Sakarya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sakarya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Haziran 2015 Çarşamba

Nurselin Mutfağı 10 Haziran Ürgüp Böreği Tarifi izle Sakarya 10.06.2015



10 Haziran salı Nurselin mutfağı yemek televizyon programında yapılacak olan Sakarya yöresinden tarifi izle yayınlandıktan az sonra. Sitemizde herkesle paylaşıyoruz. Nurselin Mutfağında hafta içi her gün birbirinden lezzetli tariflere yer veriliyor. Nurselin mutfağı yemek tarifi programında yöresel tariflere ağırlık verilmesi dikkati artırıyor. Ülkemizin çok sayıda yöresinden yemek tarifleri Nurselin Mutfağında izleyebilirsiniz.Bu gün nurselin mutfağında gösterilen yemek tariflerini sakarya ilinden. sakarya usulü verilen yemek tarifleri show tv ekranlarında izledik..
Nurselin Mutfağı yemek tarifi programı televizyonda Nursel Ergin tarafından sunulmakta. Nursel Erginin sunumunda şimdiki bölümde sakarya yöresinden tariflerin nasıl hazırlandığı malzmelerini ve yapılışını gördük sonra blogdan sizlerle tarifleri paylaşıyoruz.

Ürgüp Böreği Tarifi izle

Malzemeleri:
HAMURU İÇİN. 
 5 su bardağı un.
 yarım paket yaş maya.
 1 tatlı kaşığı şeker.
 2 adet yumurta.
 1 çay kaşığı tuz.
 1 bardak ılık su.
AÇMAK İÇİN. 
 10 yemek kaşığı tereyağı
İÇ HARCI İÇİN. 
 4 adet dolmalık kabak.
 1,5 su bardağı ceviz.
 300 g ezine peyniri.
 1 tutam dereotu.
 2 adet tereyağ.
 1 tatlı kaşığı tuz.
 1 tatlı kaşığı karabiber.
 1 tatlı kaşığı pul biber.
Yapılışı:
Yaş maya ılık suda şeker ile birlikte açılır. Yumurta kırılır. Tuzu atılır. Ortalama 5 bardak un ve aldığı kadar su ile kulak memesi kıvamında hamuru yoğurulur. 1015 dakika dinlendirilir. Kabakların uç kısımları alınır ve rendelenir. Tereyağ eritilen tavaya konup kavrulur. Yumuşayınca ocaktan alınır ve çekilmiş cevizle harmanlanır. Soğuyunca ufalanan peynir ve dereotu eklenir. Tuzu, karabiberi ve pulbiberi atılıp karıştırılır. Dinlenen hamurdan 20 beze elde edilir. Çay tabağından biraz büyük açılır. 5 tanesi aralarına eritilen tereyağ sürülerek üstüste konup tepsiye alınır. 5 bezeye daha aynı işlem uygulanır. Pırasalı İç harç yayılır ve kalan 10 beze ile aynı şekilde üzeri kapatılır. Dilimlenir ve son kez tereyağ gezdirilip 200 derecede önceden ısıtılan fırına verilir.

Nurselin mutfağı salı yemekleri nurselin mutfağında ne yapıldı 10 Haziran salı nurselin mutfağında bugün ne yapıldı malzemeleri malzemeleri malzemeleri Nurselin Mutfağı 10.06.2015 Nurselin Mutfağı 10.06.2015 Nurselin Mutfağı 10.06.2015 malzemeleri malzemeleri malzemeleri nurselin mutfağı hangi kanalda nurselin mutfağı hangi kanalda malzemeleri malzemeleri malzemeleri

Nurselin Mutfağı 10 Haziran Fındıklı Tavuk Tarifi izle Sakarya 10.06.2015



10 Haziran salı Nurselin mutfağı yemek tarifi showtv programında yapılacak olan Sakarya yöresinden tarifi izle yayınlandıktan biraz sonra. Sitemizde sizinle paylaşıyoruz. Nurselin Mutfağında hafta içinde saat 12:00 de birbirinden farklı tariflere yer veriliyor. Nurselin mutfağı yemek tarifi programında yöresel tariflere yoğunluk verilmesi ilgiyi artırıyor. Ülkemizin bir çok ilinden yemek tarifleri Nurselin Mutfağında izleyebilirsiniz.Şimdi nurselin mutfağında gösterilen yemek tariflerini sakarya ilinden. sakarya tarzı verilen tarifleri tv ekranlarında izledik. Nurselin Mutfağı programı televizyonda Nursel Ergin tarafından sunulmakta. Nursel Erginin sunumunda yeni bölümde sakarya ilinden tariflerin nasıl hazırlandığı malzmelerini ve yapılışını izledikten sonra burdan sizlerle tarifleri paylaşıyoruz.

Fındıklı Tavuk Tarifi izle

Malzemeleri:
 3 parça tavuk göğsü.
 3 adet patates.
 1,5 su bardağı fındık.
 1 adet havuç.
 1 tutam maydanoz.
 1 su bardağı süt.
 4 diş sarımsak.
 4 dilim ekmek için.
 1 yemek kaşığı tel şehriye.
 1 tatlı kaşığı tuz.
 1 çay kaşığı karabiber.
 1 yemek kaşığı zeytinyağı.
Hazırlanışı:
Tavuk göğüsü 3 parça olarak bol suda haşlanır. Suyundan çıkarılır ve küçük küçük didiklenir. Çekilen fındık ve su ile ıslatılan ekmek içleri ilave edilir. Tuzu ve karabiberi atılır. Zeytinyağı gezdirilip hamur gibi özleşene kadar yoğurulur. Sunum tabağına alınır. Haşlanan patatesler ezilir. tavuk, civciv ve horoz şekli verilir. Haşlanan havuçtan gagaları çörekotundan gözleri yapılır. Kavrulan bir kaşık tel şehriye ile kümesi yapılır. Sarımsaktan yumurtalar konur. Tane mısır ile hayvanların önüne yem, dereotları ile yeşillikler yapılıp sunuma alınır.

nurselin mutfağı izle 10 Haziran 2015 nurselin mutfağı tarifi 10 Haziran 2015 nurselin mutfağı tarifi 10 Haziran 2015 nurselin mutfağı tarifi 10 Haziran 2015 nurselin mutfağı tarifi nurselin mutfağı hangi kanalda nurselin mutfağı hangi kanalda nurselin mutfağı hangi kanalda malzemeleri malzemeleri malzemeleri nurselin mutfağı hangi kanalda nurselin mutfağı hangi kanalda bugün

Nurselin Mutfağı 10 Haziran Şekerpare Tarifi izle Sakarya 10.06.2015



10 Haziran Nurselin mutfağı yemek tarifi televizyon programında yapılacak olan Sakarya ilinden tarifi izle yayınlandıktan hemen sonra. Sitemizde herkesle paylaşıyoruz. Nurselin Mutfağında hafta içinde saat 12:00 de birbirinden lezzetli tariflere yer veriliyor. Programlarında yöresel tariflere yoğunluk verilmesi dikkati artırıyor. Türkiyenin bir çok ilinden yemek tariflerini Nurselin Mutfağında izlenebilir.Bu gün nurselin mutfağında yapılan tarifler sakarya ilinden. sakarya usulü verilen yemek tarifleri tvde izledik..Nurselin Mutfağı yemek tarifi programı show tv de Nursel Ergin kendisi tarafından sunulmakta. Nursel Erginin sunumunda şimdiki bölümde sakarya yöresinden tariflerin nasıl yapıldığını malzemelerini ve yapılışını gördük sonra blogdan sizlerle tarifleri paylaşıyoruz.

Şekerpare Tarifi izle

Malzemeleri:
ŞERBETİ İÇİN. 
 3 su bardağı şeker.
 3 bardak su.
HAMURU İÇİN. 
 2 su bardağı un.
 1 yemek kaşığı tereyağı
 2 adet yumurta.
 1 su bardağı pudra şekeri.
 yarım su bardağı irmik.
 1 paket kabartma tozu.
 1 paket vanilya.
ÜZERİ İÇİN. 
 fındık.

Hazırlanışı:
3 bardak şekere 3 bardak su eklenip şerbeti pişirilir. Kıvama gelince ocaktan alınıp soğumaya bırakılır. Geniş bir kaba 2 yumurta kırılır. Bir tanesinin sarısı kenara ayrılır. Pudra şekeri, irmik ve un konur. Tereyağı eklenir. Kabartmatozu ve vanilyası konup hamuru yoğurulur. Ceviz büyüklüğünde bezeler alınıp yuvarlanarak üzerine yağ gezdirilen fırın tepsisine dizilir. Ortalarına 1 bütün fındık batırılıp 150 derecede önceden ısıtılan fırına verilir.
Fırından çıktığında geniş bir kaba alınan ve soğuyan şerbetin içine atılıp 10 dakika iyicene çekmesi beklenir. Şerbetini çekip yumuşayınca sunuma alınır.

nurselin mutfağı hangi kanalda 10 Haziran 2015 nurselin mutfağı tarifi nurselin mutfağı hangi kanalda bugün nurselin mutfağında ne yapıldı bugün nurselin mutfağında ne yapıldı nurselin mutfağı hangi kanalda nurselin mutfağı hangi kanalda nurselin mutfağı hangi kanalda nurselin mutfağı izle nurselin mutfağı izle 10 Haziran 2015 nurselin mutfağı tarifleri 10 Haziran 2015 nurselin mutfağı tarifleri 10 Haziran 2015 nurselin mutfağı tarifleri nurselin mutfağı izle nurselin mutfağı izle nurselin mutfağı izle 10 Haziran 2015 nurselin mutfağı tarifleri

Nurselin Mutfağı 10 Haziran Islama Köfte Tarifi izle Sakarya 10.06.2015



10 Haziran çarşamba Nurselin mutfağı yemek tarifi programında yapılacak olan Sakarya yöresinden tarifi izle yayınlandıktan hemen sonra. Sitemizde sizinle gösteriyoruz.. Nurselin Mutfağında hafta içinde saat 12:00 de birbirinden lezzetli tariflere yer veriliyor. Programlarında yöresel tariflere ağırlık verilmesi dikkati artırıyor. Ülkemizin çok sayıda yöresinden yemek tarifleri Nurselin Mutfağında izlenebilir.Bu gün nurselin mutfağında gösterilen yemek tariflerini sakarya ilinden. sakarya tarzı verilen tarifleri show tv ekranlarında izleyeceğiz. Nurselin Mutfağı yemek programı televizyonda Nursel Ergin tarafından sunuluyor. Nursel Erginin sunumunda şimdiki bölümde sakarya ilinden yemek tarifleri nasıl hazırlandığı malzmelerini ve yapılışını izledikten sonra burdan sizlerle tarifleri paylaşıyoruz.

Islama Köfte Tarifi izle

Malzemeleri:
 1 kilo dana kıyma.
 1 adet odun ekmeği.
 1,5 yemek kaşığı mısır unu.
 2 adet kuru soğan.
 1 çay kaşığı karabiber.
 1 tatlı kaşığı tuz.
Sosu için:
 1 yemek kaşığı domates salçası.
 1 yemek kaşığı tereyağ.
 2 su bardağı sıcak su.
 1 tatlı kaşığı pulbiber.
 1 çay kaşığı tuz.
 1 çay kaşığı karabiber.
 Hazırlanışı:
Dana kıyma ve kuru soğanlar özleşmesi için beraber rondoda çekilip bir kaba alınır. Karabiberi ve tuzu atılır. Tutması için mısır unu konup yoğurulur. Köftelere İnce ve yuvarlak şekil verilerek mangalda yoksa tavada pişirilir. Tavaya tereyağ konur. Domates salçası kavrulur. Karabiberi, pulbiberi ve tuzu atılır. Su ile açılarak sosu hazırlanır. Dilimlenen ekmekler hazırlanan sosa bulanıp mangalda yoksa tavada kızartılır. Sunum tabağına alınır ve üzerine kızartılan köfteler dizilerek sunuma alınır.

bugün nurselin mutfağında ne yapıldı nurselin mutfağı izle nurselin mutfağı izle 10 Haziran 2015 nurselin mutfağı nasıl yapılır 10 Haziran çarşamba nurselin mutfağında bugün ne yapıldı 10 Haziran çarşamba nurselin mutfağında bugün ne yapıldı nurselin mutfağında ne yapıldı nurselin mutfağında ne yapıldı Nurselin Mutfağı 10.06.2015

9 Ağustos 2014 Cumartesi

Sislerin Ardındaki Rüya: Göl Evi




   Hayat, biz onu ne kadar kontrol etmeye çalışsak da sayısız değişkenin etkileşime girmesiyle, sürekli bizleri şaşırtmaya ve sürprizler oluşturmaya devam etmekte.Şuan  tam da böyle bir gezinin notlarını yazmaktayım.

    Yine kuş uçuşu 80-90 km arası bir rota çizdim. Yani bu kuşların uçuşuyla bizim yürüyüşümüzün de hiç bir alakası olmamasına rağmen ısrarla kuş uçuşu çiziyorum rotaları. Gerekli hazırlıkları yaptıktan sonra çıktık yola. Bu sefer 4 kişiyiz. Ben, Emre, Hakan, Samet. Tatlı bir yolculuktan sonra gece 12  gibi yola başlayacağımız noktaya vardık.Sakarya- Akyazı- Şerefiye Köyü. Buradan başlayan yolculuk yaylalar üzerinden devam edecekti. İlk gün konaklayacağımız yer Kerem Ali Yaylası yada Göl Yayla.
Samet ve ben arabada, Emre ve Hakan ise çadırda gecelemeyi tercih etti. (burada güzel anlatım bozukluğu var)

Sabah olduğunda arabayı bırakacak bir yer bulmalıydık. Yola başlayacağımız yerde bir alabalık çiftliği vardı. Oradaki bekçi dayılar bize çok yardımcı oldular. Ben bile arabamı onlar kadar düşünmemiştim o zamana kadar. Bir sürü felaket ihtimalini gözden geçirdikten sonra arabayı garajlarında saklamanın en iyisi olacağına karar verdiler. Biz de emaneti onlara bıraktık ve yola çıktık. Havanın sağanak yağışlı geçeceğini öğrenmiştik. Ve bulutlarda bu konuda hemfikirdi. Dağın içine yürüdükçe sis de bizi bilinmeze doğru sürüklüyordu. Hava nemli, karanlık, kasvetli ve çok sıcaktı...











Buraya kadar bir kaç fotoğraf çekme fırsatım olmuştu ancak uzun süren tırmanış, çileyen yağmur ve üzerimdeki dayanılmaz ter fotoğraf makinemi riske sokuyordu. Yağmur için kendimize göre önlemler almıştık ama üzerimdeki ter yağmuru aratmadı. Yol tabi ki de tahmin ettiğimden çok daha uzundu. Kimi yollarsa kapanmış, orman tarafından ele geçirilmişti. Böyle hayalet bir yol yüzünden 1 saate yakın vakit kaybettik. Ardından doğrulttuğumuz yol ise artık  yol değil yalnızca otların ve genç ağaçların oyun alanıydı. Tabi oluşmuş çamur tablolarda gördüğümüz ayı izleri bizleri tedirgin etmedi değil. Boyumuz uzunluğundaki otlar arasında yürürken onların ıslaklığıyla tropik orman gezisini bir nebze de olsa tatmış olduk. Ama yolun büyük bir kısmını da yürüdüğümüzü düşünüyorduk. Yaylanın hemen altındaydık. Yani elimizdeki veriler bize bunu gösteriyordu. Tam da yaylaya çıkan yolu bulduğumuzu düşünürken karşımıza ilk insanlar çıktı. Bunlar gerçekten de selam sabah almayan, köpeklerinin bize saldırma konusundaki ısrarlarına gayet hoş bir tavırla yaklaşan insanlar. Onlar yüzünden yolumuzu değiştirdik ve Kerem Ali yaylasına 5-6 km uzaklıktaki göle doğru yola koyulduk. Bundan sonra bize kötü davranan kimse olmadı. Bilakis gördüğümüz hemen hemen herkes biz de çok güzel izler bıraktı. Yavaş yavaş muhteşem güzellikteki yayla evleriyle karşılaşmaya başladık...















Göle doğru yaklaştığımızı, konuştuğumuz insanlardan öğreniyorduk. Uzun,nemli ve tırmanışla geçen yolculuk bizi ilk günden çok yormuştu. İlk günler hep biraz zor olurdu ama bu sefer ki gayet ciddiydi. Yolda insanlara gittiğimiz yerdeki ortamın nasıl olduğunu, ateş yakıp yakamayacağımızı, çadır kurma işlerini falan sorduk. Onlar bize gayet olumlu cevaplar verdi. Hatta son karşılaştığımız evdeki insanlar orada terk edilmiş bir ev olduğunu ve orada kalabileceğimizi söylediler. Ben bunu çok ciddiye almamıştım. Yani  ev dedikleri yerin sadece üstü kapalı ahşap bir baraka olabileceğini düşündüm. Zira biz daha önceden gördüğümüz çoban çadırlarına aşinaydık. Brandayla kapatılmış sezonluk yapılar. Yola devam ettiğimiz de bize doğru koşturan köpekler için yanımıza aldığımız köpek savar cihazını denedik. Sanki işe yaradı. Köpekler sürekli topralanıp "hadi lan bidaha, olmadı yavrum bi daha" diyerek arkamızdan koşarak geliyor ama her seferinde geri dönüyorlardı. Biz yola devam ettik, göle az kalmıştı...










Göle ilk yaklaştığımızda Hakan'ın "burası bataklık moruk" demesiyle bari çeşme bulsak diye geçirmiştim içimden.Ama ilerleyip görüntü netleştikçe güzelliklerde doğru orantılı artmaya başladı.Geldiğimiz yerin ilk görüntüsü bana sanki özel bir parktaymışız hissi uyandırdı. Çimlenmiş zemin, yüksek yaşlı ağaçlar, aradan akan küçük şirin bir dere ve her biri farklı bir his uyandıran minik yayla yapıları. Biz hemen yorgunluğumuzu atacak bir yere yayıldık ve gezinin seyri buradan sonra bambaşka bir hal aldı. Emre terk edilmiş eve gidip bakmayı teklif etti. Ben çok yorgun ve köpek tehlikesi olduğundan pek yanaşmadım. Ev bizim durduğumuz yerin tam karşısında gölün diğer tarafındaydı. Ne kadar yakın görünse de yürümek pek sempatik durmuyordu. Emre orada bizimle selamlaşan ve motoru olan gençlerden yardım istedi ve eve gitti.İçimizde küçük umut fasulyeleri pamukların arasında filizlenmeye başladı. Bir yandan da böyle güzel bir yeri ertesi gün bırakıp gitmenin mantığını sorgulamaya başladım. Hakan ve Samet'e de sorgularlarsa diye uzattım. Onlar da sorguladılar. Sonra Emre'yi beklemeye koyulduk. Ona da sorgulayacak kadar bişeyeler bıraktık...



Emre geri geldi. Gerekli görüşmeleri yaptı. Ev beklediğimizin çok üzerindeydi. Beklemediklerimizin bile üzerindeydi. Emre anlattıkça biz seviniyorduk. Maşınga dedi.Odun dedi.Yatak dedi.  Biz de Emre'ye en azından yarın da burada kalmayı gölü içimize sindirmeye karar vermeye çalıştığımızı söyledik. O da hafif yüklenince karar verdik. Eşyalarımızı alıp geçtik gölün karşısına. Ev her zaman hayalini kurduğumuz ah keşke dediğimiz her türlü imkanı bize yaşatıyordu. Bir ev hem yayla evi olup, hem göle bakıp, hem de sırtını ormana veriyorsa başka hiç birşey yapmasına gerek yok bence.














Eve ilk girdiğim andan itibaren gideceğimiz yolun diğer kısmı benim için artık bitmişti. Böyle bir imkanı bir daha para versem bulamayacağımdan emindim. Artık burada kalan günlerimizi yanımızdaki erzağı tüketerek, gölde balık tutarak, ormanda keşif yaparak, çok sevdiğim orman çileklerinden toplayarak, Kerem Ali zirvesine çıkarak, geceleri yıldızları izleyip ateş yakarak, maşınganın çıtırtı sesleri arasında uyuyarak, yayladaki insanlarla tanışarak geçirebilirdik. Bu da bana fazlasıyla yeterdi. Üstüne tereyağ, peynir ve eşmik...






Akşam üstü oluşan sis oyunları büyüleyiciydi. Sis aniden göle çöküyor sonra birden yükseliyordu.Bütün bu olup bitenleri izlemek için uzun süre beklemenize gerek yoktu. Sürekli farklı bir etmen manzarayı değiştiriyordu. Kimi zaman yağmur, kimi zaman sis. Bazen de güneş ve rüzgar... 

Bize en yakın yerde Cavit abi vardı. Kendisi minübüsü eve çevirmiş yazlarını burada geçiriyormuş. Bize çok yardımı dokundu. Birince gece getirdiği menemen ve kavun bizi mest etti. Akşam onun bahçesinde çay içtik ve köyden getirdiği yerli mısırlardan yedik.İnsan böyle ortamları ve insanları yakalayınca geçmişinde hissedebildiği bütün olumlu hisleri toplayıp hepsini aynı anda tekrar hissediyor sanki.  Ertesi gün bizi güzel bir hava ve balık avı bekliyordu...




































Ertesi gün kahvaltılık bir şeyler bulmak için gölün karşısına, evlerin olduğu tarafa geçtik. Bu sayede yaylada oturanlarla da tanışma fırsatımız oldu. Hepsi çok iyi insanlardı. Doğayla uyumlu yaşamı belki de son örnekleri ve ormanlarda koşuşturup çilek toplayan çocuklar.Bize tereyağ ve peynir verdiler. Teklif ettiğimiz parayı da almadılar...
Kahvaltıdan sonra, yaptığımız ilkel oltalarla balık yakalamaya başladık. Hakan ağacın üstündeki çardakvari yapının üstüne çıktı..Balık tutmaktan yorulunca ben ormanda biraz gezmek için yola koyuldum. Aslında gölün etrafını döndüğünüzde ve biraz içerilere girdiğinizde orman gezisi yapmış oluyorsunuz zaten. Bir sürü çilek topladım, fotoğraf çektim, yolun sonunda çocuklarla oynadım... Emre'de oradaydı karşılaştık ve eve doğru devam ettik.































Güneşin batışında, ahşap masada yenilen yemek çok güzeldi. Ama Emre tam yemek hazırlanırken karşıya bakkala gitti ve orada işinin uzamasından dolayı yemeği biraz kaçırdı. Alışveriş mağazalarında bilmemne concept adında burada kullandığımız eşyaları yüksek fiyatlara satıyorlar. Oysaki alış-veriş anlayışımız değişene kadar bunların kötü, ilkel olduğu anlayışı kakalandı bize. Kimse bunları kullanmak istemez en yeni çıkan "uzay mobilyaları" ndan almak ister. Oysa o ahşap masa sana binlerce yıl hizmet etti. Genetiğine işlendi. Şimdi tekrar değerini anlıyorsun, üzerindeki girinti ve çıkıntıların kusur değil yaşanmışlık olduğunu ama artık onu yapacak yeteneğin yok. Binlerce yıl geriye gittin. Masa bile yapamıyorsun ama elindeki yeşil kağıtların bunu alabilmek için biraz daha fazla olmasını diliyorsun...

Biz gezintideyken Cavit abi ve Hakan göle ağ atmışlar. Cavit abinin büyük ihtimal kendi yaptığı botla. Sabah 10'da ağı toplamak için kalktık. Hakan ve Emre ağı topladı. Hava yine çok güzeldi. Manzara sanki bir yağlı boya resmiydi ve biz içerisinde oynayıp duruyorduk...


















Balıkları topladık. Evin önünde akan soğuk suyun önünde koyduğumuz kovanın içine bıraktık. Balıklar bu suda canlı kalabiliyordu. Herkes dağdan gelen bu soğuk suyu kullanıyordu. Borularla evlerine çekmişler. İçilebiliyordu da. Pardon! Çok güzel içiliyordu.

Kerem Ali zirvesine çıkma konusunu tartışmaya açtık. Aslında bi çok şey tartışıldı. Acaba yola devam mı etmeliydik. Rota biter miydi? Kesinlikle bitmezdi. Ben orada olmaktan çok memnundum. Aslında aradığım yürüyüşler bunlardı. Çok yük taşımadan, Kimi zaman yere yatıp çilek koparmak, kimi zaman ağaçların arasına girip küçük canlılara yakından bakmak. Bir ağacın göğsüne yerleşmiş mantar ailesini ve orada sürdüğü yaşamı gidip görmeden sadece haldır haldır yürümeyi çok da doğru bulmuyordum ama şartlarımız da buna göreydi. Orman her zaman ayrıntılarla doluydu ve güzellikler bu ayrıntıların içindeydi hep. Hiç görmediğimiz kadar göknar gördük.Hiç yemediğimiz kadar dağ çileği yedik ve şimdi zirve yolundaydık.



































Zirvede bize uçma hissini yaşatan kaya ve üzerinden izlediğimiz bulut oyunları... 

Dönüş, akşam yemeği, ateş ve yıldızlar. Herkesin burada kalmakla ilgili fikirleri aynıydı ama eve geri döndüğümüzde de zaman sıkıntısı yaşamamak ertesi gün inişe geçmeye karar verdik...





















Ertesi gün yaylada oturanların bildiği asıl yoldan aşağı inmeye karar verdik. Bizim geldiğimiz yol ineceğimiz yolun  neredeyse 3 katıydı. Hava yine sisli ve kasvetliydi ama bizi bu sefer üzmüyor tam tersine yaşadıklarımız hoşumuza gidiyordu. Kimi zaman sis o kadar hızlı ve yoğun oluyordu ki sanki su soluyorduk. İniş yolu beklediğimizden güzel geçti. 

Yol biterken hissettiğim her şey ve bu kadar talihli oluşumuz peşinden koştuğumuz şeylerin de sanki bize göz kırptığını hissettirdi. Yoksa bu kadar güzel şeyi yaşamak için plan yapsak kesinlikle tutmazdı. Yıldızların altında ateş başında geçirdiğimiz geceleri ve muhteşem göl manzarası kenarında az da olsa tattığımız yayla hayatını hiç bir zaman unutulmayacak bir hatıra olarak geçmişimize yazdık. Burada yaşayan ve bize yardım eden insanlara ve o güzel evin sahipleri hakkında bir şey yazmak düşmez. Onlar zaten insanlık dediğimiz olgudan en yüksek payı alanlardan...
Gezi bu şekilde biterken yolumuz üzerinde Uzuntarla vardı. O çok uzun bir hikaye. Yine insanlıktan payın en yükseğini alan insanlarla alakalı. Ben sadece orada muhteşem  bir akşam yemeği yediğimizi yazacağım şimdilik. Hani şu reklamlardaki gibi bahçede, uzun bir masa ve gülümseyen insanlar... 







Haminnem: Ninem