zekat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zekat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Kasım 2013 Salı

Her müslümanın öğrenmesi, inanması ve tâbi olması lazım olan farzlar 54 farz

54 Farz


Sual: 54 farz hangileridir? 

CEVAP: 
İslam âlimleri, her müslümanın öğrenmesi, inanması ve tâbi olması lazım olan farzlardan elli dört adedini seçmişlerdir. 

54 farz şunlardır:

 1- Allah'ı daima zikretmek. 
 2- Helal kazanılmış elbise giymek 
 3- Abdest almak. 
 4- Beş vakit namaz kılmak. 
 5- Cünüplükten gusletmek. 
 6- Rızk için Allah'a tevekkül (itimad) etmek. 
 7- Helalden yeyip içmek. 
 8- Allah'ın taksimine kanaat etmek. 
 9- Tevekkül etmek. 
10- Kazaya (yani Allah'ın hükmüne) razı olmak. 
11- Nimete karşılık şükretmek. 
12- Belaya sabretmek. 
13- Günahlara tevbe etmek. 
14- İbadetleri ihlas ile yapmak. 
15- Şeytanı düşman bilmek. 
16- Kur'an-ı delil tanımak. 
17- Ölüme hazırlıklı olmak. 
18- İyiliği emredip kötülükten alıkoymak. 

19- Gıybet etmemek, kötü şeyleri dinlememek. 
20- Anaya-babaya iyilik ve itaat etmek. 
21- Akrabayı ziyaret etmek. 
22- Emanete hıyaret etmemek. 
23- Dinin kabul etmiyeceği latifeyi (şakayı) terk etmek. 
24- Allah ve Rasulüne itaat etmek. 
25- Günahtan kaçınıp Allah'a sığınmak. 
26- Allah için sevmek, Allah için buğz etmek. 
27- Her şeye ibretle bakmak. 
28- Tefekkür etmek. (Cenab-ı Hakk'ın kudretini, azametini ve insanın yaratılışdaki gayeyi düşünmek) 
29- İlim öğrenmeye çalışmak 
30- Kötü zandan sakınmak 
31- İstihza (alay) etmemek 
32- Harama bakmamak 
33- Daima doğru olmak 
34- Esef ve ferahı, yani şımarıklık ve azgınlığı terketmek 
35- Sihir yapmamak 
36- Ölçü ve terazisini doğru tartmak 
37- Allah'ın azabından korkmak 
38- Bir günlük nafakası (yiyeceği-içeceği) olmayana sadaka vermek 
39- Allah'ın rahmetinden ümid kesmemek 
40- Nefsinin kötü arzularına tabi olmamak 
41- İçki kullanmamak 
42- Allah'a ve mü'minlere su-i zan etmekten sakınmak 
43- Zekat vermek ve mali cihatta bulunmak 
44- Hayız (adet) zamanlarında ve nifas halinde hanımı ile cinsi mukarenette bulunmamak 
45- Bütün günahlardan; kötülüklerden kalbini temiz tutmak 
46- Yetimin malını haksız olarak yememek, onlara iyilik etmek 
47- Kibirlilik etmemek 
48- Livata (erkekle cinsi münasebet) ve zina yapmamak
49- Beş vakit namazı muhafaza etmek 
50- Zulm ile halkın malını yememek 
51- Allah'a şirk (ortak) koşmamak 
52- Riyadan (gösterişten) sakınmak 
53- Yalan yere yemin etmemek 
54- Verdiği sadakayı başa kakmamak


Kaynak: 
54 farzla ilgili açıklamalarda Salahi Efendi'nin 54 Farz Şerhi isimli eserinden fydalanılmıştır.

http://gercektarihdeposu.blogspot.com/
İslam âlimleri, her müslümanın öğrenmesi, inanması ve tâbi olması lazım olan farzlardan elli dört adedini seçmişlerdir. 


2 Kasım 2013 Cumartesi

İnsani Küfre Düşüren Sözler (Elfaz-ı Küfr)

İnsani Küfre Düşüren Sözler (Elfaz-ı Küfr)


232 İrtidat'ın meydana gelmesi için yegâne rükûn; müslüman olan bir kimsenin; diliyle, küfür olan bir hususa itikad ettiğini ikrar etmesidir. Yani küfür sözünün ikrar edilmesidir.(210) Küfür olduğu sabit olan herhangi bir hususu ikrar eden kimsenin; bu ikrarı sırasında akıllı olması şarttır.(211) Delilik, bayılma, uyku halinde iken sayıklama, hastalık (cinnet vs.) ve sarhoş iken küfür kelimesini söyleyen kimsenin irtidadına hüküm verilemez. Ayrıca mükellefin; kendi irade ve ihtiyariyle, herhangi bir ikrah sözkonusu olmadan küfür kelimesini söylemesi esastır. Ölüm tehdidi veya herhangi bir uzvunun koparılması tehlikesi ile başbaşa kalan (İkrah-ı Mülci) mükellef; kalbi ile mutmain olduğu halde küfür kelimesini söylerse, mürted olmaz. Çünkü bu hale şer'an ruhsat verilmiştir.(212) 

233 Kur'an-ı Kerim'de: "Kalbi iman üzere (sabit ve bununla) mutmain olduğu halde; (cebr-ü) İkrah'a uğratılanlar müstesna olmak üzere kim iman ettikten sonra Allahû Teâla (cc)'yı tanımaz, küfre sine (-i kabul) açarsa, işte Allah'ın gazâbı o gibilerin başınadır. Onların hakkı en büyük azabtır"(213) hükmü beyan buyurulmuştur. Bu Ayet-i Kerime'de "İkrah" halinin müstesna olduğu sabittir. Ancak "İkrah-ı Mülci'nin" bütün şartlarının bulunması şarttır. Eğer İkrah-ı Gayr-i Mülci (Eksik olan ikrah) sözkonusu olursa, küfür kelimesini söylemeye ruhsat yoktur.(214) Bağlanma, hapis veya herhangi bir uzvun telef olmasına yol açmayan dövme; eksik olan ikrah cümlesindendir. Bu durumlarda kelime-i küfrü söyleyen kimse; ihtiyar ortadan kalkmadığı için, küfre düşer. 



234 Kalbi imanla dolu olduğu halde; herhangi bir zorlama olmadan kendi irâde ve ihtiyariyle küfrü gerektirecek herhangi bir söz söyleyen kimse kâfirdir.(215) Ayrıca şaka yapma huyuna sahip olan bir mükellef, şaka olsun diye veya hoş vakit geçirme kasdıyla küfür olan bir sözü söylerse, inancı söylediği söze zıt bile olsa âlimlerin hepsine göre tekfir edilir.(216) Zira kat'î olan nass'ları, şaka konusu haline dönüştürmüştür. 

235 Bir mükellef; küfrü gerektirmeyecek bir sözü söylemeyi kasdederken, dil sürçmesi veya bir hata sebebiyle küfür kelimesini konuşsa kâfir olmaz.(217) Zira kasdı; küfür kelimesini söylemek değildir. Durumu derhal düzeltmesi gerekir. 

236 Kur'an-ı Kerim'de "Münâfıkların" durumu beyan buyurulurken: "Şayed onlara (Niçin alay ettiklerini) sorsan, "andolsun ki "biz ancak (yol zahmetini hissettirmemek için lafa) dalmış bulunuyor, şakalaşıyorduk" derler. De ki: Allah ile, O'nun ayetleriyle, O'nun Resûlü ile mi eğleniyordunuz? (beyhûde) Özür dilemeye kalkmayın. Siz iman (ettiğinizi ikrar)'dan sonra küfrettiniz"(218) hükmü zikredilmiştir. İslâm ulemâsı Allahû Teâla (cc)'nın zâtı, sıfatları, isimleri, emir ve nehiylerinin inkârının küfür olduğu hususunda ittifak ettikleri gibi(219), bu hususlarda, şaka olsun diye veya alay etmek için küçümseyici sözler sarfetmenin de küfre mûcip olduğu hususunda müttefiktirler. 

237 Allahû Teâla (cc)'nın varlığına ve birliğine inanmakla beraber; O'nun diri ve ezelî oluşunu kabul etmemek, kat'î nass'larla sabit olan sıfatlarını inkâr etmek veya insan zihnince tasarlanabilen bir varlık olduğuna inanmak ayrıca Allah'ın bazı varlıklara hulûl ettiğini kabul etmek küfürdür.(220) 

238 Allahû Teâla (cc)'nın emir ve nehiylerini tebliğ için peygamber gönderdiğini kabul etmemek küfürdür.(221) Bu hususta hiçbir ihtilaf yoktur. 

239 Allahû Teâla (cc)'nın peygamberler gönderdiğini kabul etmekle birlikte; bazı peygamberlerin nübüvvetini (Kur'an-ı Kerîm'de isimleri zikredilen) inkâr etmek küfürdür.(222) Çünkü bu konudaki kat'î nassları yalanlama sözkonusudur. 

240 Kur'ân-ı Kerîm'in tamamını, bir kısmını, sûrelerinden herhangi birini inkâr etmek küfürdür. Ayrıca Kur'ân-ı Kerim'den olduğu sabit olan herhangi bir Âyet-i Kerîme'yi inkâr da tıpkı tamamını inkâr gibidir.(223) 

241 Zarûret-i Dîniyye'den olduğu sabit olan herhangi bir hususun inkârı; mükellefi küfre sürükler.(224) Beş vakit Namaz'ın, Zekât'ın, Hacc'ın, Oruç'un, Cihad'ın farziyeti, zinâ'nın, adam öldürmenin, içki içmenin haram oluşu gibi kat'î nass'larla sabit olan emir ve nehiylerin reddedilmesi küfürdür. Ayrıca Delâlet-i ve Subûti Kat'î nass'larla sabit olan "Farz'lar dan ve "Haram"lardan şüphe etmek de tıpkı inkâr etmek gibidir. 

242 Sihir yapan ve sihrin mübah olduğuna itikad eden kimse kâfirdir.(225) Bu hususta hiçbir ihtilâf yoktur. 

243 Gaybten verdiği haber konusunda Kâhin'i tasdik etmek küfürdür. Kâhin gelecek zamanda vukû bulacak hâdiseleri veren, sırları bildiğini ve gayb âlemine ait bilgilere vâkıf olduğunu iddia eden kimsedir. Kâhin'in yaptığı işe kehanet denir. Resûl-i Ekrem (sav)'in: "Bir kimse Kâhin'i verdiği haber konusunda tasdik ederse, Allahû Teâla (cc)'nın Muhammed'e indirdiğini inkâr etmiş olur"(226) buyurduğu da bilinmektedir. Mûteber bütün fıkıh kitaplarında: "Gaybı bildiğini iddia eden kimse de, Kâhin'e gidip onu tasdik eden kimse de kâfir olur" hükmü kayıtlıdır. Burada şunu da belirtelim ki; mutlak olarak gaybı bilme iddiası ile bazı emâreleri esas alıp hüküm verme birbirinden farklıdır. Bir doktorun; hastanın nabzını kontrol edip, bazı hükümlere varması gaybten hüküm vermesi manâsına gelmez. Ayrıca Peygamberlerin, ileride zuhur edecek hadiseleri haber vermeleri de; kehanetle değil, vahiy yoluyladır. 

244 Küfür ile imanın aynı şeyler olduğunu, mahiyet olarak birbirinden farklı olmadığını söylemek küfürdür.(227) Zira "İman" ile "Küfür'ün" ayrı ayrı şeyler olduğu kat'î nass'larla sabittir. 

245 Bir insanın, kendi nefsinin küfrüne rızâ göstermesi küfürdür.(228) Zira herhangi bir baskı olmadan hür iradesiyle kâfir olmaya râzı olmuştur. Bu hususta icma tahakkuk etmiştir. Ancak küfrü sevmemekle beraber; Allahû Teâla (cc)'nın kâfirlerden intikam alması için, onların küfür üzere ölmelerini temenni etmek küfür değildir.(229) 

246 İbn-i Abidin: "Bir müslümanın dinden çıkıp çıkmadığında şüphe edilirse mürted olduğuna hükmedilmez. Bir müslümanın söylemiş olduğu küfür kelimesi ile dinden çıktığı kesin olarak bilinirse, mürted olduğuna hükmolunur. Dinden çıktığı kesin olarak bilinmezse, mürted olduğuna hükmolunmaz. Çünkü sabit olan müslümanlık şüphe ile zâil olmaz. Küfür büyük bir şeydir"(230) hükmünü zikrediyor. Gerçekten; irtidat ettiği sabit olan bir kimse, eğer erkek ise öldürülür, kadın ise hapsedilir. Dolayısıyle zan ile tekfîr câiz değildir. 

Kaynak: Emanet ve Ehliyet - Yusuf Kerimoğlu Hocam ellerinizden operim :)

Bir insanın, kendi nefsinin küfrüne rızâ göstermesi küfürdür

19 Eylül 2013 Perşembe

Ilımlı islam, ılımlı müslüman ne demektir? Bu sözleri dillendirenler neyi ima etmek istiyorlar

Bismillahirrahmanirrahim

Ilımlı İslam, batılı güçlerin yürüttüğü bir yozlaştırma politikasıdır.

Ilımlı İslam, İslam ülkelerinde radikal İslami hareketlerle ilişkili istikrarsızlık ve bunun getireceği siyasi sonuçların, Amerikan ve Batı karşıtlığı hareketlerine, güvenlik zafiyetlerine ve olası menfaat kayıplarına sebep olmasının önüne geçmek için ABD düşünce kuruluşlarında geliştirilip hükümet tarafından desteklenen modernist İslam yorumudur.

Unutmayalım ki tek kurtuluş yolu gerçek İslâm’dır. Din sömürücüsü münafıklar ve arivistler gerçek İslâm’ın yerine uydurma, düzmece bir ılımlı, ehlî, light İslâm çıkartmak istiyor.

İki türlü İslâm Modeli sunulmuştur dünyaya: Ilımlı İslâm, Vahşî İslâm… Irak tarafı vahşi İslam, Türk tarafı ılımlı İslâm.



Bu maksatla iki metot kullanmaktadırlar; aşırı ve ılımlı İslâm. Medya vasıtasıyla bu iki kavramı Müslüman ülkelerde yaygın hale getirerek, İslâm dinini tahrip etmek istemektedirler. \"İslâmi terör\", \"İslâm terörü\" gibi kavramlarla yüce dinimizi karalamak ve böylece insanları İslam dininden uzaklaştırmak için çalışmaktadırlar.

Bu maksatla İslâm dinini iyi bilen ve Müslüman görünen ajanlar tarafından din cahili Müslüman gençler terörist olarak eğitilerek, \"Cihad\" sloganıyla harekete geçirip katliam yaptırmak suretiyle \"terör\" ile \"İslam\" kavramlarını birleştirmek istemişlerdir. Bunun için hem Müslüman, hem de Batılı ülkelerde katliamlar yaptırmaktadırlar.

İslâm\'ın temel prensibi: \"Yaratıcıya hürmet ve saygı; yaratılmışlara şefkat ve merhamettir.\" Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz, İslâm\'ın prensipleri de bütün âlem için bir rahmettir.1

Light (ılımlı, yumuşatılmış) İslâm tabirini kullananlar şer güçlerin karşısında \"yenilmişlik psikolojisi\"ne kapılmış olanlardır. İslâm sert ve katı bir din değildir ki, yumuşatılmak ihtiyacı duyulsun. Asıl yumuşatılması gerekenler, ALLAH\'ın son dini olan İslâm\'ı terör ve şiddetle birlikte telaffuz edenlerdir. Çünkü onlar, davranış ve söylemleriyle terör havası estirmekte, huzur ve barışın önünü kesmek istemektedirler.

İlımlı İslâm (light İslam) metodu, aşırı veya radikal İslâm metodunun zıddıdır. \"Papalığın Dinlerarası Diyolog Projesi\" nin esası budur. Müslüman ülkelerde Müslümanlar o hale getirilmelidir ki, yaşayışları gayri müslim gibi olsun, sadece isimleri Müslüman ismi olarak kalsın. \"
Ilımlı İslâm metodunda ilk hedef, emir ve yasaklara itaatsizlik, nihai hedef, inkârdır. Ilımlı Müslüman olanların sadece inançları değil, yaşayışları da bozulmaktadır.

\"Hoşgörü\', \'ılımlı\', \'Light İslâm\' adını verdikleri bu modelde; emir ve yasağı olmayan, tatlıya, tuzluya karışmayan, haftada bir Cuma\'ya giden, bayram namazlarını kılan, cenazesi camiden kalkan ve Müslüman mezarlığına gömülen Müslüman tipi esas alınmaktadır. Bu yolla, dinin dinamik değerleri, emir ve yasakları yok edilerek, ilahi olmayan, tamamen insan düşüncesine dayalı felsefi, ahlaki bir sistem geliştirmek istiyorlar.

Şu husus da göz önünden hiç uzak tutulmamalıdır ki, İslâm dinini yıkmak, Müslümanları silmek isteyen agresif ve harbî kafirler de, reforme edilmiş ılımlı, light; Şeriat ve fıkıh ahkamından arındırılmış, bir çeşit beşeri bir hümanizma veya ideoloji haline dönüştürülmüş yepyeni bir İslâm istiyorlar, bunun için büyük paralar harcıyorlar.

Ilımlı İslam: “ALLAH ne der” yerine, “ABD ne der” kaygısını taşımaktır.

Dikkatli olalım. Kâfirlere yaranmak için dinde reform, dinden tâviz vermek, ılımlı ve light bir İslâm türetmek, fıkhı ve Şeriatı kaldırarak ilâhî dini beşerî bir hümanizma ve ideolojiye döndürmek gibi batıl ve sapık fikirler red ve cerh edilmelidir.

Biz Ehl-i sünnet Müslümanları İslâm dininin ilahî olduğuna, O’nun hükümlerinin yanlış olmadığına, ALLAH Teâlâ’nın ve Resûlünün bildirmiş olduğu kesin, muhkem hükümlerin Kıyamete kadar bakî ve geçerli olduğuna; dinde reform yapılamayacağına; Müslümanların dini kendilerine uydurmak yerine, kendilerini dine uydurmaları gerektiğine inanırız. Bir kısım reformcular ve yenilikçiler ise, Kur’ân-ı Kerim’deki ve Sünnet’teki bazı kesin hükümlerin “tarihsel” olduğunu ve bunların artık zamanımızda hükümlerinin kalmadığını iddia ederler. Bu bir tesadüf müdür?

İslâm dini, Kur\'an-ı Kerîm\'e ve hadis-i şeriflere dayanan, Hak ve meşru mezhepleriyle istikrara kavuşmuş bir dindir. İslamiyet\'in ılımlı, modern, gerici gibi sıfatlarla birlikte kullanılması yanlıştır.



(1) Bak. Enbiya Sûresi: 107 

Selam Ve Dua ile
Soruyu cevaplayan Mehmet Talu Hocam

Enbiya 107: (Ey Muhammed!) Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.
Selimiye Camii
http://gercektarihdeposu.blogspot.com