anitkabir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anitkabir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Eylül 2013 Cumartesi

israil’in 2. cumhurbaşkanı Atatürk’ün hocası Şemsi Efendinin oğlu

SABETAY ve PAKRADUNİ’ ler   Selanikli'nin yakın dostları

TSK’nın hazırladığı “Atatürk Köşesi”nde Mustafa Kemal Paşa’nın boyunun 1.74 olduğu yazıyor. Bugüne kadar 1.68 olduğu biliniyordu.. Genelkurmay Başkanlığı Atatürk’ün boyunu açıklayarak tartışmalara son noktayı koydu. Genelkurmay Başkanlığı Atatürk’ün boyunun bilinenin aksine 1.68 değil, 1.74 olduğunu açıkladı. Atatürk’ün boyu 1.74 iken, kilosu 74-76 arası, ayak numarasının da 42 olduğu açıklandı. Siz babasının adının Ali Rıza, annesinin adının Zübeyde olduğunu kabul etmeye devam edin ve tabii Selanik’te doğduğunu da! Resmi tarih iddiasını
sürdürmeye devam ediyor.

Peki şu iddiaya ne dersiniz bu arada, bu konuları araştıran bir arkadaş yazıyor: “İsrail’in 2. cumhurbaşkanı Yitzak Ben Zwi, Atatürk’ün hocası Şemsi Efendi diye bildiğimiz Simon (Shimshi Zwi)’nin oğludur. Biliyorsunuz Ilgaz Zorlu da bu aileden geliyor.. İsrail’deki BEN ZWİ ENSTİTÜSÜ bu geleneğin köklerini barındırmaktadır. Ben Zwi Enstitüsü’nün yer altında bulunan ve SABETAY ve PAKRADUNİ’lerin gelmiş geçmiş bütün dosyaları ve bilgileri bu kütüphane arşivinde gizlenmektedir. Kozmik derecede korunan ve bu anlamda kozmik bilgiler içeren kütüphane, özel olarak korunmaktadır.” Şemsi Efendi mektepleri bugün hâlâ Türkiye’de varlıklarını sürdürüyor..

Ben Zvi 1884’de Ukrayna’nın Poltava şehrinde doğmuş. Babası 1897 yılındaki Siyonist kongresinin organizatörlerinden biriydi. Ben Zvi ilk aktif siyonizm savunucusuydu. 1907 yılında Yafa kentine göç etmişti. 1909 yılında Filistin’de bir lise kurmuştu. Ben Zvi Osmanlı İmparatorluğu devrinde Galatasaray Lisesi’nde öğrenim gördü ve ardından 1912-1914 yılları arasında David Ben-Gurion ile İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde okudu.

1915’de ABD’ye göç ettiler ve orada Siyonizm ile ilgili yayınlar ve aktiviteler yaptılar.1918 yılında Filistin’e döndü. Filistin’de yer altı örgütü Haganah’ta görev aldı. Abdulhamid’in Selanik’e sürgün edildiğinde evinde ikamete mecbur edildiği Yahudi işadamı Alatini Efendi de, Şemsi Efendi mektebinin kurucusu idi.

Mustafa Kemal diyince birden bu hikaye geldi aklıma. Resmi tarih işte böyle bir şey! Zihnimizi esir almışlar sanki.. “Tevhidi tedrisat”, “resmi tarih”, “resmi ideoloji” ve “resmi din” niçin gerekliymiş şimdi daha iyi anlaşılıyor sanırım. Darbeler bunun için zorunlu idi. İnkılaplar gibi. Ve değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek düzenlemeler de!
Sahi Atatürk’ün boyu kaç santimdi!


Atataturk Diyorki Biz Maymunlariz
http://gercektarihdeposu.blogspot.com


Selâm ve dua ile..(Abdurahman Dilipak-Yeni Akit)

Öyle bir demokrasi var ki bizde dinsizlik, densizlik, donsuzluk bile serbest.

Daha ne İstiyorlar?

Öyle bir demokrasi var ki bizde dinsizlik, densizlik, donsuzluk bile serbest..

1924’ten bu yana Türkiyede bugünkü kadar demokrasi, çoğulculuk, serbestlik olmamıştır.

Bir adamla bir kadın beraber yaşamaya karar veriyorlar. Nikah mikah yapmadan yaşıyorlar. Çocukları oluyor, nüfusa kayd ediliyor… 

AVM’ler pıtrak gibi açılıyor. Lüks, israf, sefahat… Daha ne istiyorlar? 

Ülkemizde yasaklar da var ama ilericiler, çağdaşlar, ateistler için değil.

İslam medreseleri hala kapalı.
Tasavvuf tekkeleri hala kapalı.
Müslümanların devletten bağımsız bir Din İşleri İdaresi yok, Yahudilerin hahambaşısı gibi bir din liderleri yok.
Bu yaygaracılar daha ne istiyor?

Müslüman Türkiyede Yahudiler cumartesi, Hıristiyanlar pazar günü tatil yapabiliyorlar ama Müslüman çoğunluk cuma günü yapamıyor.
Daha ne istiyorlar? 



Anıtkabir bir Sezar tapınağı gibi. Müslümanı ve münkiri hepsi orada baş eğiyor, bel kırıyor..

Sadece Suudîler ve İranîler bunu yapmıyor.

Daha ne istiyorlar?

Paraların pulların üzerinde Atatürk, her yerde Atatürk heykelleri, resimleri… Atatürk okulları, Atatürk üniversiteleri…Atatürk caddeleri… Sağa bak Atatürk, sola bak Atatürk…
Evet daha ne istiyorlar?

Evet tekrar açık açık soruyorum: Bu memlekette içki, fuhuş, zina, dinsizlik, densizlik, heykel, resmî ideoloji, açık saçıklık, bikini mayo, dans, bale, nikahsız karı koca hayatı, her şey varken, bunca hürriyet ve serbestlik içinde daha istiyorlar, niçin ortalığı velveleye veriyorlar?

Türkiye diktatörlüğe kayıyormuş… Kuyruklu yalan!..

Bendeniz çocukluğumda yaşadım, bizde diktatörlük İsmet zamanında vardı. Hani şu nâm-ı diğer Millî Şef. 1946’ya kadar tek parti vardı.

Seçimlerde oylar açıkta verilirdi, gizli sayılırdı ve yüzde 99,9 tek parti kazanırdı. Bunu tenkit edeni ne yaparlardı ? Anasını ağlatırlardı !


MEHMET ŞEVKET EYGİ Sayin HOCAM elleriniz den operim.

Daha ne istiyorlar
http://gercektarihdeposu.blogspot.com

5 Kasım 2011 Cumartesi

Anıtkabir'in öyküsü: Anıtkabir hakkında bilinmeyenler

Anıtkabir MozoleAnıtkabir yapılmadan önce rasat (gözlem) istasyonu bulunması dolayısıyla Anıttepe'nin ismi Rasattepe idi. 906 rakımlı bu tepede, MÖ. 12. yüzyılda Anadolu'da devlet kuran Frig uygarlığına ait tümülüsler (mezar tepeleri) bulunuyordu. Anıtkabir'in Rasattepe'de yapılmasına karar verildikten sonra bu tümülüslerde yapılan arkeolojik kazılardan çıkarılan eserler bugün Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde sergileniyor.

Anıtkabir'in yerinin seçilmesi için görevlendirilen komisyon 1 Mart 1941 tarihinde uluslararası bir yarışma açtı. Yarışmaya, Türkiye, Almanya, İtalya, Avusturya, İsviçre, Fransa ve Çekoslovakya'dan toplam 47 proje katıldı. Bu projelerden üç tanesi komisyon tarafından ödüle layık görüldü. Milli konu ve kavramları daha iyi ifade etmesi ve araziye uygunluğu nedeniyle, Prof. Dr. Emin Onat ve Doç. Dr. Ahmet Orhan Arda'nın projesinin uygulanmasına karar verildi. 9 Ekim 1944 tarihinde yapıma başlandı. Anıtkabir'in inşası 9 yıllık bir sürede 4 aşamalı olarak 1953 yılında tamamlandı.

Onbeş yıl boyunca Ankara Etnografya Müzesi’ndeki geçici kabirde kalan cenaze 10 Kasım 1953 günü Anıtkabir'e nakledildi. Etnografya Müzesinde bu kısım halen Atatürk’ün anısına hürmeten sembolik bir kabir şeklinde korunuyor.

Anıtkabir 23 Nisan KulesiAtatürk'ün naaşı, mozolenin zemin katında doğrudan doğruya toprağa kazılmış bir mezarda bulunuyor. Ziyarete açık olan, mozolenin birinci katı olan şeref holündeki sembolik lahit taşının tam altında bulunan mezar odası Selçuklu ve Osmanlı mimari stilinde sekizgen planlı kümbet tarzında piramidal külahlı, tavanı geometrik motifli mozaiklerle süslü. Zemin ve duvarlar siyah, beyaz, kırmızı mermerlerle kaplı. Mezar odasının ortasında kıble yönünde kırmızı mermer sanduka yer alıyor. Mermer sandukanın çevresinde Türkiye'deki bütün illerden, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Azerbaycan'dan gönderilen toprakların konulduğu pirinç vazolar bulunuyor.

"Bu taşındır diyerek Kabe'yi diksem başına...
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana!"

İstiklal Marşı şairi Mehmet Akif Ersoy'un, Çanakkale Şehitleri şiirinden.
Mustafa Kemal Paşa Samsun'dan Ankara'ya ne şartlarda ve nasıl ulaştı? Atatürk'ün Ankara yolculuğunun bilinmeyen öyküsü: Ankara Beynam Ormanları ve Beynam Atatürk Evi...
Kurtuluş Savaşı bu evde kazanıldı: Atatürk ve Fikriye Hanım'ın öyküsü...
Sakarya Şehitleri Anıtı ve Sakarya Köyünün öyküsü...
Ankara Anıtkabir'den görüntüler...

Inside Ataturk's Mausoleum, originally uploaded by voyageAnatolia.