GÜNCEL HABERLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
GÜNCEL HABERLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Aralık 2012 Cumartesi

Hocaefendi'den Mustafa Sungur için taziye!

Tedavi gördüğü Fatih Üniversitesi Sema Hastanesi'nde bugün vefat eden Mustafa Sungur için Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi taziyede bulundu.

Daussıla ile meşbu kalbim, hayatını Kur'an ve iman hizmetine adamış, Bedizzaman Hazretleri'nin mümtaz talebelerinden Nur Kahramanı Mustafa Sungur Ağabey'in Hakk'a yürüdüğünü öğrenmiş olmaktan doğan gurbet içinde gurbet hisleriyle çarpıyor...

Gençlik yıllarından itibaren tahsil ettiği ilmi, Kur'an nurları ile tahkim eden bu müstesna insan aynı zamanda tükenmek bilmez enerjisi ile hayatını hizmet yoluna bezletmeye bakmıştır.

Hepimiz adına geçici bir firak sayılsa da ağabeyimizin gerçek dostlarla vuslata vesile son yolculuğunda hazır bulunamamanın hicabı içindeyim. Tesellimiz, 'bir tek maksat ve vazifede sa'y eden hakikat ve ahiret kardeşlerinin ihtilaf-ı zaman ve mekânın sohbet ve ünsiyetlerine bir mani teşkil etmediği' muştusudur.

Bu vesileyle muhterem ağabeyimize Mevlâ-yı Müteâl'den gani gani rahmet niyaz eder, onunla Nur derslerini müzakere etme şerefine nail olan talebe, dost ve yakınlarına teziyetlerimi bildirir, sabr-ı cemil niyaz ederim.

Fethullah Gülen

Bediizaman Hazretleri'nin Talebelerinden Mustafa Sungur Hakk'ın Rahmetine Kavuştu


Bediüzzaman Hazretlerinin talebelerinden Mustafa Sungur Ağabey Hakk'a yürüdü.

Şeker ve tansiyon rahatsızlığı bulunan ve beyninde damar tıkanıklığı sebebiyle bir süredir Fatih Üniversitesi Hastanesi'nde tedavi görmekte olan Mustafa Sungur ağabey bugün vefat etti.

Risale-i Nur ları 17 yaşında tanıyan ve 1954 yılından 1960'a kadar Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri'nin hizmetinde bulunan Sungur Ağabey, Üstad tarafından, "nur kahramanı" olarak tanımlanmıştı.

Mustafa Sungur Ağabey için yarın ikindi namazını müteakip Fatih Camii'nde cenaze namazı kılınacak. Merhumun cenazesi, daha sonra Eyüp Mezarlığı'na defnedilecek.

samanyoluhaber

28 Kasım 2012 Çarşamba

Gülerce;Komünist dövmeye giderdik,Hocaefendinin sözleri beni değiştirdi

Zaman Yazarı Hüseyin Gülerce, Söz Sende'e Balçiçek İlter'e çarpıcı açıklamalarda bulundu. Gençliğinde üzerinde "Allah için vur" yazılı sopalarla solcuları dövdüğünü anlatan Gülerce, değişim ve dönüşüm sürecine dair ilginç anektodlar paylaştı.
"Ben de gençliğimde insanları çok ötekileştirdim." diyen Hüseyin Gülerce, "Bana göre solcu herkes komünistti. Ve komünist dövmeyi vatanseverlik zannediyorduk. şeklinde konuştu. Zaman Yazarı sözlerine şöyle devam etti: O kavgalarda bizim hazır sopalarımız vardı. Bir de bu dövmeyi Allah rızası için yapıyorduk. Ama nefsimiz karışmasın diye sopanın üzerine; "Allah için vur." yazarak kendimizi uyarıyorduk. Kendimizi öyle rahatlatıyorduk. Halbuki vurduğun bir insan, kim kafasına vurularak değişmiştir?

NAMAZDAN ÇIKIP ADAM DÖVMEYE GİDİYORDUK

Derin devlet o günlerde bizi birbirimizle vuruşturdu. Orada bizim delikanlılığımızdan istifade ettiler. Sabah ülkücü bir genç, öğlen bir Dev-Gençli aynı silahla vurulurdu. Gençsiniz bir arkadaşınızı dövüyorlar, haber geliyor. Delikanlısınız ya, orayı basmaya gidiyorsunuz... Namazdan çıkıyorduk, adam dövmeye gidiyorduk. İşte dini anlamamak dediğimiz şey bu.

HOCAEFENDİNİN SÖZLERİ BENİ DEĞİŞTİRDİ

Balçiçek İlter'in "Peki ne zaman anladınız?" sorusuna ise Gülerce şöyle cevap verdi: 27 yaşında, Yalova Lisesine öğretmen olarak girince anladım. Öğrencileri karşımda görünce, "Eyvah!" dedim, "Bunlar bizim evlatlarımız. Ama asıl muhterem Fethullah Gülen Hocaefendiyle tanıştığım zaman anladım. Mesela, bir gün birisi bizim camimamız hakkında çok sert bir eleştiride bulundu. Hocaefendi de benim gençlik yıllarındaki sertliğimi bilir. Ben bir cevap yazacaktım, kendisine bunu söyledim. Böyle söyleyince boynunu büktü. "Hüseyin Bey, rica etsem bir arkadaşımızla kendisini ziyarete gider misiniz?" dedi. Benim değiştiğim, dönüştüğüm en önemli an budur.

GÜLEN İLE BİRLİKTE EKŞİ VE ÖZKÖK'Ü ZİYARETE GİTTİK

Ben diyaloğu çok önemsiyorum. Genel Müdürlük yaptığım zamanlarda, mesaimin yarısını diğer gazeteci arkadaşları ziyaret ederek geçirdim. 1995 Ekim'iydi... Sayın Gülen ile birlikte Hürriyet gazetesini ziyarete gittik. Oktay Ekşi, Ertuğrul Özkök başta olmak üzere 30-35 kişi toplandılar. O gün Oktay Ekşi dedi ki; "Gerçekten Fethullah Hoca siz misiniz?" Çünkü o zamana kadar kamuoyunda bir görüntüsü yoktu. Hoca Efendi de şaşırdı biraz. "Sarığınız yok, sakalınız yok." diye espri yaptı... Dışarı çıktık oradan, 2-3 adım attık. Hocaefendi döndü dedi ki; "Hüseyin Bey, gördünüz mü kabaat kimde? Bu arkadaşlara hiç gelmemişiz."

VİDEO  GÖRÜNTÜSÜ İÇİN TIKLAYINIZ...



Ahmet Altan Rumların Torunuymuş!


 Taraf'ın yazarı Ahmet Altan'da Muhteşem Yüzyıl tartışmalarına katıldı.Gene başbakana muhalif ve ilginç yazısıyla.Meğerse Ahmet Altan Rumların torunuymuş.Ahmet Altan laflarına Rum torunu olduğu kanıtlayacak Türklere hakaret içerikli sözleriyle başladı.Kabul etmemiz gerekirmiş;bizTürkler hiçbir icat edemeyiz sadece palavracıyız.

Türkler Anadolu'ya kaç kişiyle gelmişler.Türkiye'deki 70 milyon nufüs özbeöz Türk mü diye sorduktan sonra bu ülkede daha önce Rum,Ermeni ve Hristiyanlar olduğunu Topkapı'da da bir Kilise olduğunu hatırlatıyor aklınca...

Bunu zaten herkes biliyor;Anadolu'ya gelen Türklerin buraların ahalisiyle kaynaştığını 70 milyonun saf Türk olmaması Türk ecdadına hakarete gerekçe olamaz.

Başabakan dahil Kanuni'nin dedesinin II.Beyazıd'ın babasını kimse bilmiyormuş aramızda onun için onlara yapılacak hakarete sukut etmemiz lazım.

Derdin ne yaran mı var?Niye gocunuyon? Ermeni  torunu olabilirsin kimse seni dışlamıyor atalarına da hakaret etmiyor.Bu demek değildir ki başakasının ecdadını palavra diye niteleyecen olmadık sıfatları yaşam tarzını,senaryo,film oyunlarıyla çaktırmadan yaftalayacan.

Kahpe Bizans niye ecdada hakaret sayılmıyor diye sormuş Altan o filmi yapan Yeşilçam zihniyetini gayet iyi biliyorsun.Malkoçoğlu'ya sözde seferdeyken (sefer kutsal bir görevdir)  imparator kızıyla zina ettiren çarpık bir zihniyet. (fyslpktzl)

İşte Ahmet Altan'ın Taraf'taki yazısı;



Kabul edelim ki biz Türkler pek bir şey “icat” edemeyiz ama iyi uydururuz.
Belki en palavracıları en yukarılara çıkarmamızın nedeni de budur, belki de siyaseti de bir uydurma yarışması sanıyoruz.
En iyi uydurduğumuz şeylerin arasında herhalde “tarih” güzide bir yer tutar.

“Ecdadımız” palavraları kabul edeyim ki ben en çok sevdiklerim arasındadır.
Bizim “ecdadımız” dediğimiz halifelerimiz efendilerimizin, o “attan inmeyen” padişahlarımızın hemen hemen hepsinin dedesinin Hıristiyan olduğunu hatta bir kısmının da papaz olduğunu biliyorsunuz değil mi?
Aranızdan bir kişinin, Başbakan da dâhil, Kanunî’nin dedesinin adını bilmediğine eminim.
II. Bayezid diye öyle öyle bilgiç bilgiç gülümsemeyin, o babasının babası, annesinin babası kimdi?
Peki, halife efendilerimizin sarayı Topkapı’nın bahçesinde neden bir kilise var?
Peki, bizim ecdadımız dediğimiz Osmanlı’dan önceki atalarımız kimler?
Osmanlı kim peki?
Osmanlı’nın Kayı Aşireti’nden çıktığını biliyorsunuz diyelim, Kayı Aşireti hakkında ne biliyorsunuz?
Çok fazla bir bilginiz olamaz çünkü tarihte de çok fazla bir bilgi yok,  Kayı Aşireti’nin varlığı bile kuşkulu.
Biraz daha geriye gidelim.
Osmanlı 1299’da kuruldu, Türkler Anadolu’ya 1071’de geldi.
Alparslan’la birlikte Anadolu’ya kaç Türk geldi?

“Türkler kim” sorusunu atlayıp başka soruya geçelim.
Bugün “Türk” olduğunu söylediğimiz 70 milyon insan Alparslan’la birlikte gelen “Türklerin” özbeöz çocukları mı?
Yoksa biz o gelen Türklerle Anadolu’da o zamanlarda yaşayan Bizanslıların, Ermenilerin, Rumların, Kürtlerin ortak çocukları mıyız?
Nasıl oluyor da “ecdadımız” sadece Türkler ve Müslümanlar oluyor o zaman?
Ecdadımız arasında Bizanslılar yok mu?

“Kahpe Bizans” demek neden ecdadımıza hakaret sayılmıyor?
Çünkü tarihi uyduruyoruz.


AAAAAAAAAAAA

Munzur Dağında Teröristler Böyle Ele Geçiriliyor (video)

Tunceli Ovacıkta yeniden yapılanıp etkin olmak isteyen terör örgütü Maoist Komünist Partisine yönelik 16 Kasımda düzenlenen operasyon görüntülerine ulaşıldı. Teslim ol çağrısına ateşle karşılık veren teröristlerle çıkan çatışmada 1 asker yaralandı, 2 terörist sağ ele geçirildi. Arazinin dağlık olmasından faydalanıp kaçan teröristlere yönelik hava destekli operasyon düzenleyen Mehmetçik, 23 teröristi Munzur Dağında böyle ele geçirdi.
video

27 Kasım 2012 Salı

MHP ve BDP ilk kez bir öneri üzerinde uzlaştı!

TBMM'nin birbirine zıt iki partisi MHP ve BDP ilk kez bir öneri üzerinde uzlaştı.

TBMM'nin birbirine zıt iki partisi MHP ve BDP ilk kez bir öneri üzerinde uzlaştı.
MHP ve BDP , yeni anayasada yer almasını istediği ''yürütme'' bölümüne ilişkin önerilerini, TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu'na sundu. İki parti de Genelkurmay Başkanı 'nın, Milli Savunma Bakanı 'na bağlanmasını önerdi.
MHP, Cumhurbaşkanı 'nın TBMM tarafından 6 yıllığına; BDP ise halk tarafından 5 yıllığına seçilmesini önerdi.
MHP, Cumhurbaşkanı 'nın, göreve başlarken TBMM Genel Kurulu'nda inandığı mukaddes kitap (Allah) huzurunda yemin etmesini, BDP ise ülkeyi ve anayasayı savunmak ve gözetmek için çalışacağına yemin ederek görevine başlamasını istedi.
MHP ve BDP, Genelkurmay Başkanı'nın, Milli Savunma Bakanı 'na bağlanmasını önerdi.
MHP'nin önerisine göre; Cumhurbaşkanı'nın, gerekli gördüğü hallerde Bakanlar Kurulu'na başkanlık etmek veya Bakanlar Kurulu'nu başkanlığı altında toplantıya çağırmak, Bakanlar Kurulu kararıyla sıkıyönetim veya olağanüstü hal ilan etmek, KHK çıkarmak; Yükseköğretim Kurulu üyelerini ve üniversite rektörlerini seçmek; yargı ile ilgili seçme yetkileri kaldırılacak.
Cumhurbaşkanı'nın kararnameleri imzalamak yetkisi daraltılacak, sadece Genelkurmay Başkanı, vali ve büyükelçilerin atanmalarına ilişkin kararnameleri imzalayacak.
Anayasa'da Cumhurbaşkanının resen imzaladığı kararlar ve emirler aleyhine Anayasa Mahkemesi dahil, yargı mercilerine başvurulamaz hükmü kaldırılacak.
Cumhurbaşkanı, vatana ihanet suçlamaları dışında, yasama dokunulmazlığından yararlanacak.
Cumhurbaşkanı Genel Sekreterliği ve Devlet Denetleme Kurulu, anayasal düzenleme olmaktan çıkarılacak.
Genelkurmay Başkanı, Milli Savunma Bakanı'na bağlı olacak.
Milli Güvenlik Kurulu'nun gündemi, Genelkurmay Başkanı'nın önerileri dikkate alınarak Başbakanca belirlenecek.
OHAL süreleri, 6 aydan 2 aya; sıkıyönetim süresi, 6 aydan 4 aya indirilecek.
 
BDP'NİN ÖNERİLERİ
BDP, Cumhurbaşkanı olmak için aranan 40 yaş şartının 35'e indirilmesini; Cumhurbaşkanlığı için 10 milletvekilinin yazılı teklifi ile ya da 200 bin kayıtlı seçmen tarafından aday gösterilmesini önerdi.
BDP'nin önerilerinden bazıları şöyle: -Cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda Seçim Konseyi yetkili olacak.
-Silahlı kuvvetler yüksek komuta mensupları, istifa ya da emeklilik halinde dahi cumhurbaşkanlığına aday olamayacak.
-Cumhurbaşkanı, TBMM üye tam sayısının en az üçte birinin veya Kamu Denetçisinin önerisi ve üye tam sayısının en az dörtte üçünün vereceği kararla Yüce Divan'da yargılanacak.
-İnsanlığa karşı suçlar ve bakanların Yüce Divan'da görülmüş davaları, Cumhurbaşkanı'nın af yetkisi dışında olacak.
-Başbakan, Cumhurbaşkanınca, TBMM üyeleri arasından atanacak.
-Ülke savunmasının sağlanmasından Meclis'e karşı Bakanlar Kurulu sorumlu olacak.
-Cumhurbaşkanı, Meclis'in sürekli denetimine tabi olan silahlı kuvvetlerin başkomutanı olacak.
-Güç kullanımına karar verme yetkisi TBMM'de bulunacak. Ülkenin güvenliğinin sağlanması ve savunulması, silahlı kuvvetlerin savunma amacıyla hazırlanmasından Hükümet adına Savunma Bakanı sorumluluk alacak. Savunma Bakanı, Hükümet'in gözetimi altında silahlı kuvvetlerin yüksek komuta görevini yerine getirecek.
-Silahlı kuvvetler, TBMM'nin sürekli denetimine tabi tutulacak. Silahlı kuvvetler mensupları, siyasal konularda müdahalede bulunamayacak.
-Genelkurmay Başkanı, silahlı kuvvetlerin komutanı olup, savaşta komutanlık görevini Cumhurbaşkanlığı namına yerine getirecek.
-Genelkurmay Başkanı, Bakanlar Kurulu'nun teklifi üzerine Cumhurbaşkanı'nca atanacak. Genelkurmay Başkanı, bu görev ve yetkilerinden dolayı Savunma Bakanı'na bağlı ve ona karşı sorumlu olacak.
-TBMM, ulusal savunma konusundaki hükümet ve silahlı kuvvetler faaliyetlerini denetleme amacıyla bir komisyon kuracak. Bu komisyon soruşturma komisyonlarının bütün haklarına ve yetkilerinde olacak.

26 Kasım 2012 Pazartesi

Sizce Çamlıca tepesine hangi cami yapılmalı?

Çamlıca Tepesi'ne yapılacak caminin projesi ile ilgili tartışmalar uzun bir süre daha devam edecek gibi görünüyor. Peki, projeleri değerlendiren jürilerden biri siz olsaydınız hangi projenin yapılmasını uygun görürdünüz?

Çamlıca Tepesi'ne yapılacak cami için açılan yarışmada birinciliğe değer görülen bir eser çıkmadı. Jüri de ikinci olan ve iki kadın mimarın çizdiği 6 minareli caminin Çamlıca'ya yapılmasını kararlaştırdı.

Ancak proje Sultanahmet Camii'ne benzerliği yüzünden ciddi eleştirilere maruz kaldı. Projenin mimarları ise şartnamede yer alan 'İstanbul'un silüetine ve kent dokusuna, uygun Osmanlı Türk mimari üslubunu yansıtacak' maddesinden ötürü böyle bir eser çıkarttıklarını belirtirken, bu açıklama ise projenin kopya olduğunu öne sürenleri tatmin etmedi.

Sizce aşağıdaki Camii Projelerinden hangisi Çamlıca'ya yapılmalı? Tercih ve yorumunuzu yorumlar kısmına yazabilirsiniz.


2
                                                                                    3
                                                                             4

                                                                         5
                                                                             6
                                                                      7
                                                                          8
                                                                             9
                                                                           10
                                                                                 11
                                                                       12
                                                                        13


                                                                            14
                                                                      15
                                                                           16
                                                                          17
                                                                              18
                                                                            19
                                                                         20


                                                                         21
                                                                                 22
                                                                               23
                                                                                 24

"Hareketi durdurmadan Alternatif Yollar Oluşturmalı"

Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi bu haftaki sohbetinde önemli mesajlar verdi. 'Hareketi durdurmadan Allah'ın izniyle alternatif yollar, yöntemler oluşturarak yola devam etmeli' diyen Hocaefendi, takılıp kalmayı'zaman israfı' olarak niteledi.


Zamanı israf etmiş olursunuz. Hiç uğraşmadan, alternatif yollar ve yöntemler oluşturarak yolunuza devam edeceksiniz. Evinizi kapattıkları zaman yurt açacaksınız. Yurtlarınızı kapattıkları zaman ev yapacaksınız. Okulunuzu kapattıkları zaman üniversite yapacaksınız. Üniversitenizi kapattıkları zaman on tane okul açacaksınız. Hiç durmadan yürüyeceksiniz.


Büyüklüğün Ölçüsü ve İlâhî Takdire Rıza

-Hizmet varsa, yaşamaya değer. Dinim ve mübarek mefkûrem için hâlâ bir şeyler yapma imkanı/ihtimali varsa, dünyada kalmaya değer; yoksa, beyhude!.. (00:50)

-Ruh-u Seyyidi'l-Enâm (aleyhissalâtü vesselam) Efendimiz, tasavvufî ifadesiyle “taayün-i evvel”in kahramanıdır; “Sen olmasaydın, şu âlemleri yaratmazdım” kudsî hadisinin mazharıdır. Bu hadis, hadis kriterleri açısından sahih olmasa bile mânâ itibarıyla doğrudur; çünkü o “Muarrif” olmasaydı, bu âlemlerden de, bu kitaptan da hiç kimse bir şey anlamayacaktı. O halde bu hadisin mânâsı şudur: “Ey Rasûlüm! Bu kitapların okunması da, mânâlarının şerhi de senin sayende oldu. Öyleyse sen elindeki Kur'ân'la her şeyin kavl-i şârihi, tefsir-i vâzıhısın.” (02:50)

SOHBET VİDEO GÖRÜNTÜSÜ İÇİN TIKLAYINIZ....

-Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla ışığından hiçbir şey kaybetmez! (04:50)

-İnsan, yaptığı bütün iyiliklere bir mum tutuşturma şeklinde bakmalıdır. İnsanın sa'yine terettüp eden şeyler hem küçük hem de büyüktür. İnsan kendi nefsine bakan yönüyle onları çok küçük görmeli; Cenâb-ı Hakk'ın yaratması ve ihsanı olmaları açısından ise çok büyük kabul etmeli ve şükürle mukabelede bulunmalıdır. Şirkten şükre geçmenin yolu, büyük küçük her şeyi Cenâb-ı Hakk'tan bilmek; bizim sa'y ve gayretimize terettüp eden şeyleri bize bakan yanlarıyla küçük, Allah Teâlâ'nın ilâhî lütfu olmaları itibarıyla da -O'na saygının gereği olarak- büyük görmektir. (05:35)

-Hazreti Sıddîk'ın sıddîka kerimesi Âişe validemiz îsar ufkunda cömertlik ortaya koyan bir insandı. Adını her anışımda “Anam!..” deyip “Öz anama bu kadar tatlı ‘anam' demedim, o da darılmasın!” düşüncesiyle yad ettiğim mualla validemiz, ibadet ü tâatinde o kadar engindi. Bir gün yanaklarından süzülen yaşları görünce “Âişe, neyin var, niçin ağlıyorsun?” diye soran Rasûl-ü Ekrem Efendimiz'e “Cehennem ateşini hatırladım; ötede ailenizi tanır, beni de hatırlar mısınız ya Rasûlallah?” şeklinde cevap veren gözü yaşlı anamızın kalbi de o kadar ince idi; asla yaptığı iyiliklere güvenmiyor ve âhirete ait derin endişeler taşıyordu. (13:00)

-Allah Rasûlü'ne yakınlığı, İslam'a hizmetleri, âdilâne hilafeti, zamanının iki güçlü devletini yerle bir edişi ve üstün ahlakı ile alâkalı misalleri anlatmaya, büyüklüğünü vasfetmeye sözün yetmeyeceği Hazreti Ömer, çok zaman, başını secdeye koyar, gizli-açık, sesli-sessiz münacat ve tazarruda bulunurdu. Dua ederken hıçkırıklarla inler, kalbi hızlı hızlı çarpar ve tir tir titrerdi. Ahirete irtihalinden az evvel, bir kuraklık esnasında yine duaya durmuş, şöyle ağlıyordu: “Allahım! Ümmet-i Muhammed'i benim günahlarımdan dolayı mahvetme. İhtimal yağmursuzluk benim mâsiyetim sebebiyledir; ne olur Rabbim, Ashâb-ı Rasûlullah'ı benim yüzümden cezalandırma!” Evet, Hazreti Ömer'in kendisine bakışı böyleydi; onda iddia yoktu, yüksek mertebelere dilbeste olma yoktu, kendisine makamlar tayin etme yoktu. O âlî himmetlilik ile mahviyetin birleşme noktasına taht kurmuştu. Acaba içimizde kaç insan, yağmur yağmadığı, zelzele olduğu, toplumun değişik kesimleri yaka paça birbirine girdiği, kan gövdeyi götürdüğü zaman “Allahım benim yüzümden ümmet-i Muhammedi mahvetme!” demiştir?!. (16:24)

Soru: Hazreti Sâdık u Masdûk (aleyhissalatü vesselam) Efendimiz meâlen “İnsanın en ehemmiyetli saadet kaynaklarından biri, Allah'ın kazasına rıza göstermesi; onun en ciddî talihsizliği de ilahî takdiri öfkeyle karşılamasıdır!” buyuruyor. Allah'ın takdirine rızanın bir çerçevesi var mıdır? Kıskançlık, haset ve hazımsızlık gibi hastalıkların takdire rıza göstermemeyle ne ölçüde alâkaları söz konusudur? (18:00)

-Bir insan için kadere ve Hakk'ın takdirlerine rızâ, en önemli bir saadet vesilesidir. Konuyla alâkalı Hazreti Sâdık u Masdûk'un

مِنْ سَعَادَةِ ابْنِ آدَمَ رِضَاهُ بِمَا قَضَى اللهُ، وَمِنْ شِقْوَةِ ابْنِ آدَم سَخَطُهُ بِمَا قَضَى اللهُ

“Âdemoğlunun en ehemmiyetli saadet kaynaklarından biri, hiç şüphesiz Allah'ın kazasına razı olması.. ve onun en önemli talihsizliği de Allah'ın takdirlerini öfkeyle karşılamasıdır.” şeklindeki mübarek sözleri de bu hususu tenvir etmektedir. (18:40)

-Zât-ı Ulûhiyet'in takdirini memnuniyetle karşılamanın yanında, Hazreti Ruh-u Seyyidi'l-Enâm'ın (aleyhi elfü elfi salâtin ve selâm) nübüvvetine ve İslam dinine kanaat etme de çok önemlidir. Fiilî ve kavlî duadan sonra -netice ne olursa olsun- kader ve kazayı gönül hoşnutluğuyla karşılama bu kanaatin de gereğidir. Bundan dolayıdır ki, sabah akşam okunması sünnet olan dualar arasında şu ikrar da mevcuttur:

رَضِينَا بِاللهِ رَبًّا وَبِاْلإِسْلاَمِ دِينـــــاً وَبِمُحَمَّدٍ رَسُـــولاً

“Rab olarak Allah'tan, din olarak İslâm'dan, peygamber olarak da Hazreti Muhammed'den (aleyhissalâtü vesselâm) razı olduk.” (18:54)

-Günümüzde çok yaygınca telaffuz edilen “Ne ettim ki, bunlar benim başıma geldi? Neden bu belalar hep gelip beni buluyor? Niye bu sıkıntılar?” gibi kaderi ve ilâhî kazayı tenkit manasına gelen ifadeler, kâfirce sözlerdir. Belki bunları söyleyenler kâfir olmaz; fakat bu sözler ancak kâfirlerin söyleyebileceği sözlerdir. (22:10)

-Haset, kıskançlık ve hazımsızlık gibi hastalıkların “takdir-i ilâhîye rıza göstermeme” ile çok yakın irtibatı vardır. Nitekim Mekke müşrikleri, Allah Rasûlü'nün faziletlerini çok iyi biliyorlar ama peygamberliğin kendilerine verilmiş olmamasını kabullenemiyorlardı. Bazıları, “Taif'te, Mesud b. Urve; Mekke'de Velid b. Muğîre gibi insanlar varken ve bunlar peygamberliğe daha lâyık iken, nasıl oluyor da Ebû Talib'in Yetimi gibi fakir ve kimsesiz bir insan peygamber olabiliyor?” diyorlardı. Ebu Cehil, “Aslında biliyorum ki, O peygamberdir. Fakat Hâşimîlerle eskiden beri aramızda bir rekabet var. Onlar, rifâde, sikâye (hacca gelenleri yedirip içirme vazifesi ve şerefi) bizde diye övünüp duruyorlar. Bir de peygamber de bizden, derlerse işte ben buna dayanamam.” diyordu. (23:20)

-Hazreti Ali'yi hazmedemeyenlerin yaptıklarından Selçukluları, Osmanlıları çekemeyenlerin fitnelerine kadar İslam dünyasına büyük bedeller ödeten pek çok hadisenin arkasında Allah'ın takdirine razı olmama, dolayısıyla hasetle kıvranıp durma vardır. (24:37)

-Her dönemde hazımsızlık olmuştur, günümüzde de olacaktır. Bu, Mefisto ile Faust'ün mücadelesinin neticesidir ve kıyamete kadar sürüp gidecektir. Aslında Şeytan'ın Hazreti Adem'i çekemeyişi ve ona düşmanlığı macerasında bir yönüyle bütün insanlığın sergüzeşti vardır. Bugün de bir kısım insanlar hizmet camiasına ve hizmet erlerine karşı haset, kıskançlık, hazımsızlık sergileyebilir; takiyyelerle onları bitirmeye kalkışabilirler. (26:18)

-Kim ne yaparsa yapsın bizim için ölçü bellidir: “Kötülükleri iyilikle sav; görgüsüzce muamelelere aldırış etme! Herkes, davranışlarıyla karakterini aksettirir. Sen müsamaha yolunu seç ve töre-bilmezlere karşı âlîcenap ol!..” (29:17)

-Zulmedildiğiniz zaman bile zulmetmeye kalkarsanız, Allah onu size sorar. Bir çarkı, bir düzeni bozdukları zaman kalkar siz de başkalarının çarkını düzenini bozarsanız, Allah onu size sorar: “Niye bunu yaptınız? Niye insanca davranmadınız? Niye Hazreti Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) gibi davranmadınız?” Bu açıdan, kıskanca karşı kıskançlık duygusuna girmemek; belki hazımsızlıklar karşısında hazım sistemini bir kat daha artırmaya çalışmak lazım. (30:33)

-Hareketi, hamleyi, gayreti durdurmadan, Allah'ın izni ve inâyetiyle alternatif yollar, yöntemler oluşturarak yola devam etmeli.. Onlarla uğraşmaya kalkarsanız, bir yerde takılır kalırsınız.. Zamanı israf etmiş olursunuz. Hiç uğraşmadan, alternatif yollar ve yöntemler oluşturarak yolunuza devam edeceksiniz. Evinizi kapattıkları zaman yurt açacaksınız. Yurtlarınızı kapattıkları zaman ev yapacaksınız. Okulunuzu kapattıkları zaman üniversite yapacaksınız. Üniversitenizi kapattıkları zaman on tane okul açacaksınız. Hiç durmadan yürüyeceksiniz. Hafizanallah, durup başkalarıyla meşgul olmaya kalktığınız zaman, zamanı beyhude kullanmış, israf etmiş olursunuz. Zamanı israf etmenin hesabını da Allah sorar. (31:44)

-Allah onlara da soracak; beni alâkadâr etmez o. Elimden gelirse, onların da zamanı israf etmemeleri istikâmetinde, kavl-i leyyin ile ifade ederim. Fakat yine de sözüm, düşüncem, tavrım tepkiye sebebiyet veriyorsa, yutkunur dururum. (32:44)

-Kötülüğe karşı asla kötülükle mukabele etmemelisiniz. Fakat mesela, Persler, Hazreti Ebu Bekir'e, Hazreti Ömer'e, Hazreti Âişe validemize ve daha pek çok ashab-ı kirama sebb ediyorlar (küfrediyor, sövüp sayıyorlar.) Siz onların sebbe müstahak olmadıklarını anlatmak suretiyle onları müdafaa edebilirsiniz. Perslerin büyüklerinden bir tanesi Mısırlı âlim Muhammed Imârâ'ya gitmiş, “Niye bize saldırıyorsunuz?” demiş. Hazret ona, “Yok biz saldırmıyoruz; siz Hazreti Ebu Bekir'e ta'nda bulunuyorsunuz, Hazreti Ömer'e olmayacak şeyler söylüyor sövüyorsunuz, Âişe validemize küfrediyorsunuz; biz sadece müdafaa ediyor ve “Bunlara sövülmez!” diyoruz.” demiş. Ben de diyorum: Onlara sövenin dilleri kurusun!.. (34:36)

-Rızâ, insanı, Rabbiyle iç cedelleşmekten kurtarır. Cenab-ı Hakk'ın takdiri, demek bir günahımız vardı ki, Allah camiaya bazı güveleri musallat etti; bir kısım haset ve kıskançlık duyguları depreşti. Bu bizim kabahatimizden; demek ki bir hatamız, günahımız vardı. Onlar asıl günahımızı bilemediklerinden dolayı bizim sevabımıza iliştiler. Bize “Siz bu işin ehli değilsiniz; bırakın da onu liyakatli insanlar götürsün!” deselerdi, hakları vardı. Fakat, hizmetin ruhuna dokunmaları.. bir yönüyle bilemeyerek onu yaptılar. Hazreti Pir'in dediği gibi, bizim hiç yapmadığımız yapamayacağımız, düşünmediğimiz düşünemeyeceğimiz şeylerden dolayı bize hücum ediyorlar. Demek ki bizim hatalarımız yüzünden böyle yapıyorlar. İşte böyle düşünüp Cenâb-ı Hakk'ın takdirine razı olmak ve o problemi içte çözmek lazım. Rıza iksirini içteki o alıp vermelerin, o hafakanların üzerine dökmek suretiyle onları eritebilirsiniz. (36:12)

25 Kasım 2012 Pazar

Muhteşem Rezalete Başnazır'dan Sert Tepki

Yayına girdiği ilk günden halkın tepkisini çeken ama her nedense aynı oranda izlenen sözde Kanuni dönemini anlatan Muhteşem Yüzyıl yaptığı çekimlerle adeta sarayı aşk entrikalarının döndüğü mekan, Padişahı da işi gücü bırakmış kız peşinde divane algısı oluşturdu.

Başbakan Erdoğan bugün bir açılışta yaptığı konuşmada "Biz öyle bir Kanuni, öyle bir Sultan Süleyman tanımadık'' diye diziye sert tepki gösterdi.İşte Erdoğan'ın ifadeleri;

R ''Biz 7 milyarlık bu dünyanın içinde yaşıyoruz. Bizim görevimiz nedir, bunu çok iyi biliriz. Ecdadımızın at sırtında gittiği her yere biz de gideriz; her yerle biz de ilgileniriz. Ama bunlar, televizyon ekranındaki ecdadımızı zannediyorum o Muhteşem Yüzyıl belgeselindeki gibi tanıyor. Bizim öyle bir ecdadımız yok. Biz öyle bir Kanuni, öyle bir Sultan Süleyman tanımadık'' 

"Muhteşem Yüzyıl'a"  adlı söz kalıbı da Twitter'da Türkiye TT'sine girdi.

İşte bazı ünlü isimlerinde attığı tweetler;

NUH ALBAYRAK@NuhAlbayrak
Başbakan'ın, Muhteşem Yüzyıl'a sert eleştrilerini Bakan Günay ile konuştuk. Kendisinin bu konuda bir belgesel hazırlama fikri olduğunu+ 

 Abdullah T. OĞUZHAN@abdullah_turan1
Tamamen hayal ürünü bir senaryo olan Muhteşem Yüzyıl'a sahip çıkanlar, 73 yaşında seferde vefat eden Kanuni'ye de sahip çıkabilse keşke... 

Erhan BAŞYURT@erhan_basyurt
Başbakan, tarihe damga vuran Cihan Padişahı'nı reyting uğruna Harem oyunlarına hapseden Muhteşem Yüzyıl'a tepki göstermekte haklı...


Bunlar da halktan ilginç tweetler ...

ölüm var hacı@olumvarhaci
Muhteşem Yüzyıl'a Atatürk dizisi çekelim dedik, olası başrol karakterlerinin hepsi alkol komasına girince diziyi iptal ettiler. 

Kerim Ömer ÖZTÜRK@KerimOmerOZTURK
Başbakan Erdoğan'ın Muhteşem Yüzyıl'a tepkisine kızanlar kendilerine Britanya'dan ata bulsun. Biz Fatih'in Yavuz'un,Kanuni'nin torunlarıyız 

Leyla Tuba Kılıç@DrnOkyanus
Muhteşem Yüzyıl'a göre Kanuni profesyonel takı tasarımcısı,hobi olarak padişahlık yapıyor arkadaşlar 


 Rumeysa@bendegane
Muhteşem Yüzyıl'a fena çaktı Başbakan!.. Helal olsun Başbakanım! Bin defa helal olsun! 

ToLGa@RunTolgaRun
Dizide halvet hallerinden sonra boy abdesti alınmıyor ya, Başbakan ondan Muhteşem Yüzyıl'a taktı bence. 


Sınav Haber ve Rehberliği ÖZEL HABER

fyslpktzl





Kötü Anılarını unutmak için bir ÜLKE adını değiştircek

İzlanda ekonomik krizden kurtulmak ve eski günleri unutmak için ilginç bir formül buldu. İzlanda o günlerin izlerini silmek, imaj tazelemek ve yaşanan olumsuzlukları unutmak için ülke adını değiştirme kararı aldı.

21 MART'TA BİTECEK
İtalyan “Corriere della Sera” gazetesinin haberine göre İzlanda'nın yeni adını ülkeyi ziyaret eden yabancı turistler bulacak. Turistler, Başkent Reykjavik havalimanında kurulan sandıklara isim önerilerini yazarak bu yarışmaya katılacaklar.
R İzlanda Turizm ve Tanıtma Birliği ile İzlanda Sanayiciler ve İş Adamları Konfederasyonu tarafından düzenlenen yeni isim yarışmasına katılım 21 Mart 2013'te sona erecek.

İFLASINI AÇIKLAMIŞTI
Yine aynı gazeteye göre, “Buz ülkesi” anlamına gelen İzlanda'nın yeni isim babasına bir onur nişanı ile sembolik olarak bir arsa armağan edilecek. 2008 yılında yaşanan kriz sırasında iflasını açıklayan İzlanda'ya IMF ve diğer Avrupa ülkeleri 11 milyon euro borç vererek ülkeyi dar boğazdan kurtarmışlardı.
2010 yılında Ejyafjallajoekul yanardağının tekrar faaliyete geçerek yarattığı lav bulutu adayı, etkisi haline almış ve Amerika ile Avrupa arasında ki uçuşlar durma noktasına gelerek İzlanda'yı tekrar gündeme taşımıştı.

Öne çıkan bazı isimler
Yabancı turistlerden gelen yeni isim örnekleri arasında isi şu isimler öne çıkıyor:
· Niceland: Güzel ülke
· Birdland: Kuş ülkesi
· Volcanoland: Yanardağ ülkesi
· Ejyafjallajoekulland
· Cloudland: Bulut ülkesi
· Flokiland: Viking denizcisi Floki Vilgerdarson

Fethullah Gülen Hocaefendi:"Hizmet için öyle gerekmeseydi biran burda durmazdım"

Sızıntı Dergisi İmtiyaz Sahibi Şerafettin Kocaman'ın vefatı dolayısıyla resmi hesabından bir video paylaşan Fethullah Gülen yaşadığı üzüntüyü anlattı. "Yaşar Hoca ve Hacı Kemal gibi çok değer atfettiğim bazı böyle güzel insanlar öldüğünde aklımdan geçmiyor değil: “Onların yerine keşke ben ölseydim!” diyen Hocafendi, vatanında ölmek istediğini de dile getirdi.

Sınav Haber ve Rehberliği olarak değerli insan Şerafettin Kocaman'a Allah'tan rahmet ailesi ve dostlarına sabır niyaz ediyoruz...

GIYABİ CENAZE NAMAZI KILDIRDI

Sızıntı Dergisi İmtiyaz Sahibi Şerafettin Kocaman dün hayatını kaybetti. Kardeşinin ardından bir vefat haberi daha alan Fethullah Gülen, merhum Kocaman için gıyabi cenaze namazı kıldırdı.
İşte Herkul.org'un resmi sosyal medya hesabı Herkul_Nagme'den "162. Nağme: Yine Acı Haber, Yine Cenaze Namazının Gıyâbîsi" başlığıyla paylaşılan görüntüler...


Kıymetli Arkadaşlar,
Kederliyiz!.. Hüzünlü gurbette bir vefat haberinin acısıyla daha yüreklerimiz burkuldu; bu sabah da değerli insan Şerafettin Kocaman Beyefendi’nin Hakk’a yürüdüğünü öğrendik. Bir kere daha “Hiç olmazsa gıyâbî namaz kılıp dua edelim” diyen muhterem Hocamız ikindi tesbihatının akabinde cenaze namazı kıldırdı. Bu nağmede o esnada kaydettiğimiz görüntüyü ve namaz sonrasındaki hasbihali bulacaksınız. M. Fethullah Gülen Hocaefendi, 12:33 dakikalık bu sesli ve görüntülü kayıtta merhum Şerafettin Ağabey ile tanışıklığını, hatıralarını, ölüme dair mülahazalarını ve vatan toprağında ölme arzusunu dile getiriyor. Bu vesileyle, merhum Şerafettin Kocaman Ağabeyimize Mevlâ-yı Müteal’den sonsuz rahmet ve mağfiret diliyor, bütün aile fertlerine, yakınlarına ve dostlarına sabr-ı cemil niyaz ediyor; bu nağmenin o kıymetli insan için duaya vesile olmasını umuyoruz. Ayrıca, bu nağmenin son kısmına da dikkatle kulak verilmesi gerektiğini ifade etmek istiyoruz. Muhterem Hocamız şu manadaki duygularını seslendiriyor:

"ONLARIN YERİNE KEŞKE BEN ÖLSEYDİM"

"Yaşar Hoca ve Hacı Kemal gibi çok değer atfettiğim bazı böyle güzel insanlar öldüğünde aklımdan geçmiyor değil: “Onların yerine keşke ben ölseydim!” Neyse bundan sonra da böyle şeyleri çok taşıyacak gibi değilim. Bir şiddetli fırtına birilerini önüne katıp götürünce, kim bilir belki de kalbim durur. Çok taşıyacak durumum yok.. Cenâb-ı Hak vatan toprağında nasip etsin. Benim vatana, toprağına karşı delice bir iştiyakım var. Hizmet öyle olmayı gerektirmeseydi bir dakika durmazdım burada. Ama çoklarının, binde dokuz yüz doksan dokuzun aklının ermeyeceği, eremeyeceği şekilde hizmetin bunda olduğuna inanıyorum.. binde dokuz yüz doksan dokuzun aklının eremeyeceği şekilde…"


24 Kasım 2012 Cumartesi

Emniyet müdüründen sonra bir çıkışta Vali'den geldi

 Dağda kurşun sıkan çocuklar da bizim evladımızdır

Siirt Valisi Ahmet Aydın, “Allah korusun bir çocuk dağa çıktığı zaman bunun vebalini yüreğinizde hissetmeniz lazım. Dağda kurşun sıkan çocuklar da bizim evladımızdır” dedi.

Vali Ahmet Aydın, 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla Atatürk Anıtı’na çelenk sunulmasının ardından Milli Eğitim Müdürü Vekili Fethi Sualp başkanlığında il ve ilçelerden gelen öğretmenleri kabul etti. Daha sonra Aydınlar ilçesindeki İbrahim Hakkı İlköğretim Okulu’nda düzenlenen törende konuşan Vali Aydın, İsmail Fakirullah Hazretleri ve hocası İbrahim Hakkı Hazretleri’nin öğretmen-öğrenci ilişkisine güzel bir örnek oluşturmaları nedeniyle töreni bu ilçede düzenlediklerini belirtti. Vali Aydın, ”İnşallah önümüzdeki yıllarda Türkiye genelinde Öğretmenler Günü’nü burada kutlayarak Türkiye’ye bir mesaj veririz. Diğer taraftan Atatürk’ün açtığı çağdaş Cumhuriyet’te eğitimin geliştirilmesi için geçmişimize bakmamız lazım. Geçmişi yok sayarak geleceğe yürüyemeyiz. Ecdadımız eğitimde nereye gelmiş, nasıl yapmış bunu da almamız lazım. Çünkü Avrupa’da şöyle bir sistem vardı. Kilisenin skolastik düşüncesi içerisinde geri kalmışlık vardı. Rönesans’ı dini dışlayarak bir yere geldiler” dedi.

---------- ---------- Osmanlı dönemindeki öğretmen-öğrenci ilişkisine dair örnekler de veren Vali Aydın, “Allah korusun bir çocuk dağa çıktığı zaman bunun vebalini yüreğinizde hissetmeniz lazım. O çocuğa bir şeyler verseydim, bir şeyler anlatsaydım bu çocuk gitmezdi demeniz lazım. Bunda bizimde suçumuz var, müdürün de suçu var, öğretmenin de belki suçu var. Bugün eline silah almış bize kurşun sıkan o çocukta bizim evladımız. İlk geldiğimde onu söyledim. Hakikaten üzülüyorum. Keşke çıkmasa, keşke bir şeyler anlatabilsek ve inanın kaç sefer kaymakamlığımda da yaşadım. Terörist gelmiş teslim olmuş, ‘Kaymakam bey bana 5 bin lira verseydi, ben bugün terörist olmazdım’ diyen terörist, öğretmenine kızmış, polise kızmış, jandarmaya kızmış, bir kızgınlıkla dağa çıkmış çok çocuk var. Maalesef gittikten sonra geri dönemiyorlar. Öyle bir sistem içerisindedirler. Öğretmenlere çok iş düşüyor. Öğrencilere bol bol kitap okuttursunlar” şeklinde konuştu. İHA

22 Kasım 2012 Perşembe

Bu Belge İnce'nin Yüzünü Kızartacak

Bülent Arınç'ın gündeme getirdiği ve günlerdir süren cinzel taciz suçlamasının yeni boyutları ortaya çıktı.

Meclis kürsüsünden Muharrem İnce'yi çok sert sözlerle suçlayan Arınç, "Bu çatı altında ahlaktan en son bahsedecek kişi sizsiniz, bu kadar dosyanın içerisinde bir tane cinsel taciz suçlaması var o dosyada size ait" deyince ortam gerilmişti.

BENİM YÜZÜM KIZARDI, SENİN YÜZÜN KIZARMIYOR

Bülent Arınç bununla da kalmayarak, Muharrem İnce tarafından tacize uğrayan Fatma B. isimli kadına gönderilen SMS mesajlarını okurken yüzünün kızardığını da söyledi.

Muharrem İnce ise, bu suçlamalar karşısında yine sert sözlerle Bülent Arınç'a yüklendi ve "Dokunulmazlığımı kaldırmazsanız şerefsizsiniz, size bunu çok ağır ödeteceğim" diyerek rest çekti.

Fakat konu burada bitecek gibi görünmüyor, konuşuldukça derinlere inen konuda yeni iddialar söz konusu.

ORTADA BİR TAAHHÜTNAME VAR
Muharrem İnce'den şikayetçi olan Fatma B.'nin şikayetini geri çekmesi için bir taahhütname imzalatılıyor. Fatma B.'nin bu taahhütname karşılığında Muharrem İnce'den alacağı ücret ise 8 bin 500 Lira.

Fakat bu ücretin 4 bin Liralık kısmını bankadan aldığı ve geri kalanı ödenmediği için şikayetinden vazgeçmeyen Fatma B., Muharrem İnce'yi suçlamaya devam ediyor.

ABAZAYIM 1 NUMARAYA GEL

İddaya göre Fatma B.'nin cep telefonuna Muharrem İnce tarafından gönderilen mesajlardan biri şu:

“Yalova’dan geliyorum. Abazayım. Koru Zambak Apartmanı 1 Numaraya gel” bunun üzerine kendisine olumlu yanıt vermeyen kadına telefon açarak, "kaç para istiyorsun fahişe" diyerek telefonu kapatan İnce'nin taciz mesajlarına devam ettiği iddia ediliyor.

Eğer bu mesaljları göndermediyse, "eğer ortada bir suç yoksa neden bana taahhütname imzalattılar, neden bankaya hesabıma para yatırdılar" diye soran Fatma B. sorularına yanıt arıyor.

 KONUŞMAK İSTEMEDİ

Bülent Arınç'ın o iddiayı dile getirmesinin ardından, Muharrem İnce'nin ne diyeceği merak konusuydu. İnternethaber olarak kendisine defalarca ulaşmaya çalıştık ancak İnce ısrarlı sorularımıza rağmen konuşmak istemediğini söyledi.


İşte Zaman Gazetesinin Ulaştığı Belge
 

21 Kasım 2012 Çarşamba

Son Dakika! Gazze'de Ateşkes Sağlandı


Mısırlı bir yetkili İsrail ve Filistin tarafının uzlaştığını söyledi. Filistinli yetkili ise 'anlaşmaya varıldı, açıklama yapılacak' diye konuştu.
İsrail tarafı anlaşma ile ilgili ateşkes anlaşmasına vardıklarını ancak Gazze'ye ambarogonun kalkmayacağını duyurdu.

20 Kasım 2012 Salı

M.F.Gülen Hocaefendi'den Suriye ve Filistin için yapılacak en hayati fiil


Fethullah Gülen Hocaefendi, Filistin ve Suriye'deki problemin çözümü için "Sürekli duaya kilitlenip Cenab-ı Hakk'a tazarru ve niyazda bulunmak lazım" dedi

Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi, ikindi namazı sonrası yaşanan bir diyalog üzerine dua ile ilgili üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken önemli ifadelerde bulundu.

Hocaefendi, islam dünyasının bağrında kanayan yara olan Filistin ve Suriye 'de yaşananlarla ilgili, problemin nasıl çözülebileceği ve nasıl davranılması gerektiğiyle ilgili tespitlerde bulunuyor.

İşte Herkul.org'da "Suriye ve Filistin'deki Acıların Bitmesi İçin Çalınması Gereken Kapı" başlığıyla paylaşılan yazı ve Hocaefendi'nin sohbetinden bir bölüm:

Sevgili Dostlar,

Bugün ikindi namazını kılıp tam oturmuş muhterem Hocamızın sözlerine başlamasını bekliyorduk ki, salona iki kişi girdi. Daha eşikte onları fark eden Hocaefendi, “Siz namazı kılmış mıydınız?” diye sordu. Misafirler, “Hayır efendim, yetişemedik!” mukabelesinde bulundular. Bunun üzerine kıymetli Hocamız “Estağfirullah, biz biraz acele etmişiz!..” dedi. Onlar namazı eda maksadıyla uygun bir köşeye çekilirken Hocaefendi şu cümleyi ekledi: “Niye yetişemediniz deme yerine biz acele ettik deyip kabahati üstlenme daha insancadır; üslup, bir aynadır, insanın karakterini onun üslubunda okuyabilirsiniz!”

Bu cümleyi girizgah yapan muhterem Hocamız sözü duadaki üsluba ve şuurlu yakarışa getirdi ve gerçekten her mü'minin duyup dinlemesi ve üzerinde uzun uzun düşünmesi gereken sözler söyledi.

M. Fethullah Gülen Hocaefendi, sözlerinin sonunda dünden bugüne kanayan ve halihazırda canlarımızı iyice yakan yaralarımıza da işaret etti: “İslam dünyası adına buna (içten yakarışa ve şuurlu duaya) çok ihtiyaç var. Suriye'deki problemi çözemezsiniz siz.. Filistin'deki problemi çözemezsiniz, Allah'ın inayeti olmazsa. Bu açıdan da sürekli duaya kilitlenip Cenab-ı Hakk'a tazarru ve niyazda bulunmak lazım. Arkadaşlarımız her gece kalksınlar, teheccüd kılsınlar. Alsınlar ellerine bir dua mecmuası.. el-Kulubu'd-Daria'yı mı alırlar, kendilerinin okudukları bir duayı mı alırlar.. başlarını yere koysunlar... Çocuğu kuyuya düşmüş bir insanın kuyunun başında sızlaması gibi.. doğum esnasında hanımının iniltileri karşısında ona dua eden bir insanın kelimeleri şuurla söyleyişindeki edayla bir dua.. bir tazarru.. bir niyaz!..”

Dualarınıza vesile olması istirhamıyla…

Sesli Dinlemek için ağağıdaki > 'e tıklayınız...


16 Kasım 2012 Cuma

BDP'nin Yapamadığını PKK'lı Babası Yaptı


Siirt'in Pervari ilçesinde meydana gelen helikopter kazasında şehit olan Diyarbakırlı Jandarma Uzman Çavuş Murat Yıldızhan'ın baba evinin bulunduğu köyde ikamet eden ve terörist olan oğlu güvenlik kuvvetleri ile girdiği çatışmada öldürülen Hüseyin Odabaşı, şehit cenazesinde evine Türk bayrağı astı.

"HUZUR İÇİNDE KARDEŞÇE YAŞAYALIM"

Geçtiğimiz günlerde Diyarbakır'ın Çermik ilçesi Başarı köyünde defnedilen şehit Jandarma Uzman Çavuş Murat Yıldızhan'ın babasına ait evin karşısında bulunan ve oğlu dağda öldürülen Hüseyin Odabaşı, cenaze defin işlemleri ve taziye boyunca şehit ailesine destek verdi.
Komşusu şehit olan terörist babası evine Türk bayrağı asarak terör örgütüne Türk-Kürt kardeşliği mesajı gönderdi. Gaziantep'te mühendislik fakültesinde okurken kandırılarak dağa çıkarılan oğlu Bedri Odabaşı'nın 2009 yılında Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde güvenlik kuvvetleri ile girdiği bir çatışmada öldüğünü söyleyen acılı baba Hüseyin Odabaşı, "Terör olaylarının bir an evvel bitmesini, huzur içinde, kardeşçe yaşamak istediklerini söyledi. Acılı baba Odabaşı, "Ben kan akmasını istemiyorum, ana, baba ciğeri yansın istemiyorum. Kardeşlik, huzur içinde yaşamak istiyoruz. Yeter artık, ana baba ciğeri yanmasın. Huzur ve barış istiyoruz. Allah için bu kanın durmasını istiyoruz" dedi.

"ALLAH KİMSEYE EVLAT ACISI YAŞATMASIN"

Eskiden bölgede kan davalarının olduğunu ve insanların sürekli birbirini vurduğunu belirten Hüseyin Odabaşı, bu sorunun bittiğini ancak terör olayları ile yine insanların öldürüldüğünü dile getirdi. Odabaşı, "Eskiden kan davaları vardı, vurmakla kırmakla bir yere varılmadı. Kan davaları bitti herkes huzur içinde. Bu dava da bitse huzur içinde yaşarız. Herkes çoluk çocuğu ile birlikte yaşamak ister. Hiçbir baba çocuğunun dağa çıkmasını istemez. Bunu Başbakan da biliyor genelkurmay da biliyor. Evlat acısı görmek zordur, Allah kimsenin başına vermesin" diye konuştu.

14 Kasım 2012 Çarşamba

Bakan Fatma Şahin Twitter'da Sorulara Cevap Verecek

Sorularınızı ve düşüncelerinizi bu adres ve adreslerinize iletebilirsiniz..

 Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin yarın saat 11.45'ten itibaren Twitter adreslerinden sorularınızı cevaplayacak...

İnternet Kullanıcılarına Uyarı!


Porno ve yasaklı sitelere giren kullanıcıların bilgisayarlarına ‘polis virüsü’ yazılımı yükleyen dolandırıcılar ‘Türk Polisi Siber Suç Mücadele Birimi’ adıyla vatandaşlardan para istiyor.

İnternet üzerinden bilgisayarlara gönderdikleri “polis virüsü” diye adlandırılan sahte yazılımla dolandırıcılık yapan bir şebekeye karşı polis, vatandaşları uyardı. Özellikle porno ve yasak sitelere girilmesiyle bulaşanvirüs, bilgisayar ekranına bir sayfa açıyor. ‘Türk Polisi Siber Suç Mücadele Birimi’ başlıklı sayfa bir türlü kapatılamıyor. Virüs yoluyla açılan sayfada internetüzerinden iki gün içerisinde 200 lira ödeme yapılması gerektiği, aksi halde otomatik olarak ceza davası açılacağı söyleniyor. Virüsle ilgili son günlerde şikâyetler artarken, emniyet yetkilileri vatandaşları uyararak, polisin kişisel bilgisayarlara girip herhangi bir kilitleme işlemi yapamayacağı belirtildi. Yetkililer bu gibi durumlarda vatandaşların para ödememelerini, bilgisayarına virüs bulaşanların da hemeninternet bağlantılarını kesmelerini söyledi.

‘Bilgisayarınız kilitlendi’
İstanbul Bilişim Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’ne gelen telefonlarda vatandaşların “Siz mi bizden para istiyorsunuz?” sorusunun artması üzerine polis araştırma başlattı. Yapılan çalışmalarda, uluslararası bir şebekenin, bilgisayarlara virüs gönderip polis adına para talep ettiği tespit edildi. Çalışma yöntemi tespit edilen şebeke, bir virüs yoluyla özellikle porno ve yasaklı sitelere gireninternet kullanıcılarının bilgisayarlarında bir sayfa açıyor. Sayfanın açılmasıyla kullanıcının bilgisayarı da kilitleniyor. Açılan sayfanın sol üst kısmında polis logosu yer alırken, yanında “Türk Polisi Siber Suç Mücadele Bölümü” yazıyor. Bu yazının altında ‘IP’ adresler yer alırken, adres kısmının altında “bilgisayarınız kilitlendi” yazıyor.

Birçok ülkede görüldü
İstanbul polisi, şebekenin uluslararası dolandırıcılık yaptığını belirledi. Yalnız Türkiye’de değil birçok ülkede aynı yöntemle çalışan şebekenin farklı dillerde virüs yazılımları olduğu da tespit edildi.

12 Kasım 2012 Pazartesi

Baransu:"Efsaneni bitirdim Uğur Dündar!..."

Kanaltürk'te ekrana gelen Futbolizm programında gazeteci Uğur Dündar ile Taraf yazarı Mehmet Baransu adeta birbirine girdi.
 Fenerbahçe başkanı Aziz Yıldırım'ın "sahte askerlik belgeleri" iddiasının tartışıldığı programda hararetli dakikalar yaşandı. Yıldırım'ın askerlikten muaf tutulmasına yol açan belgelerin Uğur Dündar tarafından saklandığını iddia eden Baransu, bir kitabında 28 Şubat dönemini anlatırken "Arena"yı deşifre ettiğini ve "Uğur Dündar efsanesini bitirdiğini" söyledi. Uğur Dündar, bu sözler üzerine kelimenin tam manasıyla çılgına döndü. Baransu'ya ağır ifadelerle cevap veren Dündar, "Uğur Dündar efsanesini sen değil senin padişahın gelse bitiremez. Sen daha ana rahmine düşmemişken ben Uludere'deydim. Senin alnını karışlarım müfteri. Hadi git işine çocuk. Asker düşmanı, sana acıyorum" gibi cümleler kullandı. İştegeceye damgasını vuran tartışma...

11 Kasım 2012 Pazar

Alman Yazar,Detaylarıyla "Gönüllüler Hareketi'ni" yazdı


ABD'de ziyaret ettiği Fethullah Gülen ile görüşen Alman gazeteci Rainer Hermann, Gönüllüler Hareketi´nin bu ülkedeki çalışmalarını ele alan bir yazı kaleme aldı. 


Almanya’nın saygın gazetelerinden Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ ) gazetesinde yayınlanan “Hayır işle ve sabırla etkisini göstermesini bekle” başlıklı makalesinde Hermann, Alman kamuoyu kadar Türk kamuoyunun da ilgisini çekecek bilgilere yer verdi.

Almanya’nın önde gelen Türkiye uzmanlarından biri olan Rainer Hermann , hareketin şeffaf olmadığı ve gizli örgüt gibi çalıştığı yönündeki ithamlara karşı Allah rızası için yapılan hayır faaliyetlerine ve bu faaliyetlerin ABD örneğinde ortaya çıkardığı somut neticelere yazısında yer verdi.

Hareketin eğitim çalışmalarında fen bilimlerine ayrı bir önem verdiğini belirten Hermann, Hocaefendi’nin insanın ailesine, topluma ve tüm insanlığa fayda sağlamasının yolunun eğitim ve okuldan geçtiği görüşünü seslendirdiğini belirterek şu görüşüne yer verdi: “Buna ek olarak Allah’ın yarattığı varlıklar olarak ancak dünyevi ve manevi eğitimle tam olgunluğa ulaşacağımızı düşünüyorum.” Gülen'in, bir ömür boyu bu görüşü savunarak dostlarına okul açmaları çağrısında bulunduğunu belirten Hermann: “Bu okullar Gülen’den ilham alan işadamaları tarafından açılıyor. Kendisi bunların hiçbirinde ne kurucu üye ne de yönetim kurulu üyesi olarak görev alıyor.” dedi.

Hermann, ‘Beyaz Türkler’ olarak tanımladığı Kemalist elitin hor gördüğü Fethullah Gülen Hocaefendi'yi, Anadolu insanına müteşebbis olmayı ve kazandıklarını ihtiyaç sahipleriyle dünya çapında paylaşmayı öğreten bir vaiz olarak tanıttı. Kemalist elit sınıfı etkin bir biçimde sorgulayabildiği için Hocaefendi´nin ‘devlet düşmanı’ ilan edildiğini belirten yazar, “Çatışma ortamından çekinen Gülen, düşmanlıkları körükleyebileceği endişesi taşıdığı için geri dönmeyerek Sailorsburg´da kalmaya devam ediyor” diyerek Türkiye´ye dönmemesine açıklık getirdi.

Almanya´da son zamanlarda Gülen ve Hizmet Hareketi'ne karşı kampanyayı andıran tek taraflı siyasi ve medyatik eleştiriler artmıştı. Spiegel dergisinde çıkan bir yazı ve PKK ile yakınlığı ile bilinen Sol Parti'nin federal ve eyalet meclislerine verdiği meclis soru önergeleri gereksiz tartışmaları da beraberinde getirmişti.

OLMAYAN ÖRGÜT ŞEMASINI ARIYORLAR

Hareketin şeffaf olmadığını ve mafya gibi organize olduğunu iddia eden muhaliflerin ‘olmayan bir organizasyon şeması’ aradıklarına vurgu yapan Hermann, “Halbuki Gülen'in geleneğine sadık kaldığı İslam tasavvufu hiyerarşi tanımıyor. Kaldı ki generallerin söz sahibi olduğu bir dönemde görünür bir örgütlenme yapısına sahip olmak tehlikeli de olurdu.” diyerek bu iddiaların anlamsızlığına parmak bastı.

Hermann'a konuşan Gülen, bu eleştirilere karşı, "Hayatım ve eserlerim herkese açık. Gizli hiçbir şey yok. Hizmet´in faaliyetleri halkın gözü önünde, hayatın her alanından, her milletten, her dinden insanlarla birlikte gerçekleşiyor. Bu faaliyetler devlet makamlarının izni ve kontrolüyle vuku buluyor. Bunlarda şeffaf olmayan nedir bilmek isterdim.“ görüşünü dile getirdi.

Hizmet Hareketi´nin eğitim, medya, diyalog, iş dünyası ve hayır işlerinden oluşan beş alanda faaliyet gösterdiğinin altını çizen Hermann makalesinde Gülen´e yakın girişimcilerin 130 ülkede 1000’den fazla okulun kurulmasına öncülük ettiği bilgisini verdi. Hermann, makalesinde ABD´de okul ve diyalog kurumları açan gönüllülerin ve bu kurumlarda çalışan öğretmenlerin görüşlerine de yer verdi.

Alman gazetecinin, hareketin ABD´deki hizmetlerinin geldiği noktayı anlatan değerlendirmesi ise Alman kamuoyu kadar Türk kamuoyunun da ilgisini çekecek nitelikte: “Turkic American Alliance” adlı 200'den fazla derneği bir araya getiren çatı kuruluşunun ne kadar önemli olduğu, gala akşamına 7 senatör ve 54 milletvekilinin şeref vermesinden anlaşılıyor. ABD´deki tek özel Türk düşünce kuruluşu olan “Rethink”, Amerikan siyasetine ve diğer düşünce kuruluşlarına Türkiye ve Yakın Doğu´ya dair güncel araştırmalarıyla bilgi aktarıyor. Diğer önemli bir kuruluş ise Rumi Forum. Yönetim kurulunda başka dinlere mensup ve seküler Amerikalıların da yer aldığı Rumi Forum’un düzenlediği ve önde gelen siyasetçi ve diplomatların konuşmacı olarak katıldığı toplantılar, 4 televizyon kanalı tarafından canlı yayınlanıyor. Türk müteşebbislerin finanse ettiği New York'taki Amity okulunun en başarılı mezunları Harvard, Columbia ve Yale gibi üniversitelere gidiyor."

FAZ’da yayınlanan makaleye, Twitter’da #FAZFethullahGulen ibaresiyle 12 Kasım pazartesi günü saat 17.00 - 22.00 arası görüş bildirilebilecek...