7 Eylül 2012 Cuma
DIZMANA (sünger gibi )
MALZEMELER
1 su bardağı ılık süt
Yarım su bardağı ılık su
Yarım su bardağı sıvı yağ
1 tatlı kaşığı şeker
1 tatlı kaşığı tuz
Yarım paket yaş maya
Yarım paket kabartma tozu
Aldığı kadar un
İÇİ
Beyaz peynir
Kaşar peyniri
1 adet domates
2 yeşil biber
Tuz,pul biber
ÜZERİ
2 kaşık tereyağı
2 kaşık un
YAPILIŞI
Peynirler rendelenir, domatesin kabuğu soyulup çok küçük doğranır biberler doğranır tuz ve pul biber katılıp harmanlanır.
Süt ve şeker bir kaba konulur,üzerine maya ufalanıp eritilir, maya kabarınca diğer malzemelerde katılıp yumuşak bir hamur yoğurulup mayalanmaya bırakılır .Hamur iki katı olunca elimizi yağlayıp hamurdan mandalina büyüklüğünde parçalar kopartılıp poaça hamuru gibi açılır içerisine hazırladığımız iç konulup kapatılır yuvarlayıp tepsiye dizilir,hamur tekrar mayalandırılır, üzerine 2 kaşık tereyağında unu pembeleşene kadar kavurup fırça yardımıyla sürülür 200 derecede ısıtılmış fırında pişirilir,fırından çıkınca üzerine bir tepsi kapatılıp bir süre bekler.AFİYET OLSUN
SAKLANMAK, GÖZETLEMEK ve GERÇEK...
Bizim yaşam biçimimiz saklanmak, gizlenmek ve gözetlemek üzerine kuruludur.
Hastalıklarımızı saklarız mesela, duyurmayız kimselere.
Sevdiklerimizden hastalıklarını saklarız, bilmezlerse daha mutlu olacaklar sanırız.
Türkiye’nin “imajı” der, gerçeklerimizi eloğlundan gizlemeyi hüner sayarız.
Gerçek evimizi saklar, el değmemiş, kullanmadığımız misafir odalarında ağırlarız gelenleri.
Bahşişi bile garsonlara saklayarak veririz.
Sahte sevişiriz, bırakamayız kendimizi hissettiğimiz duyguların seline.
Aşklarımızı gizleriz özenle, anlatmayız.
Görenler yassı solucanlar gibi, eşeysiz ürediğimizi sanır.
Zaaflarımızı kendimize bile söylemeyiz, nasıl öğrettilerse öyle olmak dışında her şey güçsüzlük göstergesidir çünkü.
Sevdiklerimize sevgimizi söyleyemeyiz. Çocuğumuzu kucaklayamayız, öpemeyiz doyasıya, şımarır zannederiz.
Hep başka biriymiş gibi yaşamaya çalışır, çevremizdekilere öyle anlatırız.
Kimseyi beğenmeyiz bir yandan.
Kendimizi sorarlarsa hep haksızlığa uğradığımızı anlatırız.
Korktuğumuzu söylemeyiz, zaaflarımız dile gelmez asla.
Mesela psikolojik danışma almak ayıptır bizde.
Saklanmak isteriz, çünkü bizim de herkes gibi merakımız vardır başka hayatlara.
Gözetlemeyi severiz çünkü.
Kişi neyse öyle bilir karşısındakini.
Başkalarının hayatlarını izlemektir zevkimiz.
Karşı komşuya girip çıkanları, komşunun çocuğunun üniversite sınav puanını merak ederiz mesela.
Dünyanın her yanında pencereler içerden dışarı bakmak içindir, bizim ülkemizde dışarıdan içeri.
O yüzden sıkı sıkıya kapalıdır pencereler, ağır perdelerin arkasında gün ışığı görmez odalarımız.
Sürüden ayrılmayı göze batmamak için istemeyiz.
Farklı olan dikkat çeker, aynı olursanız fark edilmezsiniz, bu daha güvenlidir.
Sinsice biliriz bunu, kurnazlık sayarız susmayı.
Siyasette de durum aynıdır
Ülkemizin Ortadoğu’da oynadığı zavallı rolü görmez, “Ortadoğu liderliği” yalanına inanırız. Oysa gerçek bambaşkadır, kimilerimiz bilir konuşmaz, daha da kötüsü çoğunluğumuz kavrayamayız gerçeği.
Olimpiyat oyunlarına kafilelerle giderken attığımız “Büyük Türkiye” nutukları alamadığımız madalyalarla “yalan” olur, görmezden geliriz.
Büyük projeler sonrası gelen sel baskınlarını doğanın felaketi olarak anlatır, üstelik bir de inanırız buna.
Anlı şanlı törenler sonrası açılan demiryolunda devrilen hızlı trenleri makinistin şapşallığına bağlar kurtuluruz.
Eğitimde devrim yaptığımızı iddia ederiz.
Oysa OECD’nin PISA çalışması son 10 yıldır eğitim alanında hep son 3 sırada olduğumuzu gösterir, üzerinde tartışmayız
Onlarca ve pıtrak gibi üniversite açarız, okutacak öğretim görevlisi, okuyacak öğrenci yoktur çoğunda, aldırmayız.
Üstelik uluslar arası kabul gören bir tek üniversitemiz yoktur, ama biz varmış gibi davranırız.
Bir avuç bilim insanının toplandığı akademimizi yerle bir eder, yenisini oluştururuz, nasıl olsa “ben dedim oldu” demeye gücünüz yeterse, akan sular durur bu memlekette.
Kabul etmeliyiz…
Biz saklanırız…
Biz gözetleriz…
Biz kendimize yalan söyleyerek yaşarız.
Bu yaşam biçimi her geçen gün bizi bir yok oluşa doğru sürükler, anlamayız. Dedim ya, çünkü gerçekle işimiz yoktur bizim, canımız neye inanmak isterse ona inanırız.
VEDA - ESİR ŞEHİRDE BİR KONAK KİTABININ ÖZETİ
Ayşe Kulin'in 2007 yılında yayımlanan bu güzel eseri, Osmanlı Devletinin son günlerinde işgâl altında bulunan başkent
İstanbul'da bir konakta yaşanan ilginç olayları konu alıyor.Kitap 328 sayfadan oluşuyor.
Bu günlerde de kitabın dizisi yayına başlıyor. Dizinin başrol oyuncusu Mehmet Aslantuğ.
Kitabın içieriği hakkında daha fazla bilgi veremiyoruz.
6 Eylül 2012 Perşembe
Kadınları Anlamak

Adamın biri kumsalda dolaşırken ayağı bi şişeye çarpmış..Şişenin tıpasını çıkarmış ve içinden bir cin çıkmış..Cin adama – Bir dilek hakkın var..Dile benden ne dilersen! demiş..Adam da – İki okyanusu birbirine bağlayan bi köprü yapmanı istiyorum..demiş..
Cin :
- Yahu kardeşim bu ne biçim dilek daha olanaklı bişeyler iste..demiş..
Adam :
- Öyleyse kadınları anlamak istiyorum..demiş..
Cinin cevabı çok kısa ve net :
- Köprü kaç şeritli olsun ? demiş..
Collier's Magazine March 22, 1952
As an self-invested referral I wanted to be sure you saw this republication of the March 22, 1952 Collier's issue by the AIAA Houston Section's Horizons July/August 2012 newsletter.
http://www.aiaahouston.org/newsletter/
I have been working with them along with many others to provide scans of the magazine so they can reproduce the entire 1952-1954 8 part series of articles. I look forward to seeing the entire series in digital form.
This is historic in that most people have never seen these issues in complete form and as high-quality digital images. Please don't miss it!
5 Eylül 2012 Çarşamba
KAŞARLI TAVUK KÖFTESİ
750 gram tavuk göğüs
1 küçük soğan
7-8 diş sarımsak
1 çay bardağı maden sodası
1 su bardağı galeta unu
1/2 çay bardağı zeytinyağ
Maydanoz
Karabiber, kimyon, tuz, pulbiber
İÇİ
kaşar peyniri
YAPILIŞI
Bütün malzemeler rondada çekilir(tavuk etide dahil) başka bir kaba alınıp yoğurulur ceviz büyüklüğünde parçalar kopartıp içli köfte gibi elimizle oyulur içine rendelenmiş kaşar peyniri koyup kapatılarak şekil verilir.
Teflon tavaya az sıvıyağ konup kızartılır. sıcak servis yapılır.
Tasks Free v1.3.4 Apk
v1.3.4 change log:
- Expandable notifications for Android 4.1 (Jelly Bean)
- Adjustments for 7" tablets (like Nexus 7)
- If you have a hardware keyboard, you can just start typing to create a new task
- Minor bug fixes
Task is a best Android application to use Google tasks in Android devices. Its light holo theme makes it more beautiful.
* Sync with Google Tasks at the core *
Sync with Google Tasks is not just another bullet point in an endless feature list, but lies at the heart of the application. Devs made the app to bring all the features you are enjoying online to your Android device.
* Tuned to the whole Android ecosystem *
Tasks uses the modern design language introduced with Android 4.0 Ice Cream Sandwich throughout the application.UI just feels right for the screen you are holding in your hands.
* Additional Features *
- Due date reminders
- Widgets
- Multiple Google accounts
- Light and dark theme
- Integration into Android sharing system
- Sort by rearranging or by due date
It is the free ad supported version of tasks and included all the features in the paid version.
Download
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
