yalan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yalan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Eylül 2013 Perşembe

Ilımlı islam, ılımlı müslüman ne demektir? Bu sözleri dillendirenler neyi ima etmek istiyorlar

Bismillahirrahmanirrahim

Ilımlı İslam, batılı güçlerin yürüttüğü bir yozlaştırma politikasıdır.

Ilımlı İslam, İslam ülkelerinde radikal İslami hareketlerle ilişkili istikrarsızlık ve bunun getireceği siyasi sonuçların, Amerikan ve Batı karşıtlığı hareketlerine, güvenlik zafiyetlerine ve olası menfaat kayıplarına sebep olmasının önüne geçmek için ABD düşünce kuruluşlarında geliştirilip hükümet tarafından desteklenen modernist İslam yorumudur.

Unutmayalım ki tek kurtuluş yolu gerçek İslâm’dır. Din sömürücüsü münafıklar ve arivistler gerçek İslâm’ın yerine uydurma, düzmece bir ılımlı, ehlî, light İslâm çıkartmak istiyor.

İki türlü İslâm Modeli sunulmuştur dünyaya: Ilımlı İslâm, Vahşî İslâm… Irak tarafı vahşi İslam, Türk tarafı ılımlı İslâm.



Bu maksatla iki metot kullanmaktadırlar; aşırı ve ılımlı İslâm. Medya vasıtasıyla bu iki kavramı Müslüman ülkelerde yaygın hale getirerek, İslâm dinini tahrip etmek istemektedirler. \"İslâmi terör\", \"İslâm terörü\" gibi kavramlarla yüce dinimizi karalamak ve böylece insanları İslam dininden uzaklaştırmak için çalışmaktadırlar.

Bu maksatla İslâm dinini iyi bilen ve Müslüman görünen ajanlar tarafından din cahili Müslüman gençler terörist olarak eğitilerek, \"Cihad\" sloganıyla harekete geçirip katliam yaptırmak suretiyle \"terör\" ile \"İslam\" kavramlarını birleştirmek istemişlerdir. Bunun için hem Müslüman, hem de Batılı ülkelerde katliamlar yaptırmaktadırlar.

İslâm\'ın temel prensibi: \"Yaratıcıya hürmet ve saygı; yaratılmışlara şefkat ve merhamettir.\" Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz, İslâm\'ın prensipleri de bütün âlem için bir rahmettir.1

Light (ılımlı, yumuşatılmış) İslâm tabirini kullananlar şer güçlerin karşısında \"yenilmişlik psikolojisi\"ne kapılmış olanlardır. İslâm sert ve katı bir din değildir ki, yumuşatılmak ihtiyacı duyulsun. Asıl yumuşatılması gerekenler, ALLAH\'ın son dini olan İslâm\'ı terör ve şiddetle birlikte telaffuz edenlerdir. Çünkü onlar, davranış ve söylemleriyle terör havası estirmekte, huzur ve barışın önünü kesmek istemektedirler.

İlımlı İslâm (light İslam) metodu, aşırı veya radikal İslâm metodunun zıddıdır. \"Papalığın Dinlerarası Diyolog Projesi\" nin esası budur. Müslüman ülkelerde Müslümanlar o hale getirilmelidir ki, yaşayışları gayri müslim gibi olsun, sadece isimleri Müslüman ismi olarak kalsın. \"
Ilımlı İslâm metodunda ilk hedef, emir ve yasaklara itaatsizlik, nihai hedef, inkârdır. Ilımlı Müslüman olanların sadece inançları değil, yaşayışları da bozulmaktadır.

\"Hoşgörü\', \'ılımlı\', \'Light İslâm\' adını verdikleri bu modelde; emir ve yasağı olmayan, tatlıya, tuzluya karışmayan, haftada bir Cuma\'ya giden, bayram namazlarını kılan, cenazesi camiden kalkan ve Müslüman mezarlığına gömülen Müslüman tipi esas alınmaktadır. Bu yolla, dinin dinamik değerleri, emir ve yasakları yok edilerek, ilahi olmayan, tamamen insan düşüncesine dayalı felsefi, ahlaki bir sistem geliştirmek istiyorlar.

Şu husus da göz önünden hiç uzak tutulmamalıdır ki, İslâm dinini yıkmak, Müslümanları silmek isteyen agresif ve harbî kafirler de, reforme edilmiş ılımlı, light; Şeriat ve fıkıh ahkamından arındırılmış, bir çeşit beşeri bir hümanizma veya ideoloji haline dönüştürülmüş yepyeni bir İslâm istiyorlar, bunun için büyük paralar harcıyorlar.

Ilımlı İslam: “ALLAH ne der” yerine, “ABD ne der” kaygısını taşımaktır.

Dikkatli olalım. Kâfirlere yaranmak için dinde reform, dinden tâviz vermek, ılımlı ve light bir İslâm türetmek, fıkhı ve Şeriatı kaldırarak ilâhî dini beşerî bir hümanizma ve ideolojiye döndürmek gibi batıl ve sapık fikirler red ve cerh edilmelidir.

Biz Ehl-i sünnet Müslümanları İslâm dininin ilahî olduğuna, O’nun hükümlerinin yanlış olmadığına, ALLAH Teâlâ’nın ve Resûlünün bildirmiş olduğu kesin, muhkem hükümlerin Kıyamete kadar bakî ve geçerli olduğuna; dinde reform yapılamayacağına; Müslümanların dini kendilerine uydurmak yerine, kendilerini dine uydurmaları gerektiğine inanırız. Bir kısım reformcular ve yenilikçiler ise, Kur’ân-ı Kerim’deki ve Sünnet’teki bazı kesin hükümlerin “tarihsel” olduğunu ve bunların artık zamanımızda hükümlerinin kalmadığını iddia ederler. Bu bir tesadüf müdür?

İslâm dini, Kur\'an-ı Kerîm\'e ve hadis-i şeriflere dayanan, Hak ve meşru mezhepleriyle istikrara kavuşmuş bir dindir. İslamiyet\'in ılımlı, modern, gerici gibi sıfatlarla birlikte kullanılması yanlıştır.



(1) Bak. Enbiya Sûresi: 107 

Selam Ve Dua ile
Soruyu cevaplayan Mehmet Talu Hocam

Enbiya 107: (Ey Muhammed!) Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.
Selimiye Camii
http://gercektarihdeposu.blogspot.com

14 Eylül 2013 Cumartesi

Tarih dedikleri hepsi düzmece Yedi Düvele Karşı Savaşdık Yalanı


Milli Mücadele'de sadece Yunan'a karşı savaştık. Kurtuluş Savaşında Yedi Düvele Karşı Savaşmadık!


Oysa ki, YEDİ DÜVELE karşı savaştık demeleri, sadece Yunanistan'la savaştan başka bir şey değildir. Gerçekten de İngilizlerle 1918’den sonra hangi cephede savaşıldı? Fransızlar ve İtalyanlarla hangi cephede savaşıldı? 

Antep, Maraş ve Urfa da ise genellikle halk,(sütcü imam gibi hareketleri) Fransızlara karşı direndiler. Askeri (düzenli ordumuz) olarak Fransızlarla da bir askeri cephe savaşı olmadı.

Kemal Tahir’in deyimiyle; halk, bir saraydan başka bir sarayın egemenliğine girmiştir. M. Kemal’in yetkilerinin padişahtan daha fazla olduğunu, yine merhum Kemal Tahir kitaplarında anlatır. Kısacası eski tas eski hamam, bir iç savaştır. sadece tellaklar değişmiş misali, "

Kazım Karabekir'in şu sözleri de çarpıcıdır:

''... İtilaf kuvvetlerinden korkmayınız. Daha geçen hafta Londra'dan memleketimize gönderilmek istenen alaylar, biz gitmeyiz diye silah çatılarını bırakıp sıvıştılar. İtilaf milletleri harbi umumiden o kadar yorgun çıktılar ki, memleketimizde tek bir nefer bile öldürmeye razı değiller. Karşımızda Rum ve Ermeni'den başka kimseyi görmeyeceğiz. İstanbul'da İtilaf Kuvvetleri bostan korkuluğundan başka bir şey değildir'' (İstiklal Harbimiz, sayfa 19-20)

“Ve düşmanlarımızın silâh kuvvetiyle çok geniş olan memleketimizi esaretleri ve hükümleri altına almalarına maddeten imkân olmadığı…(”Istiklâl Harbimiz, sayfa 868.)

Batı cephesinde ise, en zayıf düşman, dünkü eyaletimiz Yunanlılar tam kırk ay topraklarımızı çiğnedi. Neden? Neden Güney illerimiz en kuvvetli düşman Fransızlardan 5-6 ayda temizlenirken; Batı illerimiz en zayıf düşman Yunanlılardan temizlenemedi. Kimse Yunanlıların arkasında İngilizler vardı demesin. İngilizler ilk çıkışta destek verdiler. Fakat Hindistan kaynamaya başladı. Hintli Müslümanlar Halifeye mektup gönderdi,”İngilizlerden korkma, onlara saç kılı kadar taviz verme, Sevr’i imzalama” dediler. İngilizlerin Hindistan valisi Lord Reding Londra’ya mektup yazdı, ”Sakın Halifeye dokunmayın; İstanbul, Trakya ve İzmir’i terk edin. Değilse Hindistan elden gider” dedi. Bunun üzerine İngilizler, daha 1919 dolmadan desteğini çekti, Yunanlılar tek başına kaldı. [Metin Köse - Aynadaki Kemalizm]

Prof. Cemil Koçak : Kurtuluş Savaşında Yedi Düvele Karşı Savaşmadık..

Italyanlar, Ege Bolgesi`nin kendilerine verilecegini umuyorlardi. Umduklarini bulamayinca yani Ingilizlerden kazigi yiyip bolgeyi Yunanlilara kaptirinca cekildiler. Hatta cekilirken de tum askeri muhimmati ve silahlarini Ankara hukumeti `sattik` adi altinda bagislayarak Anadolu`yu terkettiler.

Tek tip kaliplasmis bir Ingiliz siyasetinden de sozedemeyiz. Yunanlilara karsi da ikili oynadilar. Ornegin; Sakarya Meydan Muhaberesi oncesi, Ingiliz istikbarati Turk kuvvetlerinin savas planlarini ele gecirdi fakat bunu Yunanlilara vermediler.

Istanbul`a 100.000 kisilik askeri guc yigilmisti fakat bunlar savas sirasinda tek bir hareket dahi yapmadilar. Bu toplanan askeri kuvvetin asil hedefi Turkiye degil kuzeydeki bolseviklerdi.
Sabancı Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Cemil Koçak
(Ingiltere o zamanin dunya devi, bugun Amerika neyse o zaman da Ingiltere o...)

Kurtuluş Savaşı Yunanlılara karşı kazanılmıştır. Kurtuluş Savaşı bir Türk-Yunan savaşıdır! (Yedi Düvelle Savaşılmamıştır ) Düzenin Yabancılaşması Kitabı Prof. İdris Küçükömer

İngiltere, 26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz’dan çok önce, 14 Nisan 1921’de, Türk-Savaşı’nda kesin tarafsızlığını belirten notasını Yunan hükümetine bildirdi. Bunu İngiliz Parlamento tutanaklarında da görüyoruz. Örneğin, 13 Nisan 1921’de Avam Kamarası’nda Sir C., İngiltere’nin Türk Milliyetçi Kuvvetleri’yle savaş halinde olup olmadığını Başbakan’a sormuş. Hükümet adına cevap veren Mr. Harmsworth, bir barış antlaşması onaylanıncaya kadar teknik yönden ortada savaş halinin bulunduğunu fakat mevcut Türk-Yunan çatışması karşısında İngiliz tutumunun tarafsızlık olduğunu söylemiştir. Keza... Lordlar Kamarası’nın 21 Nisan 1921 tarihli oturumunda, Lord Lamington, Londra Konferansı’nın hemen ardından Yunanlıların Türklere karşı saldırıya geçmesini, Müslümanların ‘İngiltere’nin teşvikiyle yapıldığı’ biçiminde yorumlamalarına hükümetin ne dediğini sorar... Dışişleri Bakanı adına cevap veren Earl of Crawford, Müttefiklerin “sıkı tarafsızlık” uyguladıklarını vurgular. İngiltere ne Yunanlılara, ne de Türklere silah vermektedir. İstanbul’daki Müttefik askeri makamları da, Anadolu’da denetimleri altındaki demiryollarından yararlanılmasını durdurmuştur. General Harington, İzmit Yarımadası’ndaki Yunan Tümeni üzerindeki kumanda yetkisini bırakmıştır... Yunan kuvvetleri nezdindeki İngiliz irtibat subaylarına da artık tavsiyelerde bulunmamaları ve hiç bir biçimde müdahale etmemeleri yolunda talimat verilmiştir. Kısacası... Öncesi ve sonrasıyla, Büyük Taarruz, düvel-i muazzama karşı yapılan bir savaştan ziyade sadece Yunanlılara karşı yapılan bir savaştır.......... Mehmet Altan 30 Ağustos 2009 tarihinde Star gazetesindeki köşesinde yayınladığı “30 Ağustos ve İngiltere” adlı yazısından bir bölüm Mehmet Altan Gazeteci, yazar ve akademisyen.

Kurtuluş Savaşı’nın sadece birlik içinde verilmiş anti-emperyalist bir kavga olduğunu düşünür. Oysa bu savaş, bilinen özelliklerinin yanı sıra güç mücadelesidir. kurtuluş savaş bir iç savaştır. (admin : yani kurtuluş savaşı diye birşey yoktur osmanlı ve hilafetten kurtulma savaşı vardır) Prof. Dr. Hasan Bülent Kahraman Türk yazar, sanat eleştirmeni, akademisyen.

Milli Mücadele bir veçhesi itibariyle bir Türk-Yunan savaşı, diğer veçhesi itibariyle bir iç savaş ve nihayet üçüncü bir veçhesi de diplomasiyi etkilemeyi amaçlayan politik bir hareketti
Özgür Üniversite Başkanı Doç. Dr. Fikret Başkaya (paradiğmanın iflası)

Milli Mücadele Dönemi Aslında Basit bir Türk-Yunan Savaşıdır. İngilizlerin istedikleri rejimin kurulması için üç seneden daha fazla süren bir katliam süreciydi.
Sevan Nişanyan Tarihçi,Yazar (˜Yanlış Cumhuriyet "“)

19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal’in Samsun’a ayak basması ile 9 Eylül 1922’de İzmir’in geri alınması arasındaki dönem, resmî tarihçiler tarafından ‘Yedi düvele karşı verilmiş’ Kurtuluş Savaşı veya İstiklal Harbi diye anılır. ‘Türk ulus-devletinin kuruluş dönemi’ anlamında, ‘Millî Mücadele Dönemi’ diye adlandırmayı tercih ediyorum. Çünkü söz konusu dönem, askerî başarılardan çok, siyasi ve diplomatik başarılarla karakterize olmuştu. Askeri başarılar da esas olarak işgalci Batı ordularına karşı değil, onların öne sürdüğü Yunan ordularına; Doğu’da 1915’te zorla çıkarıldıkları topraklarını geri almaya çalışan Ermeni ordularına ama daha da önemlisi ‘iç düşmanlara karşı’ kazanılmıştı.

Ayşe Hür Türk araştırmacı yazar, tarihçi(radikal 11,11,2012)

"Kemalistler belli bir emperyalist devletin ordularına karşı ciddi bir fiili "kurtuluş" savaşı vermediği gibi, emperyalistlerin oyununa gelmiş Yunanlılarla arasındaki savaşta birçok emperyalist devleti yanına almıştı. Batı'ya yapılan pazarlıklar ise sadece Birinci Dünya Savaşı sonrasında dayatılmak istenen koşulların düzeltilmesi pazarlığıdır." [Bilmez Bülent Can, "Demiryolundan Petrole Chester Projesi", 2000, s. 190]

YEDİ DÜVELLE HARP ETTİK DİYENLER VARYA;

İngilize bir kurşun mu attın,sen italyana bir kursun mu attın ki yedi düvelle dövülmüş bu kadar yalanı seksen yıl nasıl yaşattınız siz siyaset adamı olacagınıza tiyatrocu olmalıydınız.yakın tarih bütün hayinleri için söylüyorum tiyatro artisti olmalıydınız.hangi yunandan başka hangi devlete kurşun sıktın ki sırtını yere getirdin.
PALAVRALAR YETER ; TARİHÇİ /HUKUKÇU/YAZAR /ŞAİR/ : KADİR MISIROGLU

Osmanlı Devleti toprakları işgal edildiği zaman; maraş halkı, adana halkı, antep halkı (kuvayı milliye) ingilizlere, fransızlara italyanlara kurşun attı. Mustafa Kemal'in komuta ettiği (KURULAN DÜZENLİ ORDU)ordumuza bir tek kurşun attırmadılar.İngiliz, Fransız işgalcilere bizim ordumuz bir tek kurşun atmamıştır. Attığını ispat etsinler vallaha millet vekilliğini bırakacağım. (Hasan mezarcı yakın tarih ve mustafa kemal ile alakalı konuşmaları yüzünden telegram (beyin sıfırlama) işkencesine maruz kalmış eski bir müftü ve milletvekilidir;)

BELGESİ;

"Fransızlar İskenderun'a asker çıkardıktan sonra (...) Dörtyol'un hemen güneyinde bulunan Karaköse köyüne taarruz ettiler. Buradaki halk kendilerini savunma için Dörtyol'a ve Özerli'ye giden yolları taştan barikatlar yapmak suretiyle kapattılar ve buraya gelen Fransızlara ateşle karşı koydular. 19 Aralık 1918'de yapılan bu çarpışma Türk milletinin düşmana karşı ilk ayaklanması ve direnişidir."

Kaynak: Genelkurmay Harp Tarihi Dairesi, “Türk İstiklal Harbi" 4. Cild s. 55-56

İlk soru İngilizlerin tek kurşun sıkmadan niçin İstanbul'u terk ettiklerine dair olmalı… Bu suale doğru cevap verilirse, gerisi çorap söküğü… [Hüseyin Yılmaz – 19.05.2013]



10 Ağustos 2013 Cumartesi

Musa Yalan Şarkı Sözü

Musa 2013 Yalan adlı yeni müzik çalışmasıyla hayranlarına merhaba dedi.Daha önce genç rapçi Çek Git Bebeğim şarkısı ile büyük bir üne kavuşmuştu ve o şarkıdan sonra uzun bir süre sessiz kalan genç şarkıcı bu yıl sessizliğini bozarak ''Yalan'' adlı single çalışmasını hayranlarına armağan etti.Şarkı yine ilk şarkısı gibi sözleriyle adından çok söz ettirecek gibi.



Musa - Yalan Şarkı Sözü:
Seni sevmiyorum diyorsun
Ağzından çıkanı kulağın duysun
Seni terk ederim diyorsun
Bebeğim ağzından çıkanı kulağın duysun

Yalan yalan bunların hepsi yalan
İnan inan senin o sevgin yalan

Işığın olurum sönmem meleğin ölmem
Dünyayı bile durdursalar artık ben dönmem
Görmem senden başkasını evet sen aldın canımı
Senin için ailemi bile sildim doğruyu söyle yalan mı?

Kimsin istediğini sayan mı?
Kendini beğenmiş bayan mı?
Seviyorsun yalan mı?
Sanırım dünya batar mı
demek beni satar mı satmaz
suratına bakar mı bakmaz
onun kalbi takmaz
cehennem de yanmaz
yani bu beni seviyor geceleri yatamaz
mutluluk kapımı çalmadı
dalımda yaprak olmadı
ilk ve son aşkımdın zamanında başkası da olmadı
ağlama biliyorum beni sevdiğini
daha gözyaşın kalmadı
eğer senin gözyaşın kaldıysa
hiçbiri benim için akmadı
gözler hayatta yalan söylemez
dedin benimle alay ettin
musa senden artık ayrılıyorum deyip çekip gittin
ben mutlu olamadım
inşallah sen olursun seni çok sevdim
Hayatta geceleri telefonda sana aşığım dien bendim
Konuşsana birtanem aşkım derdimi daha hiç dinlemes oldun
Tanıştığımız gün demiştin işde ben dünyaya yeniden doğdum
sen yanımda olmayınca bir çocuk gibi karanlıkta yatamıyorum
Kalp atışıını duyamayınca
fena oluyorum gözlerimi kapatamıyorum
elimde deil senden başka kmseyi sevemiorum
göremiorum önüm çok sisli
kalbi var ama yok...
Dünyada sevdiğim teq kişi
duyamıyorum ki çok sessiz
bundan sonra ne yaparsan yap nasılmış bensiz... 


ben sensiz geceleri yatamam
geçmişteki fotoğrafları yakamam
inan bana aşkım
herşey yalan


bugün o gökyüzünde kayan yıldız kimdi biliomusun bendim kalbim yanıyor okyanus bile söndüremes seni sevendim
gözlermde ağlar bi çocuk ağlar buna inan deli gibiyim
mevsimsiz tek başına solmuş boynunu bükmüş çiçek gibiyim
ben şarkı yapınca hep yıldızlar coşup bir anda çıldırırmış
duygularım sapıqsıs devir
çocukda var günahsızmış
sen beni seil kendi aşkını saddın
kendi aşkını saaddın
gözyaşını kurutp saklayıp sadece kendine yalan addın
kinden acıdan nefretten hariç bna hiçbişey vermemişsin bugun anladım sen beni aslında hiç kalbden sevmemişsin
hayalim kayboldu hayatım mahvoldu
kıyıda köşede sokaklı yolda gülüşüm ne yazıkki yok oldu
Bakma zaten çok geç oldu
doldu gözler yalancı sözler
ona buna deil sen qendine söz ver
özlem dedin geçtin hemen güzel dedin bittin hemen
gözlerin dedin bıktın benden
bundan sonra hiç geri dönüşü yok
bilmek istemiştin acaba neden
umutsuz aşkımı kalbime gömüp sana mutluluklar diliorum
biliorum gözlernde yaşlarınla sana şmdi veda ediorum
kirpiğine rüzgar deyse her baktığın yere kan damlar
ii dalganı geçtn ama dkkat ed melekler ağlarlar
aşkın şarabından bilmeden içtim
sevda yolundan bilmeden geçtim
bir sevmek bin defa ölmekmiş
bin defa ölüp de bi kere ölmemekmş
ruhum senden deil kaderdendi
inan bana yaban ellerdendi
yaban elleri bıraq boşver bebeim sen bıraqdın beni
hatırlarmısın öldrdün sen beni
keşke sevmeseydm ben seni
içki içmemin nedeni sendn
bunu bilip bana derdn hep serseri
ağlama sakın sevmek yaşamak gülmek kumar gibi olsada
melekler rüyana girip her gün hesabnı derdini
beni yerden yere vurmaın yıllar
siz sevinip durmaın çocuklar

bilemessin bilemessin seni nası sevdiğimi
silemessin silemessin o yaşanmış günlerimisi
biliomusun aşkıım
seni nasıl sevdiğimi
karanlık gecelerime ışık ol meleğim
ben sensiz neaparım sen isde öleyiimm
şmdi anladdımm herşey çok geeçç 


İlgili Aramalar: Musa Yalan Şarkı Sözleri