Selçuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Selçuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
30 Mayıs 2011 Pazartesi
25 Mayıs 2011 Çarşamba
St. Jean Kilisesi (Aziz Yahya Kilisesi) / Selçuk
St.Jean Hz. İsa'nın arkadaşı ve havarisidir. Hz. İsa çarmıha gerilmeden önce annesini St. Jean'a teslim etmiştir. St. Jean, İsa'nın çarmıha gerilişinden sonra Meryem Ana'nın Kudüs'te kalmasını sakıncalı bulduğundan onu yanına alarak Kudüs'ten kaçırmış ve şimdiki Selçuk'a getirmiştir. St. Jean, çağın en büyük kenti durumundaki Efes'i kendine hedef seçmiş, Meryem'i putperestlerin diyarına sokmak istemediğinden onu Bülbül Dağı eteklerinde sık ağaçlarla kaplı bir köşede yaptığı kulübede gizlemiştir. St. Jean'ın her gün gizli gizli onu ziyarete gittiği ve yiyecek içecek götürerek yokladığı bilinmektedir.Meryem Ana tam 101 yaşına kadar Bülbül Dağındaki bu yerde yaşamış ve burada ölmüştür. St. Jean Meryem Ana'yı yine bu dağda kendisinden başka hiç kimsenin bilmediği bir yere gömmüştür. Hıristiyanlığın yayılmasından sonra Meryem Ana'nın bulunduğu yere Hıristiyanlarca "Haç" şeklinde bir kilise inşa edilmiştir. Bu ev papalık tarafından 1967 yılında Hıristiyanlığın kutsal bir yeri olarak ilan edilmiştir.
St. Jean Kilisesi hakkında bilgi;
Kilise, Selçuk Kalesi’nin bulunduğu Ayasuluk Tepesi’nin güney eteğindedir. M.S. II. yüzyıla ait bir hristiyan efsanesine göre Hz.İsa’nın 12 havarisindan biri olan Saint-Jean, ölümünden sonra Ayasuluk Tepesi’ne gömülür. Mezarı üzerine 4. yüzyılda ahşap çatılı bir kilise inşa edilir. Bizans İmparatoru Justinien döneminde (527-565) ilk kilisenin yerine eşi görülmemiş bir yenisinin yapılması için harekete geçilir.
Haç planlı yapıya batıda geniş bir avludan girilmekteydi. Doğu-batı ekseninde uzanan yaklaşık 130 m. uzunluğundaki yapının ana mekânı 6 büyük kubbeyle kaplıydı. İki kat üzerine inşa edilen bu görkemli kilisenin sütun başlıklarında İmparator Justinien ve karısı İmparatoriçe Theodora’nın monogramları bugün halâ görülebilmektedir. Saint-Jean’ın mezarı ana kubbe altında yer alıyordu. Ortaçağ boyunca Azizin mezarından kalkan tozların şifa özelliğine inanan hristiyanlar burayı bir hac mekânına dönüştürmüşlerdi.
St. Jean kilisesi gerçekten de şu anda bulunduğu durumda bile göz kamaştırıyor. Selçuk'un dingin havasının da etkisiyle insan kendini huzurlu hissediyor (en azından ben öyle hissettim). Bunların yanısıra burada da karşımıza çıkan sorun insanlarımızın tarihe (ve müslümanlarınki dışında kutsal sayılan mekanlara) gösterdikleri saygısızlık ve restorasyon adı altında katledilen tarihi eserler. Saygısızlık derken, elde çekirdek yiye yiye kabuklarını yerlere atan, ayinler düzenlenen kutsal bir mekanda köpek gezdiren, ortalık yerlere tuvaletlerini yapan insanlardan bahsediyorum. Dünyaca ünlü tarihi mekanlarda bu tip görüntülere rastlamadığımız, önemli arkeolojik buluntulara çanak-çömlek (yenikapı buluntuları) demediğimiz, bizde bunlardan çok var nasıl olsa bir tanesi de olmasın ne olur? (allinoi) zihniyetine sahip olmayacağımız günlerin gelmesi çok uzak görünse de, daha iyi günlerin gelmesini içtenlikle diliyorum...
Not: Et sevenler için Selçuk'ta çöp şiş yemeleri ve Şirince de şarap içip, el yapımı sabunlardan almalarını tavsiye ederim...
Diğer fotoğraflar için bkz Fotoğraflar - Aziz Yahya Kilisesi Fotoğrafları
Not: Et sevenler için Selçuk'ta çöp şiş yemeleri ve Şirince de şarap içip, el yapımı sabunlardan almalarını tavsiye ederim...
Diğer fotoğraflar için bkz Fotoğraflar - Aziz Yahya Kilisesi Fotoğrafları
15 Ekim 2010 Cuma
St. Jean Kilisesi / Selçuk
Kişisel not:
Tarihte bu kadar önem arz eden bir merkezin bakımsızlığı, kötü restorasyonu ve görevlilerin umursamazlığı açıkçası beni çok üzdü ve hayal kırıklığına uğrattı. Umursamazlık diyorum çünkü Hz. İsa'nın 12 havarisinden olan ve hıristiyanlarca kutsal sayılan ve bizlerin de saygı duymamız gereken St. Jean'ın mezarının olduğu bir mekanda köpeklerini de alıp, "pazar gezmesine" çıkan insanların oraya sokulmaması gerekiyordu. (bu arada kimse yanlış anlamasın iki köpek sahibiyim ve köpeklere düşman yada "mekruh" görenlerden de değilim ama başka dinden olanların hac ziyareti için geldikleri bir mekana daha saygılı olmamız gerektiği inancındayım). Bu arada bu mekanın birçok yerinin tuvalet olarak kullanıldığını ve turist gruplarının bunlara şahit olup büyük bir tiksintiyle oradan uzaklaştıklarına da maalesef şahidim...İzmir ili Selçuk ilçesinde, Selçuk Kalesi’nin bulunduğu Ayasuluk Tepesi’nin güneyinde bulunan bu kiliseyi Bizans İmparatoru Iustinianus (527–565) MS. VI. yüzyılda Aziz St. Jean adına daha önceki yapı kalıntılarının üzerine yaptırmıştır.
Tarihçi Eusibos’tan öğrenildiğine göre St. Jean MS.37–42 yıllarında Kudüs’ten ayrılmak zorunda kalmış, Anadolu’ya gelerek Hıristiyan dinini yaymaya çalışmıştır. Aziz Paulos’un öldürülmesinden sonra Ephesos’ta bulunan bugünkü yapıdan önce var olan bir kilisenin başına geçmiştir. Ölümünden sonra vasiyeti uyarınca bu kiliseye gömülmüştür. MS. VI. yüzyılda Hıristiyanlık Ephesos’ta güçlenince de mezarının üzerine ahşap çatılı bir bazilika yapılmıştır. Günümüze gelen kilise ise Bizans İmparatoru Iustinianus (527–565) tarafından MS. VI. yüzyılda yaptırılmıştır.
MS. VII. ve VIII. Yüzyıllarda Arap akınları Selçuk’ta da etkili olunca, kesme taş ve tuğladan yapılmış olan kilisenin çevresi surlarla kapatılmış ve böylece şehir ile birlikte koruma altına alınmıştır. Kilisenin çevresi 20 kule ve surlarla çevrilmiş, Ephesos’a yönelik görkemli bir de kapı yapılmıştır. Bu kapıdan içerisine girilen kilisenin duvarlarında Troia kahramanlarından Achileus’un yaşamı ile ilgili bir friz bulunuyordu ki bu friz günümüzde Abbey Galeri’sinde bulunmaktadır. Kapıdan sonraki Atrium 34.70x47.00 m. ölçüsünde olup, arazi konumu buradaki duvarların yükseltilmesi ile giderilmiştir. Bu Atrium diğer bazilika Atriumlarından farklı bir plana sahiptir. Orta avlu, portikler ve gezinme yerleri olmak üzere üç bölümden meydana gelmiştir. Oldukça yüksek platform üzerindeki bu alanı genişletmek için de altına bazı yapı tesisleri yerleştirilmiştir. Portikin çevre duvarlarında batıda 13, güneyde 10, kuzeyde de 10 niş bulunmaktadır. Atriumun doğusunda beş kapı vardır. Bu kapılardan üçü narteks ile orta avlu arasındadır. Diğer iki kapı ise kuzey ve güney portiklerinin doğusundadır.
Atrium ile nefler arasında uzanan beş küçük kubbeli narteks ince uzun dikdörtgen planlıdır. Kilisenin ibadet bölümü haç planlı, üç nefli ve klasik bazilika plan düzenindedir. Bu bölümün üzeri altı büyük kubbe ile örtülmüştür. Bunlardan ikisi orta nefin, ikisi transeptlerin, ikisi de orta mekânın üzerini örtmektedir. Kubbeleri taşıyan mermer ve tuğla ayaklar nefleri de birbirlerinden ayırmıştır. Sütun başlıklarının orta nefe bakan bölümlerinde İmparator Iustinianus ile karısı Theodora’nın monogramları görülmektedir. Aziz Jean’ın mezar odası ise orta nefin sonunda ve apsidin de önündedir. Bu bölüm iki basamakla yükseltilmiş ve daha belirgin bir şekle sokulmuştur.
Kilisenin arkasında bulunan hazine binası X. yüzyılda şapele dönüştürülmüştür. Bu şapelin apsidine Hz. İsa’nın, Aziz Jean’ın ve diğer kilise büyüklerinin freskleri yapılmıştır. Bu şapelin yanı başındaki kuzey nef boyunca uzanan dar bir koridorun sonunda da vaftizhane bulunmaktadır. Vaftizhane çevresinde dar koridor ile iki salon vardır. Buradaki salonun ortasına ise iki yanı merdivenli yuvarlak bir vaftiz havuzu yerleştirilmiştir. Bu vaftizhanenin İmparator Iustinianus’tan önce V. Yüzyılda yapılan ilk kiliseye ait olduğu sanılmaktadır.
St. Jean Kilisesi’ndeki çalışmalar ilk defa 1921–1922 yıllarında Yunanlılar tarafından başlamış, Kurtuluş Savaşı’ndan sonra da Avusturya Arkeoloji Enstitüsü 1927–1930 yıllarında buradaki çalışmaları sürdürmüştür. Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü 1957–1958 yıllarında restorasyon çalışmalarına başlamış, kuzey nefteki ikinci kat sütunlarını ayağa kaldırmıştır. Bu arada Ord.Prof.Dr. Ekrem Akurgal başkanlığında, Efes Müzesi’nin de katkıları ile çevre düzenlemesi yapılmıştır. Günümüzde çalışmalar devam ettirilmektedir.
11 Eylül 2008 Perşembe
Meryem Ana Evi / Selçuk


Buralara kadar gelip Meryem ana'da dilek tutup, şifalı suyundan içmemek olmazdı. Tanıdığım çok kişiden dileklerinin gerçekleştiğini duymuştum (Buna ablam da dahil ama benim dileklerim olmadı maalesef). Meryem ana girişi paralı ve çok açık kıyafetlerle içeride dolaşılmaması üzerine uyarılar var (çok kısa şortlar, mayo, bikini vs.) nede olsa kutsal bir mekan. Bu ev Meryem ana'nın son yıllarını St. John ile geçirdiğine inanılan bir yer ve hıristiyanlar için hac yeri. Ayrıca müslümanlar içinde kutsal sayılıp, dua edilen dilek tutulan bir yer. Buradaki küçük kilisede rahipler görev yapıyor ve adak mumlarının satışıyla bağış topluyorlar. (girişte alınan paraların kiliseyle bir ilgisi yok direkt selçuk belediyesine gidiyor) İnsanlar tuttukları dilekleri küçük kağıtlara yazıp duvardaki panolara asıyorlar. (Bende yazıp astım. Artık ne kadar çok şey yazıp eşimin gözünü korkuttuysam yazdığı kağıtta sadece "hayırlısı" yazıyordu). Çeşmeden akan suyun da şifa getirdiğine inanılıyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










