Nicholas Murray calls it "the war against serious writing" while Lee Rourke sees "a sanitised agenda that force-feeds an eager public the dross we see masquerading as literature these days". Yes, it's Man Booker Prize shortlist time!
Both writers are staggered by judge Louise Doughty's banalities excusing the deeply conservative selection. Her notion of what constitutes "literary skill" further lubricates the Prize's slide into Thumping Good Read territory. There are enough book prizes already rewarding such books. As the most prominant literary prize in the UK, the Booker should draw attention to works that interrupt mere craftsmanship as they seek more than "a good plot" and "finely tuned sentences". Though not a novel (and thereby ineligible), Lee Rourke's own Everyday is an admirable example of a writer going in the opposite direction to the Man Booker.
12 Eylül 2008 Cuma
11 Eylül 2008 Perşembe
Tarihe olan saygısızlığımız...

Efes Antik kentinde gezip yüzyıllar öncesinin medeniliğine, mimarisine ve yaşamına hayran olurken maalesef karşımıza çıkan manzara bu. İşte biz ancak bu kadar medeniyiz...
Selçuk'ta Şişçi Yaşarda mutlaka bir mola verin
Efes ve Meryemana gezilerinden sonra çok acıktık. Foça'ya kadar dayanamayacağımız için nerede yemek yiyebileceğimizi sorduk. Herkesden aldığımız cevap aynıydı: "Şişçi İzzet (Yaşar)". (Şişçi İzzet ismi sizi yanıltmasın burası dedeleri Yaşar bey'inmiş. O yüzden iki isimle biliniyor). Her neyse sora sora bulduk mekanı. 1-2 masadan ibaret küçücük bir yer. İlk başta çok salaş izlenimi versede yediğimiz çöp şişlerin enfesliği bize bu hissimizi tamamen unutturdu. Daha sonra ablamlarla beraber didim'den gittiğimizde köftesini de yedim ve gerçekten çok beğendim. Salatası, çöp şişi, köftesi ve en önemlisi güleryüzlü hizmetiyle mola verilmesi gereken yerlerin başında Şişçi Yaşar.
Meryem Ana Evi / Selçuk


Buralara kadar gelip Meryem ana'da dilek tutup, şifalı suyundan içmemek olmazdı. Tanıdığım çok kişiden dileklerinin gerçekleştiğini duymuştum (Buna ablam da dahil ama benim dileklerim olmadı maalesef). Meryem ana girişi paralı ve çok açık kıyafetlerle içeride dolaşılmaması üzerine uyarılar var (çok kısa şortlar, mayo, bikini vs.) nede olsa kutsal bir mekan. Bu ev Meryem ana'nın son yıllarını St. John ile geçirdiğine inanılan bir yer ve hıristiyanlar için hac yeri. Ayrıca müslümanlar içinde kutsal sayılıp, dua edilen dilek tutulan bir yer. Buradaki küçük kilisede rahipler görev yapıyor ve adak mumlarının satışıyla bağış topluyorlar. (girişte alınan paraların kiliseyle bir ilgisi yok direkt selçuk belediyesine gidiyor) İnsanlar tuttukları dilekleri küçük kağıtlara yazıp duvardaki panolara asıyorlar. (Bende yazıp astım. Artık ne kadar çok şey yazıp eşimin gözünü korkuttuysam yazdığı kağıtta sadece "hayırlısı" yazıyordu). Çeşmeden akan suyun da şifa getirdiğine inanılıyor.
10 Eylül 2008 Çarşamba
Foçantique Hotel'de zamana yolculuk
Foça için tatil programı yaparken Foçantique Hotelde kalmaya karar verdik. Eski bir rum evi butik otele dönüştürülmüştü. Ferforje bezeli apartmanı gördüğümde eyvah dedim. Hani burası eski bir taş evdi? Meğerse bu apartman şirin bir bahçesi olan güzel bir taş evi saklıyormuş.Her odanın bir adı var ve antika eşyalarla bezeli. Bize "Kale" isimli odayı arkadaşlarımıza da "Aynalı" odayı verdiler. Odamıza girince kendimi bir anda eski zamanlarda yaşıyormuş gibi hissettim. Otelin sahipleri genç bir çift turist rehberliği yaparken istanbulun keşmekeşinden kaçıp foça'da ailelerinden kalan bu yeri restore edip otele dönüştürmüşler. Bence çok da iyi etmişler ve Foça'ya bu güzel yeri kazandırmışlar. Muhteşem kahvaltısı ve ortamıyla gerçekten güzel bir yer. Foça'ya gidenlere mutlaka tavsiye ederim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



