile Anadolu Üniversitesi'nin açık öğretim programlarına yerleştirilen adayların kayıtları 8 Ekim'de başlayacak.

ÖSYM'den yapılan açıklamaya göre, 2012-ÖSYS Ek yerleştirme sonucunda, Anadolu Üniversitesi'nin açık öğretim sistemiyle eğitim veren programlarına kayıt hakkı kazanan adayların kayıtları, 8-19 Ekim 2012 tarihleri arasında yapılacak.

Adaylar kayıtla ilgili ayrıntılı bilgiyi üniversitenin internet sayfasından edinebilecek.

KPDS Başvuru Tarihleri

Kamu Personeli Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavı (KPDS), başvuru tarihleri...

Kamu Personeli Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavı (KPDS), başvuruları 8 Ekim Pazartesi başlayacak.
Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi'den (ÖSYM) yapılan açıklamaya göre, KPDS sonbahar dönemi başvuruları 8-17 Ekim tarihleri arasında yapılacak.

Adaylar, 2012-KPDS sonbahar dönemi kılavuzuyla aday başvuru formuna, başvuru süresi içinde ÖSYM'nin http://www.osym.gov.tr internet adresinden ulaşabilecek. Ayrıca kılavuz dağıtımı yapılmayacak.

Adayların başvuru, sınav, değerlendirmeyle ilgili ayrıntılı bilgilerin yer aldığı bu kılavuzu dikkatle incelemeleri gerekiyor.

KPDS sonbahar dönemi sınavı, 18 Kasım'da yapılacak.
AA