face etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
face etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Eylül 2013 Perşembe

Çalışma hakkının engellenmesi

Başörtüsünü engelleyene de ceza var

Hükümet, çözüm paketi kapsamında 657 sayılı kanundaki "başörtüsü" yasaklarını ayıklıyor ve yasağa kaynak oluşturan yönetmeliği değiştiriyor. TCK'ya da başörtüsüne engel çıkarana ceza öngören 2 madde eklenecek.

'BAŞ DAİMA AÇIK'

Değişiklik kapsamında kanunun atıf yaptığı 1982 tarihli yönetmeliğin 5. maddesindeki "Elbise,

pantolon, etek, temiz, düzgün, ütülü ve sade, ayakkabılar ve/veya çizmeler sade ve normal topuklu, boyalı, görev mahallinde baş daima açık, saçlar düzgün taranmış veya toplanmış, tırnaklar normal kesilmiş olur" cümlesindeki "görev mahallinde baş daima açık" ibaresi metinden çıkarılacak.

Değişiklikler Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesindeki "resmi üniformalı" personeli kapsamayacak, sivil personel yararlanabilecek.

HAKKIN ENGELLENMESİ

657'deki değişikliklerle, kamu çalışanlarının başörtüsü takmasına engel oluşturan maddeler ayıklanırken, başı örtülü olarak hizmet vermelerine engel olanların cezalandırılması için de TCK'da değişikliğe gidilecek.

TCK'daki değişikliklerden biri "çalışma hakkının engellenmesi" diğeri de "eğitim öğretim hakkının engellenmesiyle ilgili olacak. Başörtüsü nedeniyle hem çalışma hem de eğitim ve öğretim hürriyetinin engellenmesi suç sayılacak ve engelleyenlerle ilgili cezai işlem yapılacağı hükmü getirilecek.



Hafiz Kizlarimiz Maasallah

10 Eylül 2013 Salı

Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) Vedâ haccında

VEDÂ HUTBESİ

(9 Zilhicce l0 H./8 Mart 632 M. Cuma)
Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) Vedâ haccında, 9 Zilhicce Cuma günü zevâlden sonra Kasvâ adlı devesi üzerinde, Arafat Vâdisi'nin ortasında 124 bin Müslümanın şahsında bütün insanlığa şöyle hitab etti:

"Hamd Allah'a mahsustur. O'na hamdeder, O'ndan yardım isteriz. Allah kime hidâyet ederse, artık onu kimse saptıramaz. Sapıklığa düşürdüğünü de kimse hidâyete erdiremez. Şehâdet ederim ki; Allah'dan başka ilâh yoktur. Tektir, eşi ortağı, dengi ve benzeri yoktur. Yine şehâdet ederim ki, Muhammed O'nun kulu ve Rasûlüdür."


"Ey insanlar! Sözümü iyi dinleyiniz! Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada bir daha buluşamayacağım.  İnsanlar! Bugünleriniz nasıl  mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız, namuslarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur.
Ashabım!  Muhakkak Rabbinize kavuşacaksınız. O'da sizi yaptıklarınızdan  dolayı sorguya çekecektir. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönmeyiniz ve birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyetimi, burada bulunanlar,bulunmayanlara ulaştırsın. Olabilir ki, burada bulunan kimse bunları daha iyi anlayan birisine ulaştırmış olur.
Ashabım! Kimin yanında bir emanet varsa, onu hemen sahibine versin. Biliniz ki, faizin her çeşidi kaldırılmıştır. Allah böyle hükmetmiştir. İlk kaldırdığım faiz de Abdulmutallib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir. Lakin  anaparanız size aittir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız.
Ashabım! Dikkat ediniz, cahiliyeden kalma bütün adetler kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Cahiliye devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu Iyas bin Rabia'nın kan davasıdır.
Ey insanlar! Muhakkak ki, şeytan şu toprağınızda kendisine tapınmaktan tamamen ümidini kesmiştir. Fakat siz bunun dışında ufak tefek işlerinizde ona uyarsanız, bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız.
Ey insanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah'ın emaneti olarak aldınız ve onların namusunu kendinize Allah'ın emriyle helal kıldınız. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, kadınların da sizin üzerinizde hakkı vardır. Sizin kadınlar üzerindeki hakkınız; yatağınızı hiç kimseye çiğnetmemeleri, hoşlanmadığınız kimseleri izniniz olmadıkça evlerinize almamalarıdır. Eğer gelmesine müsaade etmediğiniz bir kimseyi evinize alırlarsa, Allah, size onları yataklarında yalnız bırakmanıza ve daha olmazsa hafifçe dövüp sakındırmanıza izin vermiştir. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, meşru örf ve adete göre yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir.
Ey mü'minler! Size iki emanet bırakıyorum, onlara sarılıp uydukça yolunuzu hiç   şaşırmazsınız. O emanetler, Allah'ın kitabı Kur-ân-i Kerim ve Peygamberin sünnetidir.
Mü'minler!  Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman Müslüman'ın kardeşidir ve böylece bütün Müslümanlar  kardeştirler. Bir Müslüman'a kardeşinin kanı da, malı da helal olmaz. Fakat malını gönül hoşluğu ile vermişse o başkadır.
Ey insanlar!  Cenab-ı Hak her hak sahibine hakkını vermiştir. Her insanın mirastan hissesini ayırmıştır. Mirasçıya vasiyet etmeye lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden kimse için mahrumiyet vardır.
Ey insanlar!  Rabbiniz birdir. Babanız da birdir. Hepiniz Adem'in çocuklarısınız, Adem ise topraktandır. Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap üzerine üstünlüğü olmadığı gibi; kırmızı tenlinin siyah üzerine, siyahın da kırmızı tenli üzerinde bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah'tan korkmaktadır. Allah yanında  en kıymetli olanınız O'ndan en çok korkanınızdır. Azası kesik siyahî bir köle başınıza amir olarak tayin edilse, sizi Allah'ın kitabi ile idare ederse, onu dinleyiniz ve itaat ediniz.  Kimse kendi suçundan başkası ile suçlanamaz. Baba, oğlunun suçu üzerine, oğlu da babasının suçu üzerine  suçlanamaz.
Dikkat ediniz! Şu dört şeyi kesinlikle yapmayacaksınız:
-  Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayacaksınız.
-  Allah'ın haram ve dokunulmaz kıldığı canı, haksız yere öldürmeyeceksiniz.
-  Zina etmeyeceksiniz.
-  Hırsızlık yapmayacaksınız.
İnsanlar! Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz? "
Sahabe-i Kiram birden söyle dediler:
"Allah'ın elçiliğini ifa ettiniz, vazifenizi hakkıyla yerine getirdiniz, bize vasiyet ve nasihatte bulundunuz, diye şahadet ederiz!"
Bunun üzerine Resul-i Ekrem Efendimiz (S.A.V.) şahadet parmağını kaldırdı, sonra da cemaatin üzerine çevirip indirdi ve söyle buyurdu:
"Şahit ol yâ Rab! Şahit ol yâ Rab! Şahit ol yâ Rab! "
Ey insanlar Rabbiniz birdir Babaniz da birdir hepiniz adem'IN COCUKLARISINIZ
http://gercektarihdeposu.blogspot.com

9 Eylül 2013 Pazartesi

Eleştirmek bir sanattır, düşüncedir, fikirdir.

Kirli bir kalem. 


Rahmetli dedemle yaş taş “ihtiyar” bir bunak. 
Düşünce, fikir ve önerileriyle öne çıkamayan, edep ve terbiye sınırlarını zorlayarak gündem oluşturmaya çalışan fikri esir, irfanı esir, vicdanı esir bir aciz. 
Ömrünün son etabında bu kadar haris, nefret dolu, kötücül, kaba, edep yoksunu lafları birbiri ardına sıralayabilen yaşı kemale ermemiş bir zavallı. 
Düşüncenin, tezatlarıyla bütünlüğünü bilmeyen, zıt fikirlere kulaklarını tıkayıp, karşıt tiplere gözlerini kapayıp kendini hataya mahkûm eden bir edepsiz.
Köşesinden paşalara darbe çağrısı yapacak, dostunu, arkadaşını, meslektaşını askerin emriyle sırtından vuracak, fişleyecek kadar rezilin biri.
“Gerekirse silah kullanırız” söylemiyle hükümeti tehdit eden, Genelkurmay’dan aldığı talimatla başörtülü avına çıkıp can yakan, hayat söndüren bir yaratık. 


“Yaşam biçimimize müdahale var” vaveylası ile iyiye gidişe duyduğu alerjiyi kine dönüştüren bir psikopat. 
Ülkenin normalleşmesini diktatörlük diye yutturmaya çalışan, diktatörlüğünü yitirdiğini anlayan bir şirret.
Başkalarının yaşam tarzına en çirkin şekilde saldırıp, sonra benim yaşam tarzım tehdit altında diyebilen bir “ar(sız)yürek.”
Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın eşine başörtüsü nedeniyle küfredebilen bir aşağılık.
Histerilerle uğraşmak ve vakit kaybetmek, öfke uyandırıyor. Ar(sız)yürek’in Sayın Hayrünnisa Gül ve Sayın Emine Erdoğan hakkında saçmaladığı yazıya kayıtsız kalmak, cevap vermemek yürek yarası olurdu bende.
İktidara muhalefeti, eleştiriyi “kadın bedeni” üzerinden yapmaya çalışan zavallı, aciz, çaresiz Ar(sız)yüreğ’e edep(sizliğ)i hatırlatmak bir insanlık görevi oldu. 
Yazı felaket. Dil ve üslup hiçbir kayda değer insana yakışmayacak halde. Tarz aydın kisvesine bürünmüş bir zavallının tükeniş feryadı gibi. 
İnanca seviyesizce uzatılan dil, kadına edepsizce yapılan hakaret, makama küstahça saldırı, insana insani olmayan bir bakış açısı. Sevmediği siyasi harekete, temsilcilerine, yakınlarına, üyelerine ağız dalaşı, hakaret, kalemiyle, kelamıyla nefret saçan bir acziyet. 
Neresinden tutsan elinde kalan bir seviyesizlik. Söyleyecek sözü olmayıp, kıyafetlerle uğraşmayı entelektüellik zanneden zavallılık.
Nefretle, kabalıkla, küstahlıkla, edep yoksunu kelamla ve faşizmle şekillenmiş bir zihniyet dünyası.
Fikir özgürlüğü adına bir saçmalık. Yakışıksız çirkin bir üslup, ayrımcı ve ötekileştirici yazı. Kadını aşağılayan zihniyetin tezahürü olan bir dil ve duruş.
Nefret Ar(sız)yüreğ’in aklını başından almış.
Cumhuriyet eliti ve bu elitin mühendisliğinde biçimlenen toplumsal kesim, yaşam biçimleri garanti altında olan Kemalist totaliter sekülerler kamusal alan ve yaşamın türlü bölümlerinde Anadolu insanı görünür olmaya başlayınca, bu karşılaşmayı tehdit olarak algılayıp feverana başladılar. 
Hükümetle değişik saiklerle hesaplaşma duygusu içine giren kimi liberal, kimi milliyetçi, kimi batı odaklı çevrelerde ruh göçü oluyor.
İdarenin de iradenin de sivillere ait olduğu bir Türkiye Kemalistlerin bitiş ilanı oldu.
“Türkiye’nin demokratikleşmesi hadisesi” biraz, sistemin ruhundaki CHP damarını sökme anlamı taşıdığı için bunamış beyinler iltihaplanıyor, irinle doluyor. 
Ayağı çarıklı, ağzı çorba kokan, ayakkabısını kapıda bırakan, bidon kafalı, göbeğini kaşıyan bir halkla eşit olmak kâbusu rüyalarından çıkıp hayat bulunca nefret, düşüncelerinden hareketlerine ve kelamlarına yansıdı. 
Bu muhalefet değil, hakaret ve nefret. Tepeden bakan, kılık kıyafet ve inanca göre ötekileştiren bir tavır. Bu darbe sever bir azınlık sözcüsünün beyin arka planı. 
Oysa farklılıklarımızı zenginlik olarak görüp, hoşgörü ikliminde bir arada, mutlu, huzurlu ve barış içinde yaşamak daha keyifli ve güzel olmaz mı?
İnanca hakaret etmeyi marifet bilenleri aydın sayıp alkış tutanlar, bu milletin gözünde böyle çukurlaşıyorlar. Eleştirmek demek karalamak, laf çakmak, üslupsuzca davranmak değildir. Eleştirmek bir sanattır, düşüncedir, fikirdir.
Bu ülkede bir kadını kıyafetinden ve düşüncesinden dolayı aşağılamak ne olursa olsun hiç kimsenin haddine değildir.

F.Burak KAREN eline saglik.


Kocaman adam olmussun ama INSANLIK dan nasibini alamamissin