komik fıkralar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
komik fıkralar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Aralık 2013 Pazar

Fadime'nin Kedisi

Temel Fadime'nin kedisinden sıkılmıştır ve bir gün ondan kurtulmaya
kara verir.Onu arabaya bindirip 3-4 kilometre uzağa bırakır ve geri
döner.
Döndüğün de bakar ki kedi orada Temel çok şaşırır ve kediyi 5-6
kilometre uzağa bırakıp döner.Bakmış ki kedi yine orada oda bu sefer
15-20 kilometre uzağa döne dolaşa götürür.Kısa süre sonra Temel
Fadime'ye telefon açar şu sözleri söyler.
-Ula Fadime o ibneyu telefona ver yolu kaybettum.. :D

Yüzme Bilmiyorum ki

Mühim bir şahsiyet, bir akıl hastalığı kliniğini gezerken delilerin bahçedeki
havuza atladıklarını görür ve başhekime dönerek :
-Mükemmel, hastalarınızın her türlü ihtiyacını karşıladığınızı görüyorum.Başhekim
teşekkür eder, sonra da sözlerine devam eder :
-Hele siz bir de su doldurabildiğimiz zaman gelin de görün!
Havuzun boş olduğunu oğrenen adamcağız dehşet içinde tramplenin altına koşar ve
heyecanla atlamaya hazırlanan deliye
"atlamamasını, havuzun içinde su olmadığını" söyler.
Deli : -Ne zararı var? Zaten ben de yüzme bilmiyorum ki!

Önce Kaçanları

Akıl hastanesinden iki deliyi salıvereceklermiş. Doktorlar kendi
aralarında,
- "Şunlara son bir test yapalım da görelim akılları başlarına gelmiş
mi." demişler...
 Bunun üzerine iki deliyi bir masa başına çağırmışlar. Masanın
üzerine bir kavanoz dolusu siyah zeytin, bir kavanoz dolusu da
canlı hamamböceği dökmüşler ve,
 - "Buyrun beyler, yiyiniz." demişler...
 Delilerden bir tanesi hemen zeytinlere saldırmış, ötekisi araya
girmiş,
 - "Önce kaçanları yiyelim, öbürleri nasıl olsa duruyor!"

Işıksız Kalırız

Akıl hastanesinde bir gün delilerden biri koşarak doktorun yanına gelmiş:
"Doktor bey çabuk bizim koğuşa gelin", demiş.
Doktor gitmiş, delilerden bir tanesi kendini ayaklarından tavana asmış
öylece duruyor.
Doktor, "ne bu" diye sormuş.
Doktoru çağırmaya giden deli cevaplamış:
"Doktor bey bu zır deli kendisini ampul sanıyor".
Doktor kızmış:
"Olur mu öyle şey hemen indirin onu aşağıya".
Yine aynı deli:
"Doktor bey o zaman da biz ışıksız kalırız".

12 Ocak 2013 Cumartesi

Temel Askerde

Savaş esnasında ordu büyük kayıplar vermektedir..Ordu Generali bu gidişata dur demenin yollarını ararken birden aklına zekice bir fikir gelir..Hemen taburu geniş bir arazide toplar ve tabura şöyle hitap eder :
-Bu günden sonra düşman tarafından bir kelle getirene on dolar vereceğini taahhüt eder ve taburu düşman cephesine gönderir.. Ertesi gün bölük şahlanır ve herkez 2,3 kelle getirip ordu komutanından parasını tahsil eder.. Savaşın 3.günü ordu generali Temel‘in olmadığını farkeder..Tabura haber gönderir ve tüm ölülerle yaralıların arasında Temel‘i araştırır. Yapılan aramalarda Temelden hiç iz yoktur..Temelsiz geçen 5 günden sonra nöbetçilerden biri tabura doğru bir toz bulutunun yaklaştığını haber verir.. Dürbünü eline alan General yaklaşan toz bulutunun bir kamyon olduğunu görür..Gözlerine inanamaz kamyonun kasası düşman kelleleriyle doludur ve direksiyondaki kişi de Temelden başkası değildir..Sevinçle temeli karşılayan ordu Generali ordusuna dönerek asker dediğin böyle olmalı der ve temeli odasına çağırır..Odaya giden temele ordu komutanı:
-Bak evladım devletimiz savaş halinde ve ekonomimiz bozuk..Ben sana düşman kellesi başına on dolar sözü verdim lakin bu kadar kelleye ödeyecek bütçemiz yok..Gel seninle bir anlaşma yapalım kelle başına sana 6 Dolar verelim demiş..
General’in teklifine şiddetle karşı çıkan Temel parasını tam olarak ister..Bir türlü Temeli ikna edemeyen general kızgın bir ifadeyle 6 doları niye kabul etmediğini sorar..
Temelin cevabı enteresandır :
-Komutanım valla billa 7 Dolardan ben aldım o kelleleri :D

22 Kasım 2012 Perşembe

Devlet Sırrını Açıklamak

İçip kafayı bulan bir sarhoş, sokakta 'öküz başkan öküz başkan' diye sayıklıyormuş. İki polis adamı karakola götürmüşler. Sonra adam mahkemeye çıkmış. İdam cezası almış. İdam edilmeden önce cezasının nedenini sormuş:
-Bu ülkede demokrasi vardı hani? Herkes istediğini söyler.
-Senin suçun o değil ki..Devlet sırlarını açıklamak...

15 Kasım 2012 Perşembe

Bende Emerim

Erzurumlu yaşlı nine iki büklüm çarşı icinden yukarı doğru yürüyormuş.tam o esnada hastanenin zührevi hastalıklar bölümünün önünde genelev kadınları aylık muayene kuyruğunda bekliyorlarmış.Kalabalığı görünce meraklanıp sormuş: Hele bacılar neden bekleşirsiniz demiş.
Şeker dağıtıyorlarda onun icin bekliyoruz demişler.O zaman bende beklerem deyip başlamış beklemeğe.Kaşarlanmış fahişeler işi iyice gırgıra vurup nene sen yaşlısın başa geç bekleme demişler.
Karşısında yaşlı kadını gören doktor şaşırmış halde: Hayrola teyze sen ne istiyorsun demiş.
-Şeker dağıtılırmış onun icin beklerem demiş.Makarayı anlayan doktor :Teyze senin ağzında diş yok kıtlama şekeri yiyemezsin deyince.: Olsun bende ağzıma alır emerem demiş.

28 Ekim 2012 Pazar

Mükemmel Teşkilat

Amerika’da bir asker, arkadaşı ile yolda giderken elindeki çakısı ile oynarken parmağını kesti.Az ötede bir dispanser vardı.

Asker ;

“- Ben şurada pansuman yaptırayım.” dedi.

İçeri girince karşısına iki kapı çıktı.

Birinde “Hastalıklar”, ötekinde “Yaralar” yazılı idi.

“Yaralar” kapısından girdi.Yine önünde iki kapı.

Birinde “Kemik”, ötekinde “Yumuşak Doku” yazıyordu.

“Yumuşak Doku” kapısından girdi.Yine iki kapı.

Birinde “Önemli”, ötekinde “Önemsiz” yazıları vardı.

“Önemsiz” kapısından girince kendini sokakta buldu.

Dışarı çıkınca arkadaşı sordu ;

“- Nasıl, iyi baktılar mı?”

“- Hayır, ama teşkilat mükemmel!..”

3 Ağustos 2012 Cuma

Eski mahalle maçı kuralları

►Üç korner Bir penaltıydı
►Maçlar plastik topla oynanır, top patlası bile ufacık topla maça devam edilirdi.
►En iyi oynayan iki kişi aynı takımda yer alamazdı
►Maçlar minyatür kalede oynanıyorsa, penaltı boş kaleye ters şekilde topukla vurulurdu.
►Abanma ve burun vurmak yoktu, vurulursa eleştirilip küfür edilirdi.
► Maçların hayali kale direkleri arası adım ile sayılır, olmaları gereken yerler iki taş ile işaretlenirdi.
►Anne-baba çağırınca maç biterdi.
►Topu patlatan parasını öderdi
►Takımlar kurulurken ilk oyuncuyu seçme hakkı, adım almayı iyi bilenindi.
►Kaleci topu 3 kere sektirirse rakibe Açılsana 3 kere sektirdim derdi rakip açılırdı.
►Top insanın pek münasip olmayan bir tarafına gelirse işetilirdi
►Penaltılarda kaleci değiştirilirse 2 penaltı atılırdı. Eğer ilk penaltı gol olursa ikincisi atılmazdı.
►Frikiklerde baraj mesafesi, frikiği kullanacak olan kişinin kocaman 3 adım atmasıyla belirlenirdi.
►Top, oyun alanı içerisindeki herhangi bir arabanın altına kaçarsa büyük bir şevkle arabanın altına yatılıp top alınırdı. Topu ilk kim kaparsa o takımda başlardı.
►Gol olduktan sonra eğer tartışmalar olursa ve golü yiyen takımın bir oyucusu golü kabullenirse gol yiyen takım 180 derece dönerek durumu kabullenirdi.
►Eğer bir oyuncu faule maruz kalmışsa ama devam etmek istiyorsa, rakip futbolculardan birinin yürümesini dahi bahane ederek: “Adamın devam ediyor.” derdi.
►Atan alır mevzusu vardı. Eğer top kime çarpıp abuk zubuk biyere kaçmışsa topun gittiği yer neresi olursa olsun koşa koşa gidip alırdı.
►Eğer kaleci dahil herkes çalımlanmışsa kale çizgisinde yere yatılarak topa kafa vurulurdu.

6 Ocak 2012 Cuma

Tatil bitti

Bir işadamı, oldukça yoğun ve yorucu geçen bir seneden sonra tatile çıkmaya karar verir. Eşi de kendisi gibi meşgul olduğu için birlikte tatil yapacakları bir dönem ayarlamak zor olur. İspanya kıyılarında bir otel bulur ve bulduğu ilk uçakla oraya gider. Otele yerleşirken bir aylık bir rezervasyon yaptırır. Bir hafta kadar güzelce tatil yaptıktan sonra, bir akşam yemeğinde garson kendisine bir mektup iletir. Mektubu okuyan işadamı, tatilini geçirdiği otelin yöneticisinin yanına gider. "Ne yazık ki tatil sona erdi..." Yönetici şaşırır ve üzülür. "Ama beyefendi, bir aylık rezervasyon yaptırmıştınız, ne oldu böyle aniden?" İşadamı çaresiz bakışlarla cevap verir: "Evet bir ay kalacağım, ama tatil bitti. Karım işinden izin almayı başarmış ve iki gün sonra burada olacakmış..."

Küçük Yumurta Az Para

https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhSVaCY4k3l0Fv69XVWJecfI2kC3vmNhOV_HPnk3hlEZ69saUDCHI4Y2vle6hG06WmGsZvS6_2zrUf_nspyicl-qTIRfYWJrNpxso1FxAUUO8NRzihoc0Q65eQZRUI3UqFxdyWzYRu3TSOQ/s1600/spor.jpgKüçük Temel yumurta almak için bakkala gitmişti Bakkalın kendisine yine küçük yumurtaları seçip verdiğini görünce kızgınlıkla sordu:
-Neden bana hep küçük yumurta veriyorsun?
-Taşıması kolay olur da ondan der bakkalcı ..
Temel yumurtaları alıp dükkandan çıkarken bakkal arkasından seslendi:
-Küçük sen eksik para verdin
Temel arkasına dönüp gülerek cevap verdi:
-Az para daha çabuk sayılır da ondan :D

5 Ocak 2012 Perşembe

Sinek Sünnetçisi

Bir Alman bir İngiliz ve bir Türk bir trenin aynı kompartımanında yolculuk ediyorlarmış bu sırada İngiliz sıcaktan bunaldığını söyleyip camı açmış ve içeriye bir sinek girmiş İngiliz cebinden kılıcını çıkarıp sineğe vurmuş ve sinek ortadan ikiye ayrılmış İngiliz övünerek cebinden kartını çıkarmış kartta İngiltere’nin en ünlü kılıç kullanan insanı yazıyormuş.
Alman’da aynı bahane ile camı açmış ve içeriye bir sinek daha girmiş Alman’da cebinden çıkardığı tabancası ile sineğe ateş etmiş sinek paramparça olmuş Alman’da övünerek cebinden kartını çıkarmış kartta Almanya’nın en ünlü silahşörü yazıyormuş.
Bizim Türk de camı açmış ve içeriye bir sinek daha girmiş bizimki cebinden bıçağını çıkardığı gibi sineğe vurmuş ama sineğe bir şey olmamış İngiliz ve Alman içlerinden gülerlerken bizimkide övünerek cebinden kartını çıkarmış kartta
Türkiye’nin en ünlü sünnetçisi yazıyormuş.