iletişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iletişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ocak 2014 Pazar

Beş Sevgi Dili, Gary CHAPMAN

Kitabın içeriği çok güzel fakat gerçek hayatta,günümüzde uygulamaya geçirilemeyecek kadar ayakları yerden kesen öneriler ve görüşler var. bu kitabın önceki bölümlerini okuyup üzerinde düşündükten sonra.eşinizi de aynı şeye teşvik edin.bu noktada, alıştırmaları birlikte yapmaya hazırsınız demektir.bütün “önemli düşünceler” ve sorular, eşlerin her ikisine de yöneltilmiştir.bu kitabı okuduktan sonraya da bu alıştırmaları yapma sürecinde.her birinizin birincil sevgi dilinizi.diyalektini ve güçlü ikincil dilinizi keşfedeceğinizi umuyorum . Böylece bütün diller ve bölümler her iki tarafa eşit şekilde uymayacaktır . bütün sorular , o bölümde bulunan materyalle doğrudan ilgilidir.
Özellikle  evliliğinizde sorunlar yaşıyorsanız , eşiniz  çeşitli nedenlerle bu çalışma rehberine katılmak istemeyebilir . öyle ise bu kitabın faydalarını gerçeğe dönüştürmek için alıştırmaları kendi başınıza uygulayabilirsiniz . aynı zamanda ağır buradaki sorulara göre davranırsınız eşiniz daha önceki bölümleri okumadan veya çalışma rehberine tartışmadan da olumlu bir şekilde karşılık verebilir .     
Dr. Gary CHAPMAN bu kitabında nasıl olduğunu anlamadan, sevginin eşsiz ab dillerini konuşmayı, anlamayı ve eşler arasındaki sevgi iletişimini etkili bir şekilde göstererek, karşılığında gerçek sevgiyi bulmayı anlatmaktadır. Yazar ömür boyu mutlu bir beraberlik için gerekli olan sevgi dilinin keşfinden yola çıkarak uzun ömürlü ve sevgi dolu bir evliliğin anahtarlarını vermektedir.
Sevgiyi canlı tutabilmek için ikinci bir sevgi dilinin öğrenilmesi gerektiği üzerinde önemle durulmaktadır.Yazarın amacı sevgi kelimesini çevreleyen karışıklığı gidermek değil, duygusal sağlığımız için esas olanın, sevgi türüne odaklanmamız olduğu gerçeğini ortaya koymaktır. Bu noktadan hareketle, maddi şeylerin duygusal sevginin yerini asla dolduramayacağı, insanın varlığının merkezinde samimi olmak ve başkaları tarafından sevilmek arzusunun yeraldığı vurgulanmaktadır. Evliliğin, yakınlık ve sevgi için duyulan bu gereksinimleri karşılamak üzere tasarlandığı savunulmakta ve sevgi deposunu dolu tutmak için çok önemli olduğu belirtilmektedir.
Çoğu kişinin evliliğe "aşık olarak" başladığını, evlilik öncesi hayallerin evlilikte saadetle ilgili olduğunu, aşık olunduğunda başka hayat tarzına inanılmasının zor olduğunu, aşk hayatı doğal akışını tamamladığında da dünya gerçeklerine dönüldüğünü ve kişilerin kendilerini öne sürmeye başladığını açıklamaktadır.
Bazı araştırmacıların aşık olma yaşantısının "sevgi" olarak adlandırılmasının yanlış olduğunu ve bunlardan Dr. Peck'in aşık olmanın üç nedenden dolayı gerçek sevgi olamayacağı kararına vardığı belirtilmektedir. Bu nedenlerden birincisi aşık olmanın iradi bir fiil yada bilinçli bir seçim olmadığı gerçeği, ikincisi aşık olma halinin çaba göstermeden yaşandığı için gerçek sevgiyi yansıtmadığı ve üçüncüsü ise aşık olan kişinin diğer kişinin gelişimine yardımcı olmada gerçek anlamda ilgili olamayacağıdır. Dr. Peck bu bağlamda aşık olmayı "çiftleşme davranışının genetik olarak belirlenmiş içgüdüsel bir ögesi" olarak nitelemektedir. Bu sonuçla ister hemfikir olunsun ister olunmasın, aşık olma yaşantısının başka hiç bir şeyle kıyaslanmayacak şekilde kişileri duygusal bir yörüngeye fırlattığı konusunda genel bir fikir birliği bulunmaktadır.
Evlenmemiş yetişkinlerin eşlerinde şefkat ve sevgi hissetmeyi özlediği, eşlerin birbirlerini kabul ettiğinden, istediğinden ve kendilerini birbirlerinin iyiliğine adadığından emin olmaları halinde güvenli hissedecekleri belirtilmektedir. Fakat bu tutkunun da sonsuza kadar sürmesi amaçlanmamıştır. Kitabın ana fikri akılcı, iradeli sevgidir. Eğer sevgi bir seçimse "aşk" tutkusu bitip gerçek dünyaya dönüldükten sonra da sevme kapasitesinin bulunduğu savunulmaktadır.
Yazara göre insanlar, sevgiyi farklı şekillerde ifade ederler ve algılarlar. Yazar bunları beş sevgi dili olarak belirlemiştir. Bunlar;
    1.Onay sözleri
    2.Nitelikli beraberlik
    3.Armağan alma
    4.Hizmet davranışları
    5. Fiziksel temastır.
Birinci sevgi dili olan "onay sözleri" nde yazar sevgiyi duygusal olarak ifade etmenin yolunun, onu oluşturacak sözleri kullanmak olduğunu belirtmektedir. Sözlü iltifatlar veya takdir sözleri sevgiyi güçlü bir şekilde iletir. Sevginin hedefi, istenilen bir şeyi elde etmek değil, sevilen kişinin saadeti için bir şeyler yapmaktır. Sözel iltifatlarda bulunmak, eşlere onaylayıcı sözleri ifade etmenin yalnızca bir yoludur. Eşlerin kendilerini güvensiz hissettiği alanlardaki gizli potansiyeli, cesaret verici sözlerle harekete geçebilir. Kişilerin sahip olduğu bir ilgi alanını geliştirmesi için cesaret verici sözlere ihtiyaçları vardır. Cesaret verme, duyguları sezinlemeyi ve dünyayı eşlerin gözüyle görmeyi gerektirir. Bu nedenle öncelikle eşlerin bir birleri için neyin önemli olduğunun arayışı içinde olmaları gerektiğinin önemine değinilmektedir. Sevginin sevecen olduğu, sevecen sözlerin kullanılması gerektiği, yüksek, sert bir sesle ifade edilen sözlerin sevgiyi değil, bir yargılama ve kınama ifadesini yansıtacağı üzerinde durulmaktadır. Hiç kimsenin mükemmel olmadığı noktasından hareketle, yakın bir ilişki geliştirilmesi için kişilerin arzularının bilinmesinin önemine değinilmektedir. Arzuların ifade edildiği yolun çok önemli olduğu, arzunun talepler olarak algılanması halinde yakınlık olasılığının silindiği ve eşlerin birbirinden uzaklaştığı, fakat ricalar şeklinde belirtildiğinde iletişimin çok daha rahat kurulduğu gerçeği vurgulanmaktadır. Onaylayıcı sözler alındığında, karşılıkta bulunmak için güdülenmenin daha doğal olduğuna işaret edilmektedir.
İkinci sevgi dili nitelikli beraberlikte, esas olan birisine bütün dikkatin verilmesidir. Bu sevgi dilinin ana yönü, birisi ile birlikte olmaktır. Bu da odaklanmış ilgi ile mümkündür. Nitelikli sohbet onay sözlerinden farklıdır. Onay sözleri söylenilenler üzerinde odaklanır. Oysa nitelikli sohbet işitilenler üzerinde odaklanmıştır. Bu konuda dikkat edilmesi gereken hususlar; konuşurken göz temasının sürdürülmesi, dinlerken başka bir şeyle meşgul olunmaması, duyguların açığa çıkmasına özen gösterilmesi, vücut dilinin gözlemlenmesi ve konuşanın sözünün kesilmemesidir. Nitelikli sohbetin yalnızca anlayarak dinlemeyi değil, aynı zamanda kendini açıklamayı da gerektirdiği açıklanmaktadır. Nitelikli faaliyetler kişilerin ilgi duyduğu her şeyi kapsayabilir. Amaç birlikte bir şey yaşamak ve bu yaşantıyı tamamlamaktır. Bu sevgidir ve sevginin sesidir. Nitelikli faaliyetlerin en önemli yan ürünü, gelecekte yararlanılacak bir hatıra bankası sunmalarıdır. Kazanılacak şey sevildiğini hisseden bir eşle yaşamak ve onun sevgi dilini akılcı bir şekilde konuşmayı öğrenmenin zevkidir.
İncelenen her kültürde, armağan verme, sevgi-evlilik sürecinin bir parçasıdır. Armağanın kendisi hatırlama düşüncesinin bir sembolüdür. Birisine bir armağan vermek için onu düşünüyor olmak gerekir. Armağanın kendisi bu düşüncenin bir sembolüdür. Armağanın para ile alınıp alınmadığı önemli değildir. Önemli olan yalnızca zihindeki düşünce değil, armağanı fiilen alma ve onu bir sevgi ifadesi olarak sunma düşüncesidir. Armağanlar sevginin yükselişinin sembolleridir. Semboller duygusal değer taşırlar. Armağanlar ne pahalı olmak zorunda, ne de her hafta verilmek zorundadır. Bu öğrenilmesi en kolay sevgi dilidir.
Hizmet davranışları sevilen kişinin yapılmasından hoşlandığı şeyleri yapmasıdır. Bu davranışlar eşlerin birbirine hizmet ederek memnun etmeye, birbirleri için bir şeyler yaparak sevgilerini ifade etmeye çabalamalarıdır. Ricaların sevgiye yön verdiği ama taleplerin sevgi akışını engellediği ifade edilmektedir. Evlilikten önce eşlerin bir birleri için yaptıklarının, evlilikten sonra yapacaklarının göstergesi olmadığı belirtilmektedir. İnsanlar eşlerini en çok kendilerinin en derin duygusal gereksinimleri olduğu alanlarda yüksek sesle eleştirirler. Eleştiriler, sevgi için yalvarmanın etkisiz bir yoludur. Bu anlaşılırsa, onların eleştirilerine daha yapıcı birşekilde yaklaşılmasının gerektiği ortaya çıkar denilmektedir. Eleştirinin çoğunlukla açıklama gerektirdiği, böyle bir sohbeti başlatmanın eleştiriyi sonunda bir talepten ricaya dönüştürdüğü gerçeği ortaya atılmaktadır. Hizmet davranışı sevgi dilini öğrenmenin kişilerin karı koca rollerini yeniden incelemelerini gerektirdiği üzerinde durulmaktadır. Fiziksel temas sevgiyi iletme yollarından birisidir. Evlilikteki sevgiyi iletmek için de güçlü bir  araçtır ve bazı insanlar için öncelikli sevgi dilidir. Bazı insanlar fiziksel temas olmadan sevildiklerini hissetmezler. Onunla sevgi depoları doludur ve eşlerinin sevgisi konusunda kendilerini güvende hissederler. Bir ilişkiyi yaratan da bozan da fiziksel temastır. Bu dil sevgiyi olduğu kadar nefreti de iletebilir Yazar çeşitli nedenlerle özellikle evliliklerinde mücadele yaşayan çiftler için böyle bir çalışma rehberi hazırlamıştır. Eşle arasındaki sevgi dilini öğrenmek ve konuşmak için yoğun çaba harcanmalıdır

6 Ekim 2012 Cumartesi

İlişkilerinizde Besleyici misiniz, Zehirleyici mi?

Kimileri insan ilişkilerine kolaylıkla yön verebilirken, kimileri kişilerarası ilişkilerde sürekli sorun yaşıyor. Uzmanlara göre bunun nedeni ilişki tarzları. Peki sizin tarzınız hangisi… İnsan ilişkileri ve iletişim konusu kendimi bildim bileli bana cazip gelmiştir. İnsanların ilişkilerinin karanlık yüzü, sosyal zekası yüksek ve etkili iletişim becerilerine sahip bireylerin özellikleri, etkili iletişimin sırları gibi konular daima ilgimi çekmiştir. Öyle ki, insan ilişkilerinin dinamiklerini çözebildiğimde, insanla ilgili kafamdaki pek çok soruya cevap bulabileceğimi düşünmüşümdür.

İLİŞKİLERİNİZDE BESLEYİCİ MİSİNİZ, ZEHİRLEYİCİ Mİ?

Psikoloji alanında Harry S. Sullivan ve Gerald Klerman gibi bilim adamları psikolojik problemlerin çoğunun temelinde, kişilerarası ilişkilerde yaşanan sorunların, yetersizliklerin ve çatışmaların yattığını ileri sürmüşlerdir. Dolayısıyla da psikoterapi sürecinde bireylerin kişilerarası ilişki problemlerini ele almışlar ve ilişkilerdeki düzelme ve gelişmelerin ruh sağlığında da olumlu değişim ve gelişimleri sağladığını gözlemlemişlerdir.

Kişilerarası ilişkilerle ilgili yapılan araştırmalar da, derin, doyurucu ve sağlıklı ilişkiler kurabilme ve bu ilişkileri sürdürebilmenin yaşama anlam kattığını, bireylerin depresyon düzeylerini azalttığını ve mutluluk düzeylerini ciddi anlamda yükselttiğini ortaya koymuştur.
Kişilerarası ilişkilerle ilgili önemli bir kavram da, ilişki tarzlarıdır. Diğer insanlarla nasıl iletişim kurduğumuz, kendimizi nasıl ifade ettiğimiz ve etkileşim halinde olduğu insanlara karşı yaklaşım biçimimiz kişilerarası ilişki tarzımızı oluşturur. Bu anlamda, diğer insanlarla ilişkilerimizde onların özsaygılarını koruyacak ve geliştirecek şekilde de davranabiliriz ya da onurlarını zedeleyerek, kendilerini değersiz, güvensiz ve önemsiz hissetmelerini de sağlayabiliriz. Birincisini yaparsak insanlarla besleyici tarzda bir ilişki kurmuş oluruz. İkincisinde ise zehirleyici tarzda bir ilişki kurmuş oluruz.
Kişilerarası ilişki tarzları aslında diğer insanlardan psikolojik ve maddi anlamda istediklerimizi alma yöntemidir. Diğer insanlardan istediklerimizi onları aşağılayarak, korkutarak ve sindirerek de alabiliriz, tam tersi sağlıklı bir iletişimle de alabiliriz. Burada şu soru aklımıza gelebilir.
Zehirleyici tarzda iletişim kuran insanlar da bir şekilde-hatta bazen daha kolayca- amaçlarına ulaşmıyorlar mı? İstediklerini karşı tarafı inciterek de alsalar bu onları memnun ve mutlu etmiyor mu? Bu konuda üniversite öğrencileri üzerinde yürüttüğümüz bir çalışmadan oldukça çarpıcı sonuçlar elde ettik. B<esleyici ilişki tarzları nasahip olma, hem bu ilişki tarzına sahip bireyleri hem de muhataplarını mutlu etmektedir. Zehirleyici ilişki tarzına sahip bireyler ise, kısa vadede amaçlarına ulaşıyorlarmış gibi görünmelerine rağmen, bu ilişki tarzına sahip olmaları onları mutsuz etmektedir.

Besleyici ilişki tarzları nelerdir? Açık, saygılı, empatik, önyargısız, kabul edici, hoşgörülü ve onurlandırıcı tarzdaki ilişkiler besleyici ilişki tarzları olarak nitelendirilebilir.
İnsanlarla ilişkilerinizde;
-duygu ve düşüncelerinizi açıkça ifade edebiliyorsanız,
-sözel ya da beden dilinizle karşınızdaki bireye saygı duyduğunuzu onu kabullendiğinizi hissettirebiliyorsanız,
-önyargısız ve etkili bir şekilde dinleyebiliyorsanız,
-karşınızdaki kişi, sizin yanınızdayken kendini değerli ve önemli hissediyorsa,
-güvenilir biriyseniz,
-insanların hatalarına ve olumsuz davranışlarına hoşgörülü bir şekilde yaklaşabiliyorsanız,
-ve çoğu zaman tebessüm edebiliyorsanız besleyici bir ilişki tarzları na sahipsiniz demektir.
Zehirleyici ilişki tarzları ise, küçümseyici, öfkeli, alaycı, bencil, manipulatif ve duyarsız ilişki tarzları olarak ifade edilebilir.
Buna göre, insanlarla ilişkilerinizde;
-güç savaşına giriyorsanız, yani”üzüm yemek yerine bağcıyı dövmek” niyetindeyseniz,
-karşı tarafta suçluluk duyguları uyandırıyorsanız,
-aşağılayıcı ve küçük düşürücü davranışlarda bulunuyorsanız,
-sürekli kendinizden söz etmekten ve böbürlenmekten hoşlanıyorsanız,
-kibirliyseniz,
-öfkeli ve kavgacıysanız,
-insanları kullanmayı seviyorsanız,
-karşınızdaki kişinin ne hissettiği umurunuzda değilse zehirleyici bir ilişki tarzına sahipsiniz demektir.
Etkileşim halinde olduğunuz insanları daha çok besliyor musunuz yoksa zehirliyor musunuz bir düşünün bakalım.
Yazan : Tayfun Doğan – İnternet Haber